Avrupa Komisyonu’nun yangın verileri üzerinden hazırlanan 20 yıllık analiz, Türkiye’nin Akdeniz havzasındaki orman yangınları performansında belirgin bir kötüleşmeye işaret etti. Doç. Dr. Cihan Erdönmez’in çalışması, Türkiye’nin 2005-2024 aralığında yangın sayısı, toplam yanan alan ve yangın başına düşen yanan alan gibi temel göstergelerde aynı anda artış yaşayan tek ülke olduğunu ortaya koydu. Erdönmez’e göre bu tablo yalnızca “iklim” tartışmasıyla açıklanamaz; orman yangınlarıyla mücadeledeki kurumsal yapı ve insan kaynağındaki sorunlar da sürece etki ediyor.

2005-2024’te üç göstergede birden artış

Analizde Türkiye ile birlikte Fransa, İspanya, Portekiz, İtalya ve Yunanistan’ın son 20 yıllık resmi yangın istatistikleri karşılaştırıldı. Sonuçlara göre Türkiye, incelenen üç gösterge açısından da istatistiksel olarak anlamlı artışın görüldüğü tek ülke oldu. Yunanistan ve İspanya’da yangın sayısı düşerken, yanan alan ve yangın başına yanan alanda anlamlı bir değişim tespit edilmedi. Fransa ve İtalya’da ise üç göstergede de anlamlı bir eğilim belirlenmedi; Portekiz’de ise yangın sayısı azalırken yalnızca yangın başına düşen yanan alan artış gösterdi.

Meteoroloji’den 3 Ağustos Uyarısı: Sağanak Gök Gürültülü, Sıcaklıklar Normale Yakın
Meteoroloji’den 3 Ağustos Uyarısı: Sağanak Gök Gürültülü, Sıcaklıklar Normale Yakın
İçeriği Görüntüle

Veriler Türkiye’nin dönem içindeki yükselişini net biçimde gösteriyor. Yıllık yangın sayısı 2005’te bin 530 iken 2024’te 3 bin 797’ye çıktı. Yıllık yanan alan 2 bin 821 hektardan 27 bin 485 hektara yükselirken, yangın başına düşen yanan alan da 1,84 hektardan 7,24 hektara çıktı. Eğilim analizinde ise yangın sayısında her yıl ortalama 55,69; yanan alan göstergesinde 685,4 hektar; yangın başına düşen yanan alan tarafında ise 0,20 hektar artış olduğu belirtildi.

Diğer ülkelerde düşüşler ya da sınırlı değişim

Çalışma kapsamındaki diğer ülkelerdeki seyir Türkiye’nin tablosuna zıt bir görüntü sundu. Yunanistan’da yıllık yangın sayısı bin 544’ten 981’e gerilerken, İspanya’da 25 bin 492’den 6 bin 134’e düşüş kaydedildi. Portekiz’de yıllık yangın sayısı 41 bin 689’dan 6 bin 255’e inerken, Fransa’da 4 bin 698’den bin 452’ye gerileme görüldü. İtalya ise dalgalı bir seyir izledi; 2005’te 7 bin 951 olan yıllık yangın sayısı 2024’te 3 bin 784 olarak kaydedildi.

Yanan alan ve yangın başına düşen yanan alan göstergelerinde de ülkeler arasında farklı sonuçlar ortaya çıktı. Yunanistan, İspanya, Fransa ve İtalya’da uzun dönemli anlamlı bir değişim tespit edilmezken, Portekiz’de yalnızca yangın başına düşen yanan alanda artış belirlendi. Böylece Türkiye, üç göstergede birden artış eğilimi gösteren tek ülke olarak ayrıştı.

“İklim tek başına açıklamaz” vurgusu

Doç. Dr. Erdönmez, sonuçların sadece iklim değişikliği ya da hava araçları tartışmasıyla açıklanamayacağını vurguladı. Erdönmez’in değerlendirmesine göre, Türkiye’nin yangınlarla mücadelede daha önce güçlü sayılabilecek bir ormancılık birikimi ve kurumsal yapısı vardı. Ancak bu yapının bozulduğu ifade edildi. Erdönmez, “Türkiye halen belki yangınlarla mücadele konusunda bu ülkelerden daha yetkili olabilir. Ülkenin çok iyi bir ormancılık birikimi ve kültürü, Orman Genel Müdürlüğü'nün 150 yıldan fazlaya dayanan bir kurumsal yapısı vardı ve bu orman yangınlarıyla mücadele konusundaki başarının temel nedenlerinden biriydi. Ancak bu yapı bozuluyor. Bilgi, beceri ve deneyim yerine nesnel olmayan kriterlere göre nokta pozisyonlara atamalar yapıldığında bu sonuç kaçınılmaz oluyor” ifadelerini kullandı.

Ayrıca Orman Genel Müdürlüğü’nde yıllardır personel yetersizliği bulunduğuna dikkat çekildi. Erdönmez, “Ayrıca meslektaşlarımızda motivasyon ve kurumsal aidiyet duygusu da yanlış uygulamalardan dolayı çok ciddi ölçüde azaldı. Nihayetinde yangınla mücadele insanla yapılan bir şey, kamuoyunda çokça düşünüldüğü gibi uçak ve helikopterle olan bir şey değil. Uçak ve helikopterin etkili olduğu durumlar, koşullar var ama temel unsur karadaki insan. Yönetmekten sahada ateşe su püskürtmeye kadar temel faktör insan. Bu insan kaynağına gerekli yatırımın yapılmaması, hem nicelik hem özlük hakları açısından mesleki tatminlerini, kurumsal aidiyetlerini, motivasyonlarını yükseltici çalışmalarda bulunulmaması temel başarısızlık nedenlerinden” dedi.

Erdönmez, iklim değişikliğinin etkilerinin kısa sürede radikal biçimde ortaya çıkmayabileceğini hatırlatarak, 20 yıllık incelemede iklimin etkisinin geri planda kaldığına işaret etti. “İklim değişikliği uzun periyotlarda etkilerini gösteren bir faktör olarak değerlendirmede göz önünde tutulabilir ama 20 yıllık bir incelemede iklim ve iklim değişikliğinin etkileri görece geri planda kalır.” sözleriyle, tartışmanın yönünün “niye kötüye gidiyoruz ve nasıl iyileştirebiliriz” eksenine çekilmesi gerektiğini savundu.