İngiltere, işgal altındaki Batı Şeria’daki yasa dışı İsrail yerleşimleri konusunda resmi tutumunu netleştirdi. Avam Kamarası’nda konuşan İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, bölgedeki İsrail işgalinin tamamının hukuka aykırı olduğunun artık hükümetin resmî görüşü olacağını söyledi.

İngiltere ayrıca Fransa ve Kanada ile koordineli olarak, yerleşimleri üreten ve destekleyen aktörleri hedef alan kapsamlı bir yaptırım paketi açıkladı. Miliband, bu adımla “büyük bir adaletsizlik karşısında sessiz ve güçsüz olunmadığını” vurgularken, Gazze’deki savaş bağlamında da sürecin uluslararası yargı ve raporlara göre ilerlemesi gerektiğini ifade etti.

Avam Kamarası’nda “hukuka aykırı işgal” vurgusu

Ed Miliband, hükümetin şimdiye kadar yerleşimlere dair tutumunda hukuka aykırılık vurgusu yaptığını ancak işgalin tümü konusunda aynı pozisyonu benimsemediğini belirtti. Ona göre bu durum artık değişiyor ve Batı Şeria’daki İsrail işgalinin tamamı hukuka aykırı kabul ediliyor.

Miliband, Filistinlilere yönelik şiddete ilişkin de sert bir çerçeve çizdi. “İngiltere hükümeti, Batı Şeria’nın bazı bölgelerinde yerleşimci teröristler tarafından Filistinlilere karşı etnik temizlik yapıldığı görüşündedir” ifadelerini kullanan Miliband, İsrail hükümetinin saldırılara çoğu zaman göz yumduğunu ileri sürdü.

Konuşmasında, Filistinlilerin zorla yerinden edilmesini destekleyen bazı hükümet üyelerinin adımlar attığını da dile getirdi. Miliband ayrıca, Batı Şeria’da evleri yıkılan Filistinliler ve Gazze’de tedavi beklerken yaşamını yitiren çocuklarla karşılaştığını belirten doktorlardan dinlediklerine değindi.

“Bunu söylemenin ağırlığının farkındayım ancak böylesine büyük acılar yaşayan insanların en azından gerçeği duymaya hakkı var. Bunun adalete giden yolun başlangıcı olması gerekiyor” diyen Miliband, kararın gerekçesini bu sözlerle özetledi.

Yasa dışı yerleşimleri hedef alan 5 maddelik yaptırım

İngiltere yönetimi, yasa dışı İsrail yerleşimlerini kapsayan 5 maddelik yaptırım paketi açıkladı. Paketin ilk ayağında, işgal altındaki Filistin topraklarında yer alan yasa dışı yerleşimlerde üretilen malların İngiltere’ye ithalatının yasaklanması yer aldı.

İkinci olarak, yerleşimlere inşaat, finansman ve benzeri hizmetler sağlayan kişi ve şirketlere yaptırım uygulanacağı bildirildi. Üçüncü adımda, yerleşimci şiddeti teşvik etmekle suçlanan bazı kişilere bireysel yaptırımlar getirileceği kaydedildi.

Dördüncü maddede ise işgalin sürdürülmesine maddi katkı sağlayabilecek silahlar ve benzeri ürünlere yönelik ihracat lisanslarının verilmeyeceği belirtildi. Miliband, beşinci adım olarak da yaptırımların hangi alanlarda devreye gireceğini ve kapsamını vurgulayarak, yeni ticaret yasağına ilişkin yasal düzenlemelerin dokuz ay içinde yürürlüğe girmesinin beklendiğini söyledi.

İngiltere’nin kararında, İsrail’in Doğu Kudüs’ün doğusunda hayata geçirmek istediği E1 yerleşim projesinin de etkili olduğu ifade edildi. Projenin tamamlanması halinde Batı Şeria’nın kuzeyiyle güneyi arasındaki bağlantının büyük ölçüde kesilebileceği, Doğu Kudüs’ün Batı Şeria’dan izole edilebileceği görüşü paylaşıldı. İngiltere yönetimi ise bunun gelecekte bağımsız ve bütünlüklü bir Filistin devletinin kurulmasını zorlaştıracağını savundu.

Fransa ve Kanada’nın da İngiltere ile birlikte benzer şekilde yasa dışı yerleşimlerde üretilen mallara yönelik yasaklar açıklayacağı aktarıldı. Bu şekilde, Hollanda, İrlanda, Belçika, İspanya ve Norveç’in de aralarında bulunduğu ülkeler arasına İngiltere-Fransa-Kanada bloku katılacak.

İsrail Başkonsolosluğu önündeki saldırıda 14 şüpheli için iddianame
İsrail Başkonsolosluğu önündeki saldırıda 14 şüpheli için iddianame
İçeriği Görüntüle

İsrail’den sert tepki; süreç uluslararası yargıya taşınıyor

İngiltere’nin kararının ardından İsrail yönetiminden tepkiler gecikmedi. İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, “İngiltere İsrail’e karşı harekete geçerse İsrail de İngiltere’ye karşı harekete geçecek” diyerek karşı adım sinyali verdi.

Aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ise İngiltere’nin İsrail Büyükelçisi Simon Walters’ın sınır dışı edilmesini istedi. İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog da kararı, ekim ayında yapılacak İsrail seçimleri öncesinde “egemen bir ülkenin demokratik seçimlerine ağır bir müdahale” olarak nitelendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ise Washington’ın İngiltere’nin yaptırımlarına nasıl karşılık verileceğini değerlendirdiğini açıkladı.

Miliband, İsrail’in Gazze’deki saldırılarını “soykırım” olarak nitelendirmekten kaçınarak, bu konuda karar verme yetkisinin uluslararası mahkemelerde olduğunu hatırlattı. İngiltere’nin Uluslararası Adalet Divanı başta olmak üzere yargı süreçlerinin “tam, güçlü ve adil” şekilde yürütülmesini desteklediğini söyledi. Ayrıca uluslararası kuruluşların son raporlarının savaş suçları işlendiğine dair kanıtların arttığına işaret ettiğini belirtti.

İngiltere’nin daha önce Gazze’de kullanılabilecek 30’dan fazla silah ihracat lisansını askıya aldığı hatırlatılırken, Miliband hükümetin daha ileri gideceğini söyledi. İşgalin sürdürülmesine “maddi katkı” sağlayabilecek silah ve diğer ürünlere ilişkin yeni lisans başvurularının reddedileceğini ifade etti ve bu uygulamanın Batı Şeria’daki işgal sürdüğü müddetçe devam edeceğini vurguladı.

Kendini “gururlu bir Britanyalı Yahudi” olarak tanımlayan Miliband, İsrail devletine verilen destek ile Filistin devletini savunmak arasında çelişki olmadığını savundu. İki devletli çözümün, İsrailliler ve Filistinliler için güvenlik ve özgürlükle kendi kaderini tayin hakkının tek gerçekçi yolu olduğunu dile getiren Miliband, “Bizim tartışmamız İsrail halkıyla değil. İngiltere’nin İsrail halkıyla sarsılmaz bağları var. Bizim tartışmamız hükümetinin izlediği politikayla” ifadelerini kullandı.