Bir insan öldüğünde geriye fotoğrafları, yazdığı mektuplar ve söylediği sözler kalır. Ancak yapay zekâ teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte, hayatını kaybeden insanların seslerini ve konuşma biçimlerini taklit eden dijital kopyalar oluşturulmaya başlandı. Bu kopyalardan bazıları, ölen kişinin yakınlarıyla karşılıklı konuşmalar bile gerçekleştirebiliyor.
Dijital ölümsüzlük nedir, nasıl çalışır?
Dijital ölümsüzlük, insanların yaşamları boyunca bıraktıkları verilerden ölüm sonrasında kullanılabilecek sanal temsiller oluşturulmasına dayanıyor.
Ses kayıtları, videolar, mesajlar ve kişisel anlatılar yapay zekâ sistemlerine aktarılıyor. Bazı uygulamalar geçmişte kaydedilmiş yanıtları bulup dinletirken üretken yapay zekâ kullanan sistemler daha önce hiç söylenmemiş cümleler oluşturabiliyor.
Akademik literatürde bu uygulamalar deathbot ve griefbot olarak adlandırılıyor.
Yapay zekâ ile ölen insanlarla konuşmak gerçekten mümkün mü?
Çinli teknoloji girişimcisi Sun Kai, hayatını kaybeden annesinin dijital kopyasıyla konuşan kişilerden biri.
NPR'nin Temmuz 2024'te yayımladığı habere göre Sun, iş yerinde stres yaşadığında annesinin yapay zekâyla oluşturulmuş görüntüsüne ve sesine başvuruyor.
Benzer bir teknoloji geliştiren Eternos ise insanların henüz hayattayken kendi dijital kopyalarını hazırlamalarını sağlıyor. Associated Press'in haberinde, ölümcül hastalığı bulunan Michael Bommer'in ailesine sesini ve anılarını bırakmak amacıyla bu hizmeti kullandığı anlatılıyor.
Teknoloji, ölümden sonraki konuşmaları mümkün kılıyor. Ancak söylenen yeni sözlerin gerçekten ölen kişiyi temsil ettiği doğrulanamıyor.
Dijital ölümsüzlük yas sürecini nasıl etkiliyor?
Cambridge Üniversitesi'nden Tomasz Hollanek ve Katarzyna Nowaczyk-Basińska, 2024'te Philosophy & Technologydergisinde yayımladıkları araştırmada ölüm sonrası yapay zekâ uygulamalarının etik risklerini değerlendirdi.
Araştırmacılar, üç varsayımsal senaryo üzerinden özellikle çocukların korunması, karşılıklı rıza ve dijital kopyaların kapatılması üzerinde durdu.
Bu senaryolardan biri, ölen bir ebeveynin dijital kopyasıyla büyüyen çocuğun karşılaşabileceği sorunları ele alıyor. Araştırma, gerçekleşmiş psikolojik zararları ölçmüyor; olası tehlikeler için güvenlik önlemleri öneriyor.
Teknolojinin yas üzerindeki uzun vadeli etkileri henüz yeterince bilinmiyor.
Ölen insanların anıları teknoloji şirketlerinin mülkü mü oluyor?
Ekim 2025'te yayımlanan başka bir araştırma, dijital ölümsüzlüğün ekonomik boyutunu inceledi.
Cardiff Üniversitesi'nden Jenny Kidd ve King's College London'dan Eva Nieto McAvoy, Almaya, HereAfter, Séance AI ve You, Only Virtual adlı dört platformu analiz etti.
Araştırmaya göre bu hizmetler, kişisel anıları ticari sistemlerin içinde düzenliyor ve yeniden üretiyor. Böylece hatırlama deneyimi, şirketlerin sunduğu ücretli veya ticari hizmetlere bağlanabiliyor.
Bir kişinin dijital varlığının kim tarafından yönetileceği ve şirketin kapanması durumunda ne olacağı da belirsizliğini koruyor.
Ölümden sonra dijital kopyamızın silinmesini isteyebilir miyiz?
Facebook, kullanıcıların öldükten sonra hesaplarının anıtlaştırılmasını veya silinmesini tercih etmelerine olanak tanıyor. Ancak yapay zekâyla oluşturulan dijital kişiliklerde durum daha karmaşık.
Bir insan kendi sesinin gelecekte kullanılmasına izin verebilir. Yakınlarının o sesle konuşmayı isteyip istemediği ise ayrı bir karar.
Uzmanlara göre dijital kopyaların kullanımında ölen kişinin önceden verdiği rızanın yanı sıra yakınlarının psikolojik sağlığı ve kişisel verilerin korunması da dikkate alınmalı. Ancak bu hizmetlerin nasıl denetleneceği, dijital kopyaların ne kadar süre saklanacağı ve bunların silinmesine kimin karar vereceği konusunda henüz ortak bir uluslararası düzenleme bulunmuyor.
Teknoloji geliştikçe, ölümden sonra bir insanın dijital kimliği üzerinde kimin söz sahibi olacağı sorusu da önem kazanıyor.







