Evrenin neden hızlanarak genişlediği sorusu yıllardır bilim dünyasının odağında. Bu ivmeyi açıklamak için öne sürülen “karanlık enerji” hâlâ tam olarak çözülebilmiş değil; kaynaklarda evrenin yaklaşık yüzde 70’ini oluşturduğu belirtiliyor. Yeni bir çalışmada ise, evrenin uzak geçmişinden gelen hidrojenin sönük radyo parıltısı karanlık enerjiye dair ipuçları sunabilecek bir yöntem olarak öne çıktı.
Bu yaklaşımın merkezinde Kanada Hidrojen Yoğunluğu Haritalama Deneyi (CHIME) bulunuyor. CHIME ekibi, hidrojenin düşük enerjili radyo emisyonlarını kullanarak hem maddenin kozmik dağılımını takip etmeyi hem de karanlık enerjinin etkisini daha sistemli biçimde incelemeyi hedefliyor.
CHIME, karanlık enerjiyi “sinyal haritası” ile okumayı deniyor
Bilim insanları yaklaşık 25 yıldır evrenin genişleme hızının, “karanlık enerji” adı verilen gizemli bir etkiyle artırıldığını kabul ediyor. Bu bakış açısı, uzak galaksilerin mesafelerini ölçmek için kullanılan süpernova gözlemlerine dayanıyor ve 2011’de Nobel Fizik Ödülü’yle taçlandırılmıştı.
Karanlık enerjinin tam kaynağı ise belirsizliğini koruyor. Öte yandan CHIME’nin önerdiği yöntem, bu gizemi çözmeye daha erken dönemlerden başlayarak yaklaşmayı amaçlıyor. Proje, özellikle karanlık enerjinin her yere yayılan etkisini araştırmak üzere tasarlanmıştı. Hidrojenin sönük radyo parıltısı da bu çalışmada kilit rol oynuyor.
CHIME kapsamında elde edilen bulgu, karanlık enerji incelemelerinde “daha hızlı ve çok daha ucuz” bir rota sunmanın mümkün olabileceğini vurguluyor. Ayrıca ekip için bu çalışma, deneyin hedeflerine giden yolda önemli bir kilometre taşı niteliğinde.
Hidrojenin sönük parıltısı, kozmik geçmişi takibe yardım ediyor
Evrenin en yaygın elementlerinden biri olan hidrojen, yıldızların oluşumuna da temel malzeme olarak biliniyor. CHIME ekibi üyelerinden bilim insanı Arnab Chakraborty, hidrojenin sönük radyo emisyonunun “maddenin uzaya nasıl dağıldığını ortaya koyan kozmik bir iz sürücü gibi” davrandığını ifade etti.
CHIME, hidrojenin radyo parıltısını tek başına haritalayabildiğini göstererek yönteme güçlü bir zemin oluşturdu. Araştırma ekibi, mevcut verilerin yalnızca çok küçük bir bölümünü kullanarak bile bu doğrultuda adım atmaya başlamış durumda.
2019’da yapılan 94 gecelik gözlemler üzerinden, evren daha 5 milyar yaşındayken bir hidrojen sinyalinin tespit edildiği bildiriliyor. Bu dönemdeki ölçümlerin, evrendeki hidrojenin yaklaşık yüzde 2’sinin nötr atomik formda bulunduğunu gösterdiği kaydediliyor. Aynı zamanda sonuçların diğer ölçümlerle büyük tutarlılık taşıdığı belirtiliyor.
CHIME’nin çalışma ekibinde yer alan Shabbir Shaikh ise verilerin, o dönemde hidrojenin dağılımını ve kümelenmesini ölçme fırsatı sunduğunu; bunun da galaksilerin nasıl oluştuğunu ve evrimleştiğini anlamada yeni bir yol sağlayabileceğini söyledi. Ekip ayrıca, CHIME’nin şu ana kadar 7 yıllık veri topladığını ve bu verilerle Büyük Patlama’dan sonraki 3 milyar yıla kadar geri giderek hidrojenin dağılımını incelemeyi hedeflediğini aktarıyor.
“Karanlık enerji”nin neden var olduğu sorusu hâlâ cevapsız olsa da hidrojenin sönük radyo parıltısı, evrenin geçmişine dair daha ayrıntılı bir harita çıkarma fikrini güçlendiriyor. Bu tür yeni ölçüm yolları, hem karanlık enerjinin etkisini daha yakından anlamaya hem de evrenin genişleme hikâyesini daha sağlam verilere dayandırmaya katkı sağlayabilir.





