İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü “Ailem Güvende” operasyonu, LGBTİ+ derneklerine dönük işlemlerin öne çıkmasıyla birlikte yeniden tartışma konusu oldu. İlk belirlemelere göre ilk dalgada 6 LGBTİ+ derneği hakkında işlem yapıldığı; Kaos GL’nin Ankara’daki merkezinde de arama gerçekleştirildiği ve çok sayıda yönetici ile aktivistin gözaltına alındığı bildirildi.
Cumhuriyet’e konuşan sosyolog Semih Turan ve anayasa hukukçusu Şule Boyunsuz, operasyonların hukuki ve siyasi boyutuna dikkat çekti. Uzmanlar, derneklerin yıllardır yasal çerçevede faaliyet gösterdiğini belirterek “aile güvenliği” söyleminin gerçek toplumsal sorunları örtüp örtmediğini sorguladı.
Yıllardır yasal zeminde faaliyet diyenlere tepki
Sosyolog Semih Turan, operasyon kapsamında işlemin yürütüldüğü derneklerin büyük bölümünün uzun yıllardır yasal sınırlar içinde çalıştığını söyledi. Yaşananları, iktidarın siyasi yol haritasının devamı olarak okuduklarını belirten Turan, hukuki yönü bir yana bırakıldığında sürecin aynı çizginin sürdüğüne işaret etti.
Turan, “Önce sosyal medyada köpürtülüp sonrasında operasyonlarla devam eden bir süreç görüyoruz” diyerek tartışmaların önce gündemde büyütüldüğünü, ardından operasyonların geldiğini aktardı. Sürecin müstehcenlik tartışmalarıyla başladığını; sanatçılar ve sahne performansları üzerinden yürüyen tartışmaların ardından derneklere uzanan bir hatta ilerlediğini vurguladı.
LGBTİ+ bireylerin, siyasi iktidar açısından muhafazakâr seçmenin hassasiyetlerini harekete geçirmede “kullanışlı bir aparat” haline getirildiğini ifade eden Turan, “Adım adım yaşam biçimlerini dizayn etmeye yönelik girişimlerin son halkasıyla karşı karşıyayız” değerlendirmesinde bulundu.
Turan, “Aile güvenliği” söyleminin arkasında daha ağır sosyolojik sorunlar bulunduğunu savunarak, doğurganlık oranlarının düşmesi ve nüfusun yaşlanması; evlilik oranlarının düşmesi ve boşanmalardaki artış; kadın cinayetlerinin önlenememesi; yetersiz beslenmeye bağlı olarak küçük çocuklarda görülen gelişim sorunları gibi başlıkları sıraladı. Bu sorunların kapsamlı sosyal ve ekonomik politikalar gerektirdiğini söyleyen Turan, yapılanı “pal-yatif operasyonlar” olarak nitelendirdi.
Boyunsuz: Temel haklar ihlal ediliyor
Anayasa hukukçusu Şule Boyunsuz ise operasyonların, LGBTİ+ bireylerin doğrudan örgütlenme hakkı ile cinsel yönelimlerine yönelik bir müdahale gibi göründüğünü ifade etti. Boyunsuz, hukuken Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi açısından ciddi sorunlar bulunduğunu belirterek özel hayatın mahremiyeti, kişi özgürlüğü ve güvenliği ile örgütlenme özgürlüğüne ilişkin temel hakların ihlal edildiğini söyledi.
İktidarın ekonomik ve sosyal sorunların yarattığı tabloyu farklı bir “düşman” üzerinden örtmeye çalıştığını savunan Boyunsuz, “Cinsel yönelimleri rejimin dünya görüşüne uygun olmayan insanlar ve hak savunucuları ötekileştiriliyor, hedef haline getiriliyor” dedi. Bunun aileyle ya da aileyi korumakla ilgisinin olmadığını vurgulayan Boyunsuz, yaklaşımın “bilimsellikten, hukuktan ve insanlıktan uzak” olduğunu dile getirdi.
Tartışma, “Ailem Güvende” operasyonunun ardından da büyüdü. Aileyi gerçekten tehdit ettiği belirtilen kadın cinayetleri, şiddet, çocuk yoksulluğu, işsizlik ve ekonomik kriz gündemde kalırken; yıllardır yasal zeminde faaliyet gösteren derneklerin hedef alınması, “aileyi koruma” söyleminin sınırlarını yeniden tartışmaya açtı. Uzmanların ortak vurgusu ise derneklerin denetlenmesi gerektiği kabul edilse dahi, toplumdaki sorunların kaynağını bu yapıların tek başına oluşturduğunu söylemenin “derin bir haksızlık” olduğuna yöneldi.




