Son dönemde LGBTİ+ dernekleri ve hak savunucularına yönelik operasyonlar ile bazı internet sitelerine getirilen erişim engelleri TBMM gündemine taşındı. EMEP Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yanıtlaması istemiyle soru önergesi vererek, “Ailenin korunması” söyleminin hedefi nasıl açıklayacağını sordu.

Karaca, 12 Eylül’de İstanbul 7. Sulh Ceza Hakimliği kararına atıf yaparak, aynı gecede 15 ilde adreslere yönelik operasyonların düzenlendiğini; ofislere yapılan müdahalelerde çok sayıda kişinin gözaltına alındığını veya ifadeye çağrıldığını öne sürdü.

İstanbul’daki dernek ofislerine polis ve çilingirle müdahale iddiası

Sevda Karaca, soru önergesinde 12 Eylül’de İstanbul 7. Sulh Ceza Hakimliği’nin kararı doğrultusunda bazı LGBTİ dernekleri, yayın organları ve internet sitelerine erişim engelleri getirildiğini ifade etti. Karaca, kararın verildiği gece 15 ilde LGBTİ derneği, işletme ve hak savunucularının adreslerine yönelik operasyonlar gerçekleştirildiğini belirtti.

Karaca’ya göre, İstanbul’da SPoD ve HEVİ LGBTİ+ derneklerinin ofislerine polis eşliğinde girildi. Pozitif Yaşam Derneği ile Pozitif-İz Derneği’nin ofislerinin ise çilingirle açıldığı aktarılırken, çok sayıda kurucu, yönetici ve üyenin gözaltına alındığı ifade edildi.

Öte yandan Karaca, Mersin’de Muamma LGBTİ+ ve Mersin 7 Renk LGBTİ+ Dayanışma Derneği’ne yönelik işlemler yapıldığını, İzmir, Kuşadası ile İstanbul’un Beyoğlu ve Şişli ilçelerinde de gece kulüpleri ve işletmelerin bulunduğu adreslerde aramalar gerçekleştirildiğini söyledi.

Hürmüz toplantısı ertelendi, Husiler Hamis Muşayt’ı vurdu: Enerji krizi büyüyor
Hürmüz toplantısı ertelendi, Husiler Hamis Muşayt’ı vurdu: Enerji krizi büyüyor
İçeriği Görüntüle

En az 50 kişi için gözaltı/ifade çağrısı ve dijital ekipman iddiası

Karaca, söz konusu operasyonlarda en az 50 hak savunucusunun gözaltına alındığını veya ifadeye çağrıldığını savundu. Ayrıca polislerin bilgisayar, telefon, tablet ve bellek gibi dijital ekipmanlara el koyduğunu öne sürdü.

EMEP’li vekil, yasal olarak faaliyet gösteren derneklerin hedef alınmasını “baskı” olarak nitelendirdi. Karaca, çilingirlerle kapıların kırılarak arama yapılması ve kamuoyuna siyasi kılıflarla sunulan bu operasyonların, örgütlenme özgürlüğü ve insan haklarına yönelik açık bir baskı politikasının ürünü olduğunu söyledi.

Soru önergesinde Karaca, “Bir LGBTİ derneğinin kapısına polis dayandığında, bir hak savunucusu gece evinden alındığında, bir dayanışma kanalına erişim engellendiğinde hangi aile güvenceye alınmış oluyor?” diyerek yanıt aradı. Karaca, şiddet gördüğü evden çıkmaya çalışanların barınma imkânı bulup bulmadığını ve “Ailem Güvende” adını verdiği operasyonların ardından kadınların erkekler tarafından öldürülmeyeceğine dair nasıl bir güvence verildiğini sordu.

Karaca ayrıca güvenlik gerekçesinin aile içinde yaşanan şiddet karşısında ne anlama geldiğini sorguladı. “Ailenin korunması” söyleminin LGBTİ düşmanlığına gerekçe yapılıp yapılmayacağını belirten Karaca, LGBTİ’lerin varlığından haberdar olmanın hangi gerekçeyle istismar anlatısının parçası haline getirildiğini de dile getirdi. Destek mekanizmalarını itibarsızlaştırmanın bedelini kimin ödeyeceğini soran Karaca, “Ailenin içinde yardım bekleyenleri nasıl koruyacak?” görüşünü de öne çıkardı.