DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Cengiz Çandar, iktidarla yürütülen “süreç”te gelinen noktayı değerlendirirken güven duygusunun zedelendiğini söyledi. Barzani çizgisindeki Rudaw’ın sorularını yanıtlayan Çandar, sürecin olumlu sonuç vermesi için adımların somutlaşması gerektiğini vurguladı.
Çandar, Selahattin Demirtaş’ın özgürlüğü ve kayyım uygulamalarının gölgesinin hâlâ sürdüğünü belirterek, bu başlıkların sürece dair kuşkuları büyüttüğünü ifade etti. Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanı adayı olması halinde DEM Parti’nin tutumu sorusuna da “bakılır duruma” ifadesiyle yanıt verdi.
“Güvensizlik oluştu”: İki başlık öne çıktı
Rudaw’ın sorusu üzerine konuşan Cengiz Çandar, “süreç”e karşı halkta güvensizlik oluştuğunu, atılacak birkaç adımın bu güvensizliği güvene çevirebileceğini savundu. Çandar’a göre bu adımların başında, “bu süreçten bağımsız olarak şu anda hapishanede bulunmamaları gereken” isimler geliyor.
Çandar, özellikle Selahattin Demirtaş’ın özgür şekilde topluma girmesi gerektiğini belirtti. Demirtaş’ın özgürlüğü sağlanmadıkça, devlet açısından bakıldığında sürecin olumlu bir sona doğru gittiğine dair kuşkuların süreceğini söyledi.
Çandar ayrıca kayyım meselesine dikkat çekti. Mardin’de seçilmiş belediye başkanı Ahmet Türk ve benzer belediye başkanlarıyla ilgili durumun uzun süredir değişmediğini ifade eden Çandar, bunun “bunca zaman geçmiş olmasına rağmen” sürdüğünü kaydetti. Çandar, bu noktada Devlet Bahçeli’nin iktidar ortağı olarak görüldüğünü hatırlatarak, Ahmet Türk’le defalarca görüşüldüğünü söyledi.
Bahçeli’nin açıklaması ve Öcalan vurgusu
Çandar, Devlet Bahçeli’nin “Öcalan komisyonun başındadır” açıklamasının da gündemdeki başlıklardan biri olduğunu dile getirdi. Bahçeli’nin açıklamasının, PKK’nin uzun süredir gündeme getirdiği Abdullah Öcalan’ın statüsüne dair bir çerçeve oluşturduğu yorumunu beraberinde getirip getirmediği sorusuna yanıt veren Çandar, bunun netleşmesi gerektiğini söyledi.
Çandar, “Onun somutlaşması lazım” diyerek, Bahçeli’nin ısrarla Abdullah Öcalan’ın bir “sıfatla” yani bir “statüyle” rol alması gerekliliğini dile getirdiğini ifade etti. Çandar, “Bugün yine konuştu” diyerek, Bahçeli’nin aynı vurguyu sürdürdüğünü aktardı.
Kaynakta yer alan değerlendirmeye göre Çandar, bazı bilgilere dayanarak Abdullah Öcalan’ın yakın bir gelecekte, Bahçeli’nin de kendi ifadeleriyle ilişkilendirilen “barış ve siyasallaşma komisyonu”na bağlı bir alt komisyonun başında bulunması ve koordinasyon işinde rol almasının beklendiğini söyledi.
Erdoğan’a destek: “Aritmetik” ve “anayasa” şartı
DEM Parti’nin Erdoğan’ın yeniden adaylığı tartışmaları karşısındaki konumunu nasıl belirleyeceğine ilişkin soru üzerine Çandar, iki ayrı cevabın bulunması gerektiğini söyledi. Çandar’a göre ilk mesele, Erdoğan’ın “aritmetik olarak” DEM Parti’ye ihtiyaç duyup duymadığı.
Çandar, Erdoğan’ın seçim için ya da mecliste çoğunluk için DEM Parti’ye ihtiyaç duymayacağını düşünmesi durumunda sürecin farklı akabileceğini, ancak seçilmesi için Kürt oyuna ihtiyaç varsa bunun DEM Parti’nin önemini gösterdiğini belirtti. Çandar, aritmetik için de seçim için de DEM Parti’ye ihtiyaç duyulması halinde, gündemdeki çerçevenin değişeceğini savundu.
Bu noktada Çandar, Erdoğan’ın meclise açış konuşmasına bir hafta önce de yaptığı açıklamalarda öne çıkan iki başlığa işaret etti. Çandar’a göre bunlardan ilki, “terörist Türkiye” vurgusundan geri dönüş olmadığının özellikle söylenmesi; ikincisi ise yeni anayasa söylemi.
Çandar, yeni anayasada DEM Parti’nin gündeminde olan 42. ve 66. maddeler bulunduğunu belirterek, bu maddelerin vatandaşlık tanımı ve Kürtlerin eşit yurttaşlığını etkileyen bir anlam taşıdığı görüşünü dile getirdi. Çandar, ana dilde eğitim konusunda da Kürtçeye dair engelleri kaldıracak bir anayasa değişikliği sözü verilmesi halinde konunun “bakılır duruma” geleceğini ifade etti.




