Bilim

İsrail “bulut çalıyor” iddiasına bilimsel yanıt: “Yoktan bulut üretmek mümkün değil”

NTV’nin “Zincirleme Reaksiyon” programında, İran kaynaklı “İsrail bulutlarımızı çalıyor” iddiası bulut tohumlama teknolojisi üzerinden ele alındı. İklim Bilimci Prof. Dr. Nüzhet Dalfes, bulut çalmanın mümkün olmadığını vurguladı.

Kamuoyunda sık sık gündeme gelen “İsrail bulutları çalıyor mu?” tartışması bilim dünyasının gündemine de taşındı. NTV’de yayınlanan Zincirleme Reaksiyon programında iklim manipülasyonu, yapay yağmur teknolojileri ve komplo teorileri, İklim Bilimci Prof. Dr. Nüzhet Dalfes’in değerlendirmeleriyle masaya yatırıldı. Programın moderatörlüğünü Seda Öğretir üstlendi.

Tartışmanın odağında, İran’ın ortaya attığı “İsrail bulutlarımızı çalıyor” iddiası yer aldı. Dalfes, bulut tohumlamanın ne olduğunu anlatırken, iddiaların dayandığı mantığın bilimsel açıdan karşılık bulmadığını söyledi. Bu noktada, teknolojinin sınırları ve gerçek kabiliyeti de net biçimde konuşuldu.

Bulut tohumlama nasıl çalışıyor?

Prof. Dr. Nüzhet Dalfes, bulut tohumlamanın “yeni bir icat” olmadığını; onlarca yıldır kullanılan bir yöntem bulunduğunu belirtti. Yöntemin temel şartının, zaten mevcut bir bulut ve yeterli nemin bulunması olduğuna dikkat çekti. Dalfes’e göre ortada gerekli atmosfer koşulları yoksa süreçten bahsetmek mümkün değil.

Konuşmada bulut tohumlama tekniğinin uçaklar aracılığıyla bulutların içine girilerek uygulandığı aktarıldı. Bu aşamada gümüş iyodür, tuz ya da kristal parçacıklar gibi maddeler kullanılıyor. Amaç ise mevcut yağışı artırmak veya dolu oluşumunu azaltmaya yönelik bir etki yaratmak olarak özetlendi.

“Bulut çalma” neden mümkün değil?

İddialarla ilgili en kritik bölümde Dalfes, teknolojinin etkisinin sınırlı olduğunun altını çizdi. “Bir bulutu başka yere yönlendirmek ya da yağmurunu çalmak, insanın üretebileceği bir enerjiyle yapılabilecek bir iş değil” diyerek iddialara mesafe koydu. Programda ayrıca “İsrail bulut çalamaz” ifadesiyle, “yağmurun başka yere taşınması” şeklindeki iddiaların bilimsel temelden uzak olduğu vurgulandı.

Dalfes’in değerlendirmeleri, bulut tohumlamanın bir “kontrol mekanizması” gibi görülmemesi gerektiğine işaret ediyor. İklim koşulları ve atmosfer dinamikleri olmadan sonuç üretmenin mümkün olmadığını anlatan yaklaşım, komplo teorilerini teknolojiyle eşleştirmenin hatalı olacağına dikkat çekti.

İklim krizi ve şehirlerde su riski

Programda iklim krizinin artık gözle görülür bir gerçeklik haline geldiği de konuşuldu. Dalfes, kuraklık, su sorunu ve aşırı hava olaylarının önümüzdeki yıllarda daha belirgin hale geleceğini söyledi. “Bugünün iklimi geçmişten farklı olacak. Büyük şehirlerde su problemi giderek büyüyor ve bu durum daha da ağırlaşabilir” sözleriyle su riskine dikkat çekti.

Uzman isim, yaşanan krizleri yalnızca komplo teorileriyle açıklamanın, doğaya verilen zararın üzerini örtme anlamına gelebileceğini ifade etti. Bu çerçevede, iklim manipülasyonu tartışmalarının bilimsel veriyle sınanması gerektiği mesajı öne çıktı.

Programın son bölümünde ise tarih boyunca insanlar doğa olaylarını açıklamak için “gizli güçler” aradığı hatırlatıldı. Orta Çağ Avrupa’sında yağmur yağdırdığına ya da kuraklığa neden olduğuna inanılan kadınların cadılıkla suçlanarak cezalandırılmasına değinilerek, bilinmeyen doğa olaylarının yüzyıllardır mistik ya da gizli güçlerle yorumlanmaya çalışıldığı vurgulandı.

İklim krizine dair merak edilen soruların, bilimsel gerçekler ışığında ele alınması gerektiği görüşüyle ekranlara gelen Zincirleme Reaksiyon, “bulut çalma” gibi şehir efsanelerine karşı uzman bakışını öne çıkardı.