Neden kilolu kızlar ergenken hep “erkek fatma” oluyordu?

Bu soruyu sorduğumda aslında yalnızca bir giyim tarzından, bir çocukluk lakabından ya da ergenlik döneminde seçilmiş masum bir kimlikten bahsetmiyorum. Daha derin, daha can sıkıcı, daha öfkelendirici bir şeyden bahsediyorum.

Çünkü bazı kız çocukları gerçekten erkek fatma olduğundan değil de “KIZ” olmalarına izin verilmediği için erkek fatma oluyordu.

Evet, bu cümleyi bilerek böyle kuruyorum.

Çünkü biz büyürken kadınlık bize doğal bir varoluş hali olarak öğretilmedi. Kadınlık bize bir hak gibi değil, bir sınav gibi sunuldu. Bir kız çocuğu olarak doğmak yetmiyordu. “Kız gibi” sayılmak için ayrıca “İNCE” olman gerekiyordu.

Güzel olman gerekiyordu. Zarif olman gerekiyordu. Küçük görünmen gerekiyordu. Yer kaplamaman gerekiyordu. Fazla yememen gerekiyordu. Fazla gülmemen gerekiyordu. Fazla terlememen, fazla konuşmaman, fazla istememen gerekiyordu…

Yani aslında kız olmak bile belli şartlara bağlanmıştı.

Kilolu Kızlar Neden Ergenlikte “Erkek Fatma” Oluyor (1)

Ve kilolu kız çocukları bu şartların daha en başında eleniyordu.

Çünkü ergenlikte bize sürekli aynı şey gösteriliyordu:

Güzel kızlar ince olurdu.

Hoşlanılan kızlar ince olurdu.

Filmlerdeki kızlar ince olurdu.

Dizilerdeki kızlar ince olurdu.

Dergilerdeki kızlar ince olurdu.

Bir erkeğin uzaktan bakıp aşık olduğu kız ince olurdu.

Okul koridorunda herkesin dönüp baktığı kız ince olurdu.

Beden eğitimi dersinde tişörtü üstüne güzel oturan kız ince olurdu.

Yaz tatilinde bikini giyince “ne kadar güzel olmuş” denilen kız ince olurdu.

Kilolu kız ise ne olurdu?

Komik olurdu.

Arkadaş canlısı olurdu.

Dert dinlerdi.

Espri yapardı.

Kendisiyle dalga geçilmeden önce kendiyle dalga geçmeyi öğrenirdi.

Çünkü biri seni incitmeden önce sen kendini şakaya vurursan, belki daha az acır sanırdın.

Kilolu Kızlar Neden Ergenlikte “Erkek Fatma” Oluyor (3)

Bazen insanlar patriyarkayı çok büyük ve uzak bir şey sanıyor. Oysa benim hatırladığım patriyarka bir televizyon ekranıydı. Bir gençlik filmiydi. Bir okul koridoruydu. Bir erkek çocuğunun arkadaşının kulağına eğilip attığı kahkahaydı. Bir erkek çocuğunun hoşlandığı kişinin "yanlış kişi" olduğuna karar veren görünmez bir jüriydi. Çünkü bize kimse çıkıp açık açık "kilolu kızlar sevilmez" demedi. Buna gerek de yoktu. Bu mesaj zaten her yerdeydi.

Hayır! Bu sadece çocukluk şakası değildi. Bu, beden üzerinden kurulan bir hiyerarşiydi. Bu, kız çocuklarının çok erken yaşta arzu edilebilirlik sıralamasına sokulmasıydı. Bu, erkek çocuklarının da çok erken yaşta hangi kızlardan hoşlanmalarının “makbul”, hangi kızlardan hoşlanmalarının “utanç verici” olduğunu öğrenmesiydi.

Çünkü patriyarka yalnızca kadınlara ne olmaları gerektiğini öğretmez. Erkeklere de neyi arzulamaları gerektiğini öğretir. Hangi kadının yanında durursa statü kazanacağını, hangi kadının yanında durursa arkadaş grubunun alay konusu olacağını öğretir.

Bir erkek çocuk kilolu bir kızla fazla konuştuğunda hemen şakalar başlardı.

Bu şakaların hepsi masum gibi görünür. Ama değil. Çünkü onların altında şu mesaj vardır: “Bu kızdan hoşlanmak utanılacak bir şey.” Ve o erkek çocuk, eğer sosyal olarak hayatta kalmak istiyorsa, o kızdan uzak durmayı öğrenir. Belki gerçekten hoşlanmıştır. Belki onunla konuşmayı seviyordur. Belki yanında rahattır. Ama arkadaş grubunun erkeklik mahkemesinden geçemeyeceğini bilir.

Erkek çocuklarının birbirini böyle denetlemesi tesadüf değil. Patriyarka erkekliği de sürekli sınava tabi tutar. “Doğru kızdan hoşlanacaksın.” “Doğru şekilde davranacaksın.” “Zayıf görünmeyeceksin.” “Alay konusu olmayacaksın.” “Erkekliğini ispat edeceksin.”

Ve bu erkeklik sınavının bedelini çoğu zaman kızlar öder.

Özellikle de toplumsal güzellik standardının dışında kalan kızlar.

Kilolu Kızlar Neden Ergenlikte “Erkek Fatma” Oluyor (5)

Kilolu kızlar bu sistemin içinde iki kez cezalandırılır. Birincisi, bedenleri yüzünden. İkincisi, o bedene rağmen kadınsı olmak istedikleri için.

Çünkü kilolu bir kız feminen olmaya çalıştığında sistem onu hemen hizaya sokar. Elbise giyerse “kendine yakıştırmış mı?” diye bakılır. Makyaj yaparsa “fazla mı iddialı olmuş?” denir. Birinden hoşlanırsa “kendini ne sanıyor?” havası yaratılır. Flört etmek isterse, sanki arzu edilmek yalnızca belli bedenlere verilmiş bir ruhsatmış gibi davranılır.

İşte bu yüzden bazı kızlar yarıştan çekilir.

Daha doğrusu yarıştan çekilmiş gibi yapar.

“Ben zaten elbise sevmiyorum.”

“Ben zaten makyaj yapmam.”

“Ben zaten erkeklerle takılırım.”

“Ben zaten kızlar gibi değilim.”

Bu cümlelerin hepsi bazen gerçek olabilir. Ama bazen de bir zırhtır.

Çünkü insanın kendisine yasaklanan bir şeyi istemediğini söylemesi, onu isteyip de alamadığını kabul etmesinden daha az acıtır.

Bu yüzden erkek fatmalık bazı kızlar için yalnızca bir tarz değil, bir hayatta kalma stratejisiydi.

Bol tişörtler sadece kıyafet değildi.

Kapüşonlular sadece rahat olduğu için giyilmiyordu.

Bazen bütün bunlar görünmezlik peleriniydi.

Çünkü kadınsı olmaya çalıştığında incitiliyordun. Ama erkeklerden biri olduğunda rahat bırakılıyordun. Erkeklerden biri olduğunda artık flört ihtimali değildin. Artık “kanka”ydın. Artık tehdit değildin. Artık dalga geçilecek bir arzu nesnesi değildin. Artık kimsenin senden hoşlanması gerekmiyordu, çünkü sen oyunun dışında kalmıştın.

Oyunun dışında kalmak çoğu zaman özgürlük gibi görünürken aslında dışlanmanın başka bir biçimiydi.

Kilolu Kızlar Neden Ergenlikte “Erkek Fatma” Oluyor (6)

Çünkü sana deniyordu ki: “Kadın olabilirsin ama bizim kadın saydığımız gibi olursan.”

İnceysen kadınsısın.

Küçüksen kadınsısın.

Zarifsen kadınsısın.

Erkeklerin arzuladığı şekilde görünüyorsan kadınsısın.

Ama büyük bedensen, fazla yer kaplıyorsan, güçlü görünüyorsan, tombulsan, yuvarlaksan, yumuşaksan, terliyorsan, acıkıyorsan, iştahlıysan, yüksek sesle gülüyorsan, bacakların birbirine sürtüyorsa, tişörtün karnına yapışıyorsa; o zaman kadınlığın sorgulanıyor.

Bu kadar saçma.

Bu kadar acımasız.

Bu kadar POLİTİK.

Çünkü beden algısı hiçbir zaman yalnızca estetik meselesi değildir. Beden algısı iktidar meselesidir. Kimin görünür olacağına, kimin arzulanacağına, kimin başrol olacağına, kimin yan karakter kalacağına karar veren bir sistemdir bu.

Ve bu sistemin en büyük yalanı da şudur: “Güzellik kişisel tercihtir.”

Hayır, çoğu zaman değildir.

Çünkü tercih dediğimiz şey de kültür tarafından şekillendirilir. Bize çocukluğumuzdan itibaren neyin güzel olduğu tekrar tekrar öğretilir. Aynı bedenler ödüllendirilir. Aynı yüzler ekrana çıkarılır. Aynı kızlar başrol yapılır. Aynı kızların sevilmeye layık olduğu anlatılır. Sonra da insanlar çıkıp “benim tercihim bu” der.

Peki bu tercih nasıl oluştu?

Kim öğretti sana ince bedeni değerli görmeyi?

Kim öğretti sana kilolu kızla konuşurken utanmayı?

Kim öğretti sana bir kadının bedeni büyüdükçe değerinin küçüldüğünü?

İşte feminist öfke tam burada başlıyor.

Kilolu Kızlar Neden Ergenlikte “Erkek Fatma” Oluyordu? 1111

Çünkü mesele tek tek erkeklerin çocukken yaptığı şakalar değil. Mesele o şakaları mümkün kılan koskoca bir düzen. Mesele erkek çocuklarının birbirini denetlediği, kız çocuklarının bedenlerini saklamayı öğrendiği, medyanın her gün aynı güzellik standardını kutsadığı, sonra da bütün bunların “ergenlik işte” diye geçiştirildiği bir düzen.

Hayır, geçiştirmeyeceğiz.

Çünkü o yıllarda söylenen sözler geçip gitmiyor.

Bir kız çocuğu bedeninden utanmayı öğrenince, bu sadece o yılın meselesi olmuyor. Yıllarca aynaya bakışına siniyor. Fotoğraf çekilirken nereye saklanacağını öğreniyor. Yazın ne giymesi gerektiğini hesaplıyor. Birinden hoşlandığında önce kendini onun yanında hayal etmeye utanıyor. Bir mağazada elbise denerken yalnızca kumaşa değil, geçmişte duyduğu bütün kahkahalara bakıyor.

Sonra büyüyor.

Ve bir gün fark ediyor.

Aslında elbiseleri seviyormuş.

Makyaj yapmayı seviyormuş.

Flört etmeyi seviyormuş.

Kadınsı olmayı seviyormuş.

Ruj sürünce aynada kendini görmek hoşuna gidiyormuş.

Elbise giyince dönüp kendine bakmak istiyormuş.

İlgi görmek istiyormuş.

Beğenilmek istiyormuş.

Arzulanmak istiyormuş.

Ve bunları istemek onu zayıf, sığ ya da “erkeklerin onayına muhtaç” biri yapmıyormuş.

Kilolu Kızlar Neden Ergenlikte “Erkek Fatma” Oluyor (4)

Çünkü feminenlik patriyarkanın tekelinde değildir.

Kadınsılık yalnızca erkek bakışı için var olmak zorunda değildir.

Bir kadının kendini süslemesi, kendi bedeninde iyi hissetmesi, flört etmek istemesi, güzel görünmek istemesi otomatik olarak sisteme teslim olduğu anlamına gelmez. Bazen tam tersidir. Bazen yıllarca senden esirgenen bir hakkı geri almaktır.

“Ben de güzel olabilirim.”

“Ben de arzu edilebilirim.”

“Ben de başrol olabilirim.”

“Ben de kadınlığımı istediğim gibi yaşayabilirim.”

İşte bu farkındalık çok kıymetli.

Çünkü sen kadınlığı hiç reddetmemiştin.

Sen sadece onların sana dayattığı feminenliği reddetmiştin.

Sen sadece “kadın” sayılmak için küçülmen gerektiğini söyleyen dünyaya inanmamaya çalışmıştın.

Sen sadece bedenin yüzünden sana ayrılan yan karakter rolünü kabul etmemek için kendine başka bir yol açmıştın.

Belki o zaman bunun adını koyamıyordun.

Belki sadece erkek fatmaydın.

Belki sadece kapüşonlu giyiyordun.

Belki sadece “ben böyleyim” diyordun.

Kilolu Kızlar Neden Ergenlikte “Erkek Fatma” Oluyor (2)

Ama belki de o, senin ilk itirazındı.

Belki de feminist yolculuğun, bir kitap okuyarak değil; bir gün aynaya bakıp “Ben neden bu kadar saklanıyorum?” diye sormanla başladı.

Ve belki de şimdi, yıllar sonra, o küçük kıza dönüp şunu söylemenin zamanı geldi:

Sen yanlış değildin.

Sen eksik değildin.

Sen kadınlığın dışında değildin.

Sadece sana çok dar bir kadınlık kalıbı dayatılmıştı.

Ve sen o kalıba sığmadığın için kendini suçladın.

Oysa suç sende değildi.

Suç, kız çocuklarına daha ergenliğe girer girmez bedenlerini bir proje, güzelliklerini bir görev, arzulanabilirliklerini bir değer ölçüsü gibi dayatan sistemdeydi.

Suç, kadınlığı incelikle, küçüklükle, sessizlikle ve erkek onayıyla ölçen patriyarkadaydı.

Suç, kilolu kız çocuklarını yalnızca komik arkadaş, iyi kalpli sırdaş, güvenli kanka rolüne hapseden medya düzenindeydi.

Suç, erkek çocuklarını bile birbirlerinin arzusunu denetleyecek kadar korkaklaştıran o erkeklik kültüründeydi.

Ve belki artık bunu söylemenin tam zamanı:

Kilolu kızlar erkek fatma olmadı.

Kilolu kızlar kendilerine kapatılan kadınlık kapısının önünde beklemeyi reddetti.

Kimi o kapıyı tekmeledi.

Kimi etrafından dolaştı.

Kimi kapüşonlusuna saklandı.

Kimi yıllar sonra geri dönüp o kapıyı kendi elleriyle açtı.

Ama artık biliyoruz:

Kadınlık kimsenin bize lütfedeceği bir şey değil.

Bedenimiz hangi formda olursa olsun, kadınlığımız bizim.

Ve kimsenin onayına ihtiyacı yok.