ABD ekonomisinde son 19 yılın ardından dikkat çekici bir eşik aşıldı. Artan enflasyon endişeleri ile hükümet ve şirketlerin büyüyen borçlanma ihtiyacı, ABD 10 yıllık Hazine tahvil getirisini yükseltti. Getiri, yüzde 5,02 seviyesini geçerek 2007’den bu yana en yüksek düzeye çıktı.
Tahvil faizlerindeki bu hızlı yükseliş, küresel piyasalarda satış baskısını artırırken altın tarafında da aşağı yönlü baskıyı güçlendirdi. Yatırımcılar, özellikle faiz kararları öncesinde risk iştahını şekillendirecek verileri ve gelişmeleri yakından takip ediyor.
Yüzde 5 psikolojik eşik yeniden gündemde
TD Securities ABD faiz stratejisti Molly Brooks, yüzde 5 seviyesinin yatırımcılar açısından belirleyici bir psikolojik eşik olduğunu söyledi. Brooks, “10 yıllık getirilerde yüzde 5 seviyesi yatırımcılar açısından açıkça önemli bir psikolojik eşik; bazı yatırımcıların düşüşten alım yapmak için belirlediği bir nokta olabilir” ifadelerini kullandı.
ABD 10 yıllık tahvil getirisi en son ekim 2023’te yüzde 5 seviyesini aşmıştı. Ancak bu seviyenin üzerinde yalnızca bir gün kalmıştı. Bu nedenle bugün görülen hareket, piyasalarda “kalıcı mı yoksa geçici mi?” sorusunu daha güçlü hale getirdi.
Petrol fiyatları enflasyon kaygısını büyüttü
Faizlerdeki ilk sıçramanın arka planında enerji fiyatlarındaki yükseliş bulunuyor. Hızla yükselen ham petrol fiyatları, Fed’in bu haftaki faiz kararı öncesinde enflasyonist baskılara ilişkin endişeleri artırdı.
Brent petrolün varil fiyatı 110 dolara yaklaşırken İngiltere ve Almanya tahvillerinde de değer kayıpları görüldü. Bu tablo, küresel tahvil piyasalarında pazartesi günü satış baskısının artmasına yol açtı. Enerji maliyetlerindeki yükselişin hızının kesildiğine dair sinyallerin zayıf kalması da yatırımcıların tahvil getirilerindeki hareketi daha yakından izlemesine neden oldu.
Tahvil faizleri altını baskılıyor, enflasyon riski dengeleyebilir
ABD 10 yıllık tahvil getirisinin yüzde 5,02’yi aşarak 2007’den bu yana zirveye gelmesi, küresel altın piyasası üzerinde de baskı oluşturuyor. ABD Hazine tahvillerinin sunduğu yüksek ve risksiz faiz getirisi, sabit bir getiri sağlamayan altını elinde tutmanın fırsat maliyetini yükseltiyor.
Öte yandan faiz oranlarındaki yükselişin doları güçlendirme ihtimali de ons altın üzerinde aşağı yönlü bir etki yaratabiliyor. Yani altın tarafında, “faizlerin yükseldiği ortamda yatırımcıların tercihi ne olur?” sorusu kritikleşiyor.
Bununla birlikte görünüm tek yönlü değil. Brent petrolün 110 dolara yaklaşmasıyla birlikte güçlenen küresel enflasyon endişeleri, altının geleneksel olarak “enflasyondan korunma” rolünü yeniden öne çıkarabilir. Tahvil piyasalarındaki sert satışlar ve küresel ekonomiye ilişkin belirsizlikler ise yatırımcıların güvenli liman arayışını artırarak altın fiyatlarındaki olası düşüşleri kısmen sınırlayabilir.
Uzmanlar, kısa vadede tahvil getirilerindeki yükselişin altın fiyatlarında aşağı yönlü düzeltmelere yol açabileceğini; ancak artan enflasyon risklerinin bu satışları bir ölçüde frenleyebileceğini değerlendiriyor. Piyasalarda önümüzdeki dönemde faiz patikası ve enerji fiyatlarının yönü belirleyici olacak.




