6 Şubat depremlerinin üzerinden 44 ay geçti; ancak Hatay’da birinci basamak sağlık hizmetleri, hâlâ deprem sonrası koşulların ağırlığını taşıyor. Aile sağlığı merkezlerinin bir bölümü konteynerlerde çalışırken, sağlık emekçileri hem fiziki imkânsızlıklar hem de tahliye tehdidiyle mücadele ediyor. Defne ilçesinde tuvaleti bulunmayan ASM örneği ise durumu daha da görünür kılıyor.
Defne’de konteynerde hizmet: Tuvalet sorunu gündemde
Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Dr. Ahmet Mehlepçi, Hatay’daki ASM’lerin depremden sonra da ağır koşullarda hizmet vermeye devam ettiğini söyledi. Defne’de Turunçlu Aile Sağlığı Merkezi’nin yaklaşık 15-20 bin kişiye sağlık hizmeti sunmaya çalıştığını belirten Mehlepçi, merkezde tuvalet bile bulunmadığını vurguladı.
Mehlepçi’ye göre sağlık çalışanları, yalnızca yetersiz fiziki şartlarla değil, aynı zamanda tahliye ve sözleşme feshi tehdidiyle karşı karşıya. Turunçlu gibi konteyner ortamlarında hizmet verilmeye çalışılmasının, hem çalışanlar hem de hastalar açısından kabul edilemez olduğunu ifade eden Mehlepçi, deprem bölgesinde sağlık hizmeti üretenlerin “adeta ayrıca cezalandırıldığı” görüşünü dile getirdi.
“Boşaltın” baskısı ve çalışma şartlarının ağırlaşması
Mehlepçi, özellikle Defne ilçesindeki Turunçlu ve Harbiye ASM’lerinde yaşanan sorunlara dikkat çekmek için bölgeyi ziyaret ettiklerini aktardı. Mehlepçi, depremzede sağlık çalışanlarının desteklenmesi beklenirken daha zor şartlarda çalışmaya zorlandığını söyledi.
Açıklamasında, beş birimli Turunçlu ASM’de konteyner düzeninde hizmet verilmeye çalışıldığını anlatan Mehlepçi, sağlık emekçilerine “Burayı boşaltın, kendinize yer bulun; boşaltmazsanız sözleşmeniz feshedilir” benzeri ifadelerle baskı yapıldığını aktardı. Defne’nin bu bölgesinde yeni bir aile sağlığı merkezi oluşturulmadığını söyleyen Mehlepçi, aile hekimlerinin gece gündüz konteyner koyabilecekleri bir arsa arayışına itildiğini ifade etti.
Çalışma koşullarının günlük yaşamı da zorlaştırdığına dikkat çeken Mehlepçi, konteyner ortamında yazın sıcak, kışın soğuk ve dar alan şartlarının sağlık hizmetini zor hale getirdiğini aktardı. “Arkadaşlarımız tuvaleti bile olmayan konteynerlerde çalışmak zorunda bırakılıyor” diyen Mehlepçi, ayrıca küçük bir mesafenin dahi hastane ve hizmet rutini açısından sorun oluşturabildiğini örnekledi.
Yağmur ve konteyner düzeni: Hastalar korunamıyor
Sağlık çalışanlarının yaşadığı sıkıntıların hava koşullarında da arttığını belirten Mehlepçi, ziyaretlerinden üç gün önce yağan yağmurda çevrenin sular altında kaldığını söyledi. Mehlepçi, hastaların yağmurdan korunabileceği bir alanın dahi bulunamadığını ifade etti.
Hatay’daki sorunların yalnızca Turunçlu ASM ile sınırlı olmadığını dile getiren Mehlepçi, birkaç ay önce Harbiye Aile Sağlığı Merkezi’nin de “aparatopar” boşaltıldığını söyledi. Mehlepçi’ye göre çalışanlar, en azından taşınacakları konteynerlerin altyapısının hazırlanmasını istemelerine rağmen taleplerinin karşılık bulmadığını belirtti. Mehlepçi, yaz ortasında klimaların sökülerek taşınmak zorunda kalındığını da kaydetti.
“Yıkım kararı çıkmış bir aile sağlığı merkezine tek tip tabela yaptırmaya bütçe bulunuyor; sağlık merkezlerinin en temel ihtiyacı olan tuvaleti yapmaya neden kaynak bulunamıyor?” ifadelerini kullanan Mehlepçi, temel ihtiyaçların karşılanmadığını vurguladı.
Bakanlığa çağrı: Depreme dayanıklı, müstakil ASM talebi
Mehlepçi, Sağlık Bakanlığı’nın kaynak kullanımını da eleştirerek, şehir hastanelerine ayrılan bütçe karşısında deprem bölgesindeki aile sağlığı merkezlerinin ihtiyaçlarının giderilmediğini söyledi. Kamu tarafından yapılmış, depreme dayanıklı ve müstakil aile sağlığı merkezlerinin öncelik olması gerektiğini belirten Mehlepçi, “Depremin üzerinden neredeyse dört yıl geçti. Öncelik deprem bölgesinde olmak üzere, insanca çalışabileceğimiz, kamu tarafından yapılmış, depreme dayanıklı, müstakil aile sağlığı merkezleri istiyoruz” dedi.
Mehlepçi, Hatay’da çalışan aile hekimleri, ebeler ve hemşirelerin büyük özveriyle yürüttükleri hizmetlerin karşılığının iyileştirme olarak dönmesi gerektiğini savunarak, “Deprem bölgesinde görev yapan sağlık çalışanlarının daha fazla mağdur edilmesini değil, desteklenmesini; cezalandırılmasını değil, hak ettikleri çalışma koşullarına kavuşturulmasını istiyoruz” sözleriyle çağrısını tamamladı.




