ABD’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dönüşünün ardından gazetecilerin gündeme dair sorularını yanıtladı. Türkiye’yi etkileyen fon krizi ve borsada yaşanan gelişmelere değinen Erdoğan, “Sorumluluğu olan kim varsa, bunlardan hukuk önünde hesap sorulacaktır” ifadelerini kullandı.
Erdoğan’ın açıklamaları bununla sınırlı kalmadı. BM reformu, çözüm süreci, ABD-İran hattındaki gerilim ve “Mekke Savunma Anlaşması” gibi başlıklara da temas edildi.
Fon krizi için “haksızlık” vurgusu
Fon soruşturması ve sermaye piyasalarında yaşanan dalgalanmayla ilgili sorular üzerine Erdoğan, sorunun sınırlı bir alanda oluştuğunu belirtti. Erdoğan, “Sermaye piyasalarının sınırlı bir alanında, belli sayıda fonda ortaya çıkan bir sorundan söz ediyoruz” diyerek, yaşananları tüm Türkiye ekonomisini kapsayan bir risk gibi göstermenin doğru olmayacağını savundu.
Erdoğan, bu durumun “piyasanın tamamına dair bir problem” şeklinde resmedilmesinin Türk Borsası’na haksızlık olacağını söyledi. Açıklamalarında sermaye piyasası ilkeleri ve hukuk çerçevesinde adımların atıldığını vurgulayan Erdoğan, ilgili kurumların süreci yakından takip ettiğini aktardı.
Erdoğan ayrıca yargı tarafında başlatılan soruşturmalarda gözaltı ve tutuklamalar yaşandığını kaydetti. Krizin şeffaf ve hassas biçimde yürütülmesi gerektiğini ifade eden Erdoğan, kendi talimatının da bu yönde olduğunu dile getirdi.
Erdoğan’ın açıklamasının önemli bölümünde, sorumlulara yönelik hukuk sürecinin işletileceği mesajı yer aldı. Erdoğan, “Ne uğruna olursa olsun kimsenin selden kütük kapma yarışına girmeye, insanımızı tedirgin etmeye hakkı yoktur” ifadeleriyle sorumluluk çağrısı yaptı.
BM veto düzeni ve küresel temsil çağrısı
Erdoğan, BM’de yapılan reform tartışmalarına ilişkin bir soru üzerine, veto yetkisinin 5 ülkeye bağlı kalmasını eleştirdi. “190’dan fazla ülkenin iradesinin 5 ülkenin veto yetkisiyle sınırlandırıldığı bir Birleşmiş Milletler” ifadesini kullanan Erdoğan, bu yapının küresel istikrarı sağlamakta zorlandığını savundu.
Erdoğan, sadece veto sahibi ülkeleri koruyan mevcut modele karşı çıkarak, “bütün üyeleri kuşatan” bir mekanizmaya geçilmesi gerektiğini söyledi. Genel Kurul’un güçlendirilmesini isteyen Erdoğan, yeni yapıda seçilmiş üyelerin belirli sürelerle görev yapacağı ve yeniden görev almak isteyenlerin güveni yeniden kazanması gerektiği gibi bir yaklaşımı dile getirdi.
Erdoğan’a göre dünyanın sorunlarına çözüm üretme ve karar alma süreçlerinde daha adil bir sistem oluşturulmalı; yalnızca beş üyenin değil tüm üyelerin katkısı öne çıkmalı.
Hürmüz, “Mekke Savunma Anlaşması” ve çözüm süreci
Erdoğan, Hürmüz Boğazı’na ilişkin değerlendirmelerinde, bölgedeki gerilimin yalnızca İran ile ABD arasındaki bir mesele olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti. Hürmüz’de seyrüsefer serbestisinin korunması gerektiğini söyleyen Erdoğan, ticari gemi trafiğindeki azalmanın meselenin boyutunu ortaya koyduğunu belirtti.
Diyalog ve müzakere vurgusu yapan Erdoğan, “yeni cephelerin değil, yeni diplomasi kanallarının” açılması gerektiğini savundu. Ayrıca müzakerelere dönülmesi gerektiğini muhataplarına ilettiklerini aktardı.
“Terörsüz Türkiye” olarak adlandırılan çözüm sürecine de değinen Erdoğan, çerçeve yasanın Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından ortaya konduğunu, ilgili mekanizmaların kurulduğunu ve sürecin ilerlediğini söyledi. Erdoğan, yasanın uygulanabilmesi için örgütün fiilen silah bırakması ve tasfiye sürecinin tamamlanması gerektiğini belirtti.
Mekke Savunma Anlaşması’na ilişkin olarak da Erdoğan, anlaşmanın doğru yolda atılmış güçlü bir adım olduğunu dile getirdi. Zorlu bir coğrafyada kurumsallaşma çalışmalarının tamamlanmasıyla yolun daha da güçleneceğine inandığını söyledi.




