16 Eylül’de Borsa İstanbul’da yaşanan sert satış dalgası, uzun süredir biriken risklerin yeniden görünür olmasına yol açtı. Düşüş yalnızca endekste sınırlı kalmadı; likiditesi zayıf alanlarda başlayan hareket fonlar üzerinden daha geniş bir alana sıçradı. Ekonomistler, faturanın bu süreçte yeniden küçük yatırımcıya yazıldığını ve denetim-düzenlemede gecikmelerin tabloyu ağırlaştırdığını söyledi.
Sığ hisselerde başladı, satış baskısı yayıldı
Kaynakta yer alan değerlendirmeye göre sert hareketin ilk dalgası, düşük dolaşımlı ve likiditesi zayıf hisselerde yoğunlaştı. Bu bölümlerdeki işlemlerin artması, yatırım fonlarının nakde dönme ihtiyacını daha da belirgin hale getirdi. Fonlar, hızlı çıkış ve nakde dönüş taleplerini karşılamak için daha kolay alınıp satılabilen, daha likit varlıklara yönelmek zorunda kaldı.
Bu yöneliş, satış baskısının yalnızca başlangıçta belirli hisselerle sınırlı kalmadığını gösterdi. Bir noktada başlayan baskı, birbirine bağlı finansal yapı nedeniyle kısa sürede başka alanlara taşındı. Ekonomistler, piyasanın sarsılganlığını artıran unsurun “birlikte hareket kabiliyeti” olduğunu vurguladı.
BIST 100 yüzde 5,54 kayıpla devre kesiciye gitti
16 Eylül günü BIST 100 endeksi günü yüzde 5,54 düşüşle 13 bin 122,58 puandan kapattı. Gün içinde kayıpların yüzde 6’yı aşmasıyla endekse bağlı devre kesici uygulandı. Bu tablo, düşük likidite ve sığ işlem alanlarında oluşan dengesizliğin, piyasadaki genel seyrin üzerinde etkili olduğunu ortaya koydu.
Ekonomist Bilhan Elif Yılmaz, Türkiye sermaye piyasalarının yakın tarihinin “en kritik ve karmaşık sınavlarından biriyle” karşı karşıya olduğunu ifade etti. Yılmaz; dolaşımdaki payı düşük olan şirket hisselerinin serbest yatırım fonlarına dahil edilmesi, yapay al-sat işlemleri ve kaldıraç kullanımı gibi unsurların fiyatları piyasa gerçekliğinden uzaklaştırabileceğini söyledi.
Yılmaz’a göre, düşük likiditeli hisselerde görülen sert fiyat hareketleri fonlarda ciddi bir likidite baskısı yaratıyor. Fonlar, hızlı şekilde nakde dönmek isteyen yatırımcıların taleplerini karşılamak zorunda kaldığında, ellerindeki daha likit ve kolay satılabilir varlıklara yöneliyor. Böylece ilk aşamada sınırlı görünen sorun, piyasanın geneline yayılabiliyor.
Yılmaz, güvensizlik ortamının yalnızca serbest yatırım fonlarıyla sınırlı kalmadığını, para piyasası fonlarına kadar uzanan bir etki oluşabildiğini de belirtti. Olası ödeme gecikmelerinin bile yatırımcı tarafında yeni bir endişe yaratabildiğini vurguladı. Ona göre 16 Eylül’deki düşüş, bu kırılganlığın görünür hale geldiği aşamalardan biri.
“Göz göre göre geldi bu deprem”
Ekonomist Emre Şirin ise yaşanan tabloyu daha geniş bir ekonomik çerçevede değerlendirdi. Şirin, “Göz göre göre geldi bu deprem” diyerek Türkiye ekonomisi ve piyasaların zor bir dönemin içinden geçtiğini söyledi. Ekonomideki kırılganlıkların; sıcak paraya bağımlılık, geçmiş dönemde uygulanan Kur Korumalı Mevduat politikası ve mevcut ekonomi politikalarıyla birlikte ele alınması gerektiğini belirtti.
Şirin, döviz kurunu baskılamak amacıyla sıcak paraya dayalı politikaların finansal piyasalar ile reel ekonomi arasındaki dengeyi bozduğunu savundu. Bu sürecin üretim ve yatırım tarafını da zayıflattığını dile getiren Şirin, enflasyon sorunu çözülemezken faiz yükünün arttığını ifade etti. “Yine olan küçük esnafa ve vatandaşa oldu” diyen Şirin, mevcut noktaya gelinmesinde denetim eksikliğinin de etkili olduğunu söyledi.
SPK adımları geldi ama eleştiriler devam etti
Borsadaki sert düşüşün ardından piyasalara yönelik tedbirlerin artırıldığına dikkat çeken Şirin, atılan adımların gerekli olduğunu ancak gecikmiş kaldığını söyledi. SPK’nın aldığı sert önlemlere değinen Şirin, müdahalelerin doğru yönde olduğunu fakat sorunların bu noktaya gelmesinden sonra atılan adımların “gecikmiş önlemler” olarak değerlendirilebileceğini kaydetti.
Şirin ayrıca yatırımcıların da yatırım anlayışını yeniden gözden geçirmesi gerektiğini belirtti. Kaynağa yansıyan değerlendirmeye göre, kısa sürede yüksek kazanç beklentisiyle hareket etmek yerine daha makul ve sağlıklı yatırım alanlarına yönelmek önem taşıyor.




