Teksas’ta nüfusu 300 bini aşan Corpus Christi, yıllardır süren su kıtlığı endişelerinin ardından şimdi ciddi biçimde suyu tükenme noktasına yaklaşmış durumda. Su depolama miktarının yaklaşık bir yıl ile sınırlı olduğu belirtilirken, sorunun tek bir kaynağı değil; sanayi yatırımları, planlanan altyapı eksikliği ve kuraklık etkileri bir arada oluşturduğu ifade ediliyor.
Sanayi büyümesi su tüketimini katladı
Şehirdeki su sıkıntısında en önemli etkenlerden biri, eyaletin petrol ve doğalgaz rezervlerinin hızla açılmasının ardından gelen büyük sanayi hamleleri. 2022’de kurulan bir plastik kimyasal kompleksinin, her gün soğutma amacıyla tükettiği su miktarının Corpus Christi’de yaşayan herkesin toplam tüketimine denk olduğu aktarılıyor.
Bu baskıyı hafifletmesi beklenen bir başka adım ise hayata geçmedi. Artan sanayi kullanımına bağlı su ihtiyacını azaltması planlanan bir deniz suyu arıtma tesisinin inşa edilmemesi, tedarik tarafındaki açığı daha da büyüttü.
Kuraklık riski depolama seviyelerini düşürdü
İşin bir de iklim boyutu var. Teksas, son yıllarda tarihî kuraklık dönemleriyle karşı karşıya kaldı. Dylan Baddour’un Inside Climate News’te aktardığına göre Corpus Christi, ABD’de suyu neredeyse tamamen bitirme seviyesine en çok yaklaşan kentlerden biri. Baddour, yılın başından bu yana bir miktar toparlanma olsa da şu anda depolarda yaklaşık bir yıl su bulunduğunu, bunun da herhangi bir kent için başlı başına acil durum sayılacağını belirtiyor.
2026’daki yağışlar baskıyı bir miktar hafifletse de baraj seviyelerinin hâlâ düşük kaldığı ve durumun ne kadar daha sürdürülebileceğinin belirsiz olduğu vurgulanıyor. Denizden tuz ve safsızlıkları arındıracak büyük tesis önerisinin ise tamamen rafa kalkmadığı ifade ediliyor. Önerilen tesisin günde yaklaşık 378 milyon litre su üretmesi (günlük 100 milyon galon) bekleniyor; bunun, ABD’de şu an faaliyette olan en büyük deniz suyu arıtma tesisinin iki katı olduğu bildiriliyor. Ancak bu plan, 2017’den bu yana gündemde olmasına rağmen bürokrasi ve finansmanla ilgili sorular nedeniyle ilerlemekte zorlanıyor. Tesisin maliyeti için yaklaşık 6 milyar dolar seviyesinde bir tutar telaffuz ediliyor.
Kısıtlamalar gündemde, “acil plan” tartışılıyor
Alternatif çözümler arasında yer altından derin su kuyuları da yer alıyor; bu kuyuların günde 12 milyon galon su sağladığı belirtiliyor. Fakat bu kaynakların da kuraklık nedeniyle risk altında olduğu ifade ediliyor. Sanayi soğutması için atık suyun kullanılmasına yönelik çalışmaların da bu yıl devreye girmesi planlanıyor.
Öte yandan kent sakinleri, bahçeleri sulama veya araç yıkama gibi alanlarda Ağustos 2024’ten bu yana kısıtlamalarla karşı karşıya. Olağanüstü önlemlerin Aralık 2026’da bile devreye alınabileceği tahmin ediliyordu; ancak bu kez yağışların etkisiyle öngörü Eylül 2027’ye ertelenmiş durumda. Buna rağmen “hata payı”nın çok düşük olduğu belirtiliyor.
Acil önlemler arasında günün bazı saatlerinde su verilmesini kesecek şekilde “su kesintileri” benzeri bir uygulama olabileceği söyleniyor. Ancak bunun sanayi için gerçekçi bir çözüm olmayacağı; rafineri ve tesislerin kapanmak zorunda kalabileceği ve bunun ekonomik ve toplumsal etkiler yaratacağı dile getiriliyor.
Inside Climate News’te yer alan değerlendirmelerde, olayın suyun ne kadar kritik bir kaynak olduğuna dair toplumun geç kalmış farkındalığını ortaya koyduğu ifade ediliyor. Dylan Baddour, bu tür bir senaryonun modern zamanda büyük ölçekte gerçekleşmiş bir örneğinin olmadığını ve bu hikâyenin gündeme getirdiği olası sonuçların çok ağır olduğunu vurguluyor.





