YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Bursa’nın Mudanya ilçesine bağlı Çağrışan Mahallesi’nde üzüm üreticileriyle görüştü. Üretim maliyetlerindeki artışın çiftçiyi geçim derdine sürüklediğini belirten Özel, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Al ananı da git” sözünü hatırlatarak çiftçiye bakışı hedef aldı. Özel, “planlı üretim” ve doğru destekleme gibi adımlarla yeni bir tarım dönemi gerektiğini söyledi.
Erdoğan’ın sözlerini hatırlattı
Özel konuşmasına, Bursa’da geçtiğimiz ay çiftçilerin sorunlarını yerinde dinlediklerini ve Türkiye genelinde de yankı bulan bir gündem oluşturduklarını söyleyerek başladı. Ardından Erdoğan’ın “Anamız ağladı” benzetmesine karşılık “Al ananı da git” diyen sözünü gündeme getirerek, bunun çiftçiyi küçümseyen bir yaklaşımı yansıttığını ifade etti.
Konuşmasında çiftçinin yükünü artıran koşulları örneklerle anlatan Özgür Özel, özellikle sofralık üzüm özelinde alım fiyatları ve maliyetlerdeki dengesizliğe dikkat çekti. Çağrışan Karası isimli üzümden hareketle geçen yılki fiyatların ve yakıt maliyetlerinin yükseldiğini, buna rağmen üreticinin elindeki gelirin geçimini sağlamaya yetmediğini dile getirdi.
Artan maliyetler üreticiyi zorluyor
Üreticilerin yaşadığı sıkışmayı anlatan Özel, sel ve hasat sonrası kayıpların “çere çöpe karışma” anlamına gelebileceğini belirtti. Bu durumda üzümün şaraplık ya da alkol üretimi için daha düşük fiyattan satılmak zorunda kaldığını söyledi. Özel, mazot maliyetinin yükselmesine karşın ürün satış fiyatlarının aynı oranda toparlanmadığını vurguladı.
Özel ayrıca işçilik ve hasat maliyetlerinin hesap edildiğinde çiftçinin sadece üretimden geçinmesinin mümkün olmadığını savundu. Tarlada emeğin büyüdüğünü, buna rağmen ürünün alınmasına ilişkin düzenin üreticiyi mağdur ettiğini öne sürdü. Konuşmasında, “dönümünde” işçilik ve hasat giderleri üzerinden bir maliyet değerlendirmesi yaparak geçim dengesinin kurulamamasının altını çizdi.
Çiftçi yaşlanıyor, gençler tarladan uzaklaşıyor
Özgür Özel’in konuşmasının önemli başlıklarından biri çiftçi yaşının yükselmesi oldu. Çiftçiliğin giderek yaşlı nüfusa sıkıştığını, gençlerin ise geçim kaygısıyla tarımdan uzaklaştığını söyledi. Özel, “Üç genç çiftçiden ikisi asgari ücret bulursa farklı bir işe yöneliyor” diyerek tarımda sürdürülebilirliğin zedelendiğini anlattı.
Ekonomik sıkıntının yalnızca yerel üretim sorunlarından değil, fiyat artışları ve genel enflasyon tablosundan da beslendiğini ifade eden Özel, Türkiye’de gıda maliyetlerinin yüksek seyrettiğini savundu. Avrupa’daki göstergelerle kendi ülkesindeki gıda enflasyonu arasında fark olduğuna dikkat çekerek, üreticinin daha da zorlandığını söyledi.
Kredi ve sigorta düzenine eleştiri
Özel, kredi süreçlerinde yaşanan problemleri de gündeme getirdi. Kredi alabilmek için tapu ipoteği ve ek yükümlülükler istendiğini, sigorta süreçlerinde ise afet sonrası kapsam tartışmalarının üreticinin zararını büyüttüğünü öne sürdü. “Borcunu ödeyemeyecek hale gelince yüzüstü bırakılıyor” diyerek çiftçinin sistem içinde korunmadığını savundu.
Çözüm olarak planlı üretimi öne çıkardı. Dünya pazarına bakarak doğru ürünü doğru yerde yetiştirme, teşvikleri zamanında uygulama ve alım garantisi üzerinden güvenli bir gelir düzeni oluşturma gerektiğini anlattı. Özel, devletin soğuk hava depoları, lisanslı alım anlaşmaları ve ürünlerin depolanması, ihracatı ile tahsilat süreçlerinde devreye girmesinin önemini vurguladı.
“Emeğini sömüren kara düzen” eleştirisi
Konuşmasının sonunda Özgür Özel, tarımda üreticinin alın terini gören ve tarlayı ipotek yüküne teslim etmeyen bir anlayış istediğini söyledi. “Tarlada alın teri döken insanın emeğini biliyorum” diyerek kendi köklerinden de bahsetti; bağcılıktan traktörle çalışmaya, süt üretimine ve tarım işçiliğine uzanan bir hayat deneyimi üzerinden çiftçiye yakınlığını ifade etti.
Özel, Bursa’dan Tarım Bakanı çıkarma hedefini de dile getirerek çiftçilerin yüzünü güldürmeyi amaçladıklarını söyledi. Bursa’nın sanayide ve tarımda hak ettiği yere gelmesi gerektiğini savunan Özel, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün size değer verenlerin yeni düzeni gelecek” diyerek konuşmasını tamamladı.





