“Geçmiş yaşam” anılarını hatırladıkları öne sürülen çocuklara ilişkin 1.600’den fazla dosyayı inceleyen araştırmacılar, beklenmedik ölümlerle bu anıların ortaya çıkma süresi arasında dikkat çekici bir zaman ilişkisi saptadı. Bilim insanları bulgunun, yeniden doğma fikrini kanıtlamadığını vurgularken, verilerde görülen desenin mevcut açıklamalarla kolayca izah edilemediğini belirtiyor.
Beklenmedik ölüm, “ara verme süresini” kısaltıyor
Araştırma kapsamında, University of Virginia’nın Perceptual Studies biriminde 1960’lardan bu yana derlenen “Yeniden Doğma Tipi Olaylar” arşivindeki vakalar ele alındı. Bu tür olaylarda, çocukların başka bir kişinin hayatına dair ayrıntılar bildirdiği; söz konusu kişinin ise “geçmiş kişi” olarak tanımlandığı belirtiliyor.
Çalışmanın sonuçlarına göre, tespit edilen kişinin ölümü ani ya da beklenmedik gerçekleştiğinde, çocuğun bu anlatıları ortaya koymasına kadar geçen süre—ara verme süresi olarak adlandırılıyor—daha kısa oluyor. Araştırmacılar, ölümün beklenmedik olmadığı durumlarla kıyaslandığında bu sürenin anlamlı biçimde kısaldığını rapor etti.
Verilerde zamanlama açısından, 1.319 vakada ortanca ara verme süresi 16 ay olarak hesaplandı. Ölümün tamamen beklenmedik olduğu vakalarda ise ortanca süre 12 ayda kaldı. Araştırma ekibine göre bu, “en olası” olarak değerlendirilen ölümlerle kıyaslandığında yaklaşık yüzde 43’lük bir azalmaya karşılık geliyor.
Farklı etkenler hesaba katıldı: Etki yine sürdü
Çalışma yalnızca ölümün beklenmedik olup olmamasına bakmakla kalmadı. Araştırmacılar, doğrulanabilen bilgilerin niteliği, çocukların beyanlarının doğruluk düzeyi, ailelerin daha önce birbirini tanıyıp tanımadığı, sosyal statü ve dini inançlar gibi etkenleri de modele dahil etti. Buna rağmen zaman deseni korundu.
Sosyal psikolog Philip Cozzolino’ya göre etki, dini inançların yeniden doğmayı desteklemediği ailelerde daha da güçlü göründü. Ekip, bunun “sosyal inançların bu deseni yönlendirdiği” fikrini desteklemediğini ifade ediyor.
Yeniden doğmayı kanıtlamıyor, mekanizma da belirsiz
Bulgunun yeniden doğmanın gerçekleştiğine dair doğrudan bir kanıt sunduğu söylenmiyor. Araştırmacılar, iki olay arasındaki ilişkinin gücünün sınırlı olduğunu; beklenmedik ölümün ara verme süresindeki değişkenliğin yalnızca yaklaşık yüzde 2–3’ünü açıkladığını belirtiyor.
Ekip, kaydedilen desenin veri içinde görünür olmasına rağmen bunun mevcut psikososyal mekanizmalarla kolayca açıklanamadığını vurguluyor. Ayrıca dünyanın farklı kültür ve dini geleneklerinde, beklenmedik ölümlerin “yarım kalan işler” ve bağlar üzerinden yeniden doğuşu güçlendirebildiğine dair düşünceler bulunduğunu hatırlatıyor.
Araştırmayı yürüten Saeedeh Sadeghi ise bunun metafizik bir sonuca işaret ettiğini söylemek için verilerin yetersiz olduğunu; çalışmanın gözlemsel nitelikte olduğuna dikkat çektiğini ifade ediyor. Sadeghi, bulgunun kültürel ve psikolojik etkenlerle kolayca izah edilememesinin, daha fazla araştırma gerektiren bir durum oluşturduğunu belirtiyor.
Sonuçlar, Psychology of Consciousness: Theory, Research, and Practice dergisinde yayımlandı. Haberin doğruluğu ise Fiona MacDonald tarafından kontrol edildi; Fiona MacDonald tarafından düzenleme yapıldığı bildirildi.




