İzmir’de kadın cinayetlerine dikkat çekmek isteyen Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu üyeleri, İzmir Barosu önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamada, son 10 günde yaşanan üç ayrı kadın cinayeti anılırken “kadınlar öldürülmeden önce korunmalı” çağrısı öne çıktı.

Platformun İzmir İl Temsilcisi Esra Akın, “Üç kadın, üç ayrı cinayet. Üç ayrı hayat yarım bırakıldı” diyerek, alınan önlemlerin pratikte yetersiz kaldığını vurguladı. Avukat Hatice Aslan Atabay ise kadına yönelik şiddetin “basit tehdit” olarak görülmesine tepki gösterdi.

Son 10 günde üç kadın cinayeti

Açıklamada, Seferihisar’da Ebru Serep’in, daha önce birlikte olduğu itfaiye eri Abdullah Karabina’nın evini ateşe vermesi sonucu ağır yaralanıp yaşamını yitirdiği hatırlatıldı. Akın, faili hakkında daha önce uzaklaştırma tedbiri uygulandığını ancak bunun Ebru Serep’i korumaya yetmediğini söyledi.

Çeşme’de Pınar Güneş’in ise iki erkeğin karıştığı silahlı saldırıda vurulduğu, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiği belirtildi. Cinayetle ilgili soruşturmada dört kişinin tutuklandığı ifade edildi.

Menemen’de avukat Özge Penbegül’ün ise nişanlısı olan polis memuru tarafından silahla öldürüldüğü aktarıldı. Platform, bu üç olayın kadınların güvenlik ihtiyacını daha görünür hale getirdiğini dile getirerek önleyici mekanizmaların işletilmesini talep etti.

“Yasalar var ama uygulanmıyor” vurgusu

Esra Akın konuşmasında, platformun Eylül 2026 raporuna atıf yaparak bir ay içinde 28 kadının öldürüldüğünü, 19 kadının ise şüpheli şekilde hayatını kaybettiğini söyledi. Öldürülen 28 kadından 23’ünün hangi gerekçeyle öldürüldüğünün tespit edilemediğini belirten Akın, şiddetin evlerde ve ateşli silahlarla gerçekleştiğine dikkat çekti.

Akın, özellikle koruma mekanizmalarının uygulanmasının belirleyici olduğuna işaret etti. Uzaklaştırma kararı alınmışsa devletin görevinin kararın hayata geçirilmesini sağlamak olduğunu söyleyen Akın, “Kadın öldürüldükten sonra yapılan açıklamalar onu geri getirmiyor” ifadelerini kullandı.

Özge Penbegül’ün bir polis memuru tarafından öldürülmesinin kamu kurumlarının denetim ve sorumluluk alanını da yeniden tartışmaya açması gerektiğini vurgulayan Akın, kadınları korumakla görevli bir kişinin faili olabildiği durumda sadece bireysel sorumluluğun değil, kurumların işleyişinin de sorgulanması gerektiğini kaydetti.

Silah erişimi ve 6284 çağrısı

Platformun açıklamasında bir diğer başlık ateşli silahlar oldu. Akın, Eylül ayında öldürülen kadınların yarısından fazlasının ateşli silahlarla hayatını kaybettiğini belirterek Pınar Güneş ve Özge Penbegül’ün de silahla öldürüldüğünü hatırlattı.

Şiddet riski bulunan kişilerin silahlara erişiminin nasıl sağlandığına dair denetimlerin sorgulanması gerektiğini dile getiren Akın, 6284 sayılı Kanun’un etkin uygulanmasını istedi. Uzaklaştırma kararlarının ihlallerinin karşılıksız bırakılmaması, şiddet tehdidi altındaki kadınların başvurularının ciddiyetle ele alınması ve görevini yerine getirmeyen kamu görevlilerinin hesap vermesi gerektiği ifade edildi.

Açıklamada, kadın cinayeti davalarında cezasızlığa yol açan uygulamalara son verilmesi gerektiği de vurgulandı. Ayrıca İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasına rağmen platformun İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmeyeceği belirtildi.

Atabay’dan “basit tehdit” eleştirisi

Basın açıklamasında söz alan avukat Hatice Aslan Atabay, kadınların güvende olmadığını söyleyerek kadına yönelik şiddetin yargı tarafından “basit tehdit” olarak değerlendirilmesine itiraz etti. Şiddetin ataerkiden beslenen ve basit bir tehdit sayılmayacak bir durum olduğunu ifade eden Atabay, “Kadınlar güvende değiliz” vurgusunu yineledi.

Emrah Kozay görevden uzaklaştırıldı
Emrah Kozay görevden uzaklaştırıldı
İçeriği Görüntüle

Atabay, kadınların yanında durmaya çağırırken, kadınların ekonomik olanaklarının kısıtlanmasına ve şiddete zemin hazırlayan yaklaşımlara karşı çıkılması gerektiğini söyledi. Kadınların yaşam hakkının yalnızca yargı süreçleriyle değil, şiddeti üreten politikaları görünmez kılan mekanizmaların da sorgulanmasıyla korunabileceğini savundu.

Son dönemde bir kamu görevlisinin kadına silah yöneltmesini de kabul edilemez bulduğunu belirten Atabay, can güvenliği sağlanmadıkça aile vurgularının anlamını yitirdiğini aktardı. Yargıtay kararlarına yönelik eleştirilerini de sürdüren Atabay, kadınların yaşam hakkı için mücadele çağrısını yineledi.