Marmara Denizi’nde Yalova açıklarında saat 22.08’de meydana gelen 3,5 büyüklüğündeki deprem, İstanbul başta olmak üzere çevre illerde hafif şekilde hissedildi. Depremin ardından bölgedeki fay hatlarına ilişkin değerlendirmeler de yeniden gündeme geldi.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre depremin derinliği 7,96 kilometre olarak ölçüldü. Prof. Dr. Şener Üşümezsoy ise sarsıntının ana fay üzerinde gerçekleşmediğini belirtti.

BVR-19 ile Güneşten Hidrojen: Sudan “Daha Ucuz” Yeşil Üretim Hedefi
BVR-19 ile Güneşten Hidrojen: Sudan “Daha Ucuz” Yeşil Üretim Hedefi
İçeriği Görüntüle

Deprem “ana fay” yerine tali kolda mı?

Şener Üşümezsoy, depremin ana Marmara Fayı veya kamuoyunda “Adalar Fayı” olarak bilinen hat üzerinde meydana gelmediğini ifade etti. Üşümezsoy, bu tür sarsıntıların 1999 Gölcük Depremi sonrasında ikincil fay kollarında oluşan gerilme değişimleriyle ilişkili olabileceğini savundu.

Depremin yaklaşık 1 kilometrekarelik küçük bir fay düzlemindeki kırılmadan kaynaklandığını söyleyen Üşümezsoy, tali nitelikteki fay kollarının büyük deprem üretme potansiyelinin sınırlı olduğuna dikkat çekti. Ona göre bu tip hareketlilikler, daha çok daha küçük ölçekli kırılmalar şeklinde ortaya çıkıyor.

Üşümezsoy ayrıca, 1999 depreminde ana fay hattının kırılmasıyla biriken gerilimin boşaldığını; buna karşın ikincil fay kollarında daha sınırlı ölçekte hareketlilik görülebileceğini dile getirdi. Bu değerlendirme, İstanbul’da hissedilen sarsıntının nedeninin ana kırılma değil, tali hatlar olabileceği yönünde şekillendi.

Kartal-Tuzla çevresinde hissedilmesi nasıl açıklandı?

İstanbul’un özellikle Kartal ve Tuzla çevresinde, Anadolu Yakası’nın kıyı kesimlerinde hissedilen sarsıntıyı da değerlendiren Üşümezsoy, bunun kuzeye ve Tuzla yönüne uzanan ikincil ve verev fay kollarıyla ilişkili olabileceğini söyledi.

Üşümezsoy, söz konusu depremin ana fay hattında büyük ölçekli bir kırılma belirtisi taşımadığı görüşünü bir kez daha yineledi. Sarsıntı sonrasında “büyük deprem yaklaşıyor” tartışmalarının gündeme gelmesi üzerine, Adalar Fayı’na ilişkin beklentilere de değindi.

Adalar Fayı’nda büyük deprem beklentisinin bilimsel bir zemini olmadığını ileri süren Üşümezsoy, bölgede hareketlilik gösteren fayların ana fay niteliği taşımadığını aktardı. Ona göre bu hatlar, ana fayla kesişen küçük tali kollar olarak değerlendirilmeli.

Üşümezsoy, “Adalar Fayı ölü bir faydır” görüşünü dile getirerek, bölgede görülen küçük ölçekli sarsıntıların büyük bir depremin habercisi olarak yorumlanmaması gerektiğini vurguladı.