55 yaşın altındaki yetişkinlerde son yıllarda artan kanser vakaları, araştırmacıların dikkatini biyo-lojik yaşlanmaya çevirdi. ABD ve İngiltere ortaklığında yürütülen çalışma, kanser riskinin sadece yaşla değil, hücrelerin takvim yaşından ne kadar hızlı ilerlediğiyle de ilişkili olabileceğini gösterdi. Sonuçlara göre biyolojik yaşı önde giden bireylerde erken kanser riski yüzde 15’e kadar yükselebiliyor.
Takvimden hızlı hücresel yaşlanma
Çalışmada, 55 yaş altındaki nüfusta belirginleşen kanser artışının arkasında hücresel düzeyde hızlanan biyolojik yaşlanmanın bulunduğu belirlendi. Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi öncülüğünde yürütülen araştırma; İngiltere ve ABD’den 160 bini aşkın kişinin genetik, biyolojik ve yaşam tarzına dair verilerini inceledi.
Analizler, modern kuşakta doğan kişilerin vücutlarının, aynı takvim yaşındaki önceki nesillere kıyasla hücresel ve organ düzeyinde daha “yaşlı” bir biyolojik profile sahip olduğunu ortaya koydu. Başka bir ifadeyle, bazı bireylerin biyolojik sistemleri kronolojik yaşın gerektirdiğinden daha hızlı yıpranma eğilimi gösteriyor.
Bu hızlanma, erken yaşta görülen kanser riskini artırabiliyor. Araştırma bulgularında, biyolojik yaşı kronolojik yaşından daha hızlı ilerleyen kişilerde erken kanser riskinin yüzde 15’e kadar yükseldiği ifade edildi.
Akciğer, rahim ve bağırsakta daha güçlü bağ
Hızlanan biyolojik yaşlanmanın özellikle bazı kanser türleriyle bağlantısına da dikkat çekildi. Araştırmacılar, vücuttaki farklı sistemlerin yaşlanma hızının değişmesinin, farklı tümör türlerini tetikleyebileceğini vurguladı.
Bu kapsamda bağışıklık sisteminin erken yaşlanmasının akciğer kanseriyle ilişkili olduğu; yağ dokusunun hızla yaşlanmasının ise kalın bağırsak kanseri vakalarını tetikleyebildiği gözlemlendi. Çalışmada ayrıca hücresel düzeyde hızlanan yaşlanma sürecinin rahim ve mide-bağırsak sistemi kanserleriyle de doğrudan bağlantı gösterebildiği belirtildi.
Çalışmanın yazarlarından Dr. Yin Cao, modern çevre koşulları ve yaşam tarzının vücutta bıraktığı hücresel izlerin kanser yatkınlığını artırabildiğini söyledi. Dr. Cao, biyolojik yaş ölçümlerinin gelecekte koruyucu sağlık yaklaşımlarında kritik rol oynayabileceğini ifade etti.
Yapılan değerlendirmeye göre, bu ölçümler sayesinde henüz sağlıklıyken yüksek riskli genç bireylerin erken dönemde tespit edilmesi mümkün olabilir. Böylece tarama ve önleyici tıbbi müdahaleler daha erken yaşlarda başlayabilir.




