2026 Dünya Kupası’nda İran’ın Belçika ile golsüz berabere kaldığı maçın ardında, sahaya taşmayan tartışmalar bu kez daha da büyüdü. ABD yönetiminin İran heyetine yönelik vize, seyahat ve güvenlik kontrolleri turnuva boyunca sürerken, karşılaşma öncesi ve sonrası protestolar stat çevresine kadar yansıdı. Futbol sahasındaki 0-0’lık sonuç, gerilimin gölgesinde kaldı.
Los Angeles yakınlarındaki Inglewood’da oynanan G Grubu karşılaşmasında İran kalecisi Alireza Beiranvand’ın kurtarışları öne çıktı ve mücadele 0-0 bitti. Ancak maçın konuşulan kısmı, yalnızca futbol değildi; ABD’nin İran kafilesine uyguladığı kısıtlamalarla birlikte güvenlik önlemleri de tartışma konusu oldu.
Protestolar stat çevresine taştı
İran yönetimine yönelik tepkiler, karşılaşma öncesi ve sonrasında stat çevresinde kendini gösterdi. Stat yakınlarında, 1979’daki İran İslam Devrimi öncesinde kullanılan “aslan ve güneş” figürlü bayrakların açıldığı görüldü.
Maç sırasında bu bayrağın yer aldığı bir tişört giyen bir taraftar, sahaya girmeye çalıştığı gerekçesiyle güvenlik görevlileri tarafından gözaltına alındı. Ardından protestocularla bir taraftar arasında çıkan arbedede bir kişi yaralanırken, ambulansla hastaneye kaldırıldığı aktarıldı.
Gösterilerin, İran’ın turnuvadaki ilk karşılaşmasına göre daha sınırlı kaldığı belirtilse de güvenlik önlemlerinin artırıldığı dikkat çekti. İran–Belçika maçı bu nedenle sadece bir grup maçına değil, saha dışı gerginliklerin de sahaya eşlik ettiği bir güne dönüştü.
ABD vize tartışmasını “bağlantı” iddiasıyla büyüttü
İran’ın Dünya Kupası boyunca yaşadığı seyahat sorunu, ABD yönetiminin açıklamalarıyla yeni bir boyut kazandı. ABD tarafı, İran Futbol Federasyonu tarafından heyete dahil edilmek istenen bazı kişilerin İran Devrim Muhafızları ile doğrudan bağlantılı olduğunu öne sürdü.
Washington, İran kafilesinde yer alması istenen herkesin futbol takımı için gerekli görevleri yerine getirmediğini savunarak bazı isimlerin ülkeye girişine izin verilmediğini belirtti. İran Futbol Federasyonu ise bu suçlamaları reddetti.
Federasyonun açıklamasında, resmi bir temsilcinin ABD’ye giriş için kendisini başka bir görevde göstermeye çalıştığı iddiasının gerçeği yansıtmadığı ifade edildi. Ayrıca ABD’nin açıklamalarını, ayrımcı uygulamaları örtme girişimi olarak nitelendirdiği kaydedildi.
Böylece İran’ın yaşadığı sorun; sadece sportif bir organizasyondaki anlaşmazlık olmaktan çıkıp, ABD’nin “ırkçı ve ayrımcı” söylemiyle ilişkilendirilen bir kriz alanına dönüştü. Turnuva boyunca Los Angeles ve çevresindeki maçlara erişim de bu nedenle sürekli tartışmalı hale geldi.
Tucson’dan Tijuana’ya: Sıkı kontrollere takılan hazırlık
İran’ın Dünya Kupası hazırlıklarının başlangıçta ABD’nin Arizona eyaletindeki Tucson kentinde sürdürülmesi planlanmıştı. Ancak ABD yönetiminin İran kafilesinin turnuva boyunca ülkede konaklamasına izin vermemesi üzerine takımın kamp merkezi Meksika’nın sınır kenti Tijuana’ya taşındı.
İran, ABD’de oynadığı grup maçları için Tijuana’dan Los Angeles ve Seattle’a gidip gelmek zorunda bırakıldı. Futbolcuların maçtan bir gün önce ABD’ye girmesine izin verilirken, karşılaşmaların ardından yeniden Meksika’ya dönmeleri gerektiği belirtildi.
Tijuana ile Los Angeles arasındaki uçuş normal şartlarda kısa olsa da İran kaptanı Mehdi Taremi, güvenlik ve göçmenlik kontrolleri nedeniyle ilk yolculuğun yaklaşık beş saat sürdüğünü söyledi. İran Teknik Direktörü Amir Ghalenoei de, takımın Yeni Zelanda ile oynanan ilk maçın ardından dinlenme ve yenilenme çalışmalarına fırsat verilmeden ABD’den ayrılmak zorunda kaldığını dile getirdi.
Takımın Belçika karşılaşmasına iki gün kala Los Angeles’a gelmek için yaptığı başvurunun da kabul edilmediği, İran Futbol Federasyonu’nun ise eşit hazırlık koşulları sağlanmadığı gerekçesiyle FIFA’ya resmî şikâyette bulunacağını duyurduğu aktarıldı. FIFA’nın turnuva düzenlemeleri ise takımların genellikle maçtan bir gün önce ilgili şehre gitmesini, maç günü ya da ertesi gün kamp merkezine dönmesini öngörüyor.
“Kapsayıcı turnuva” vaadi sahaya yansımadı
Turnuva öncesinde FIFA Başkanı Gianni Infantino, ABD yönetimiyle yürütülen vize programını tanıtırken, ülkenin “dünyayı karşılayacağını” ve 2026 Dünya Kupası’nın “tarihin en kapsayıcı organizasyonu” olacağını ileri sürmüştü. Ancak İran’ın yanı sıra farklı ülkelerden hakemler, futbolcular, yöneticiler, basın çalışanları ve taraftarlar da ABD sınırında vize, sorgu ve ülkeye giriş sorunları yaşadı.
FIFA’nın, ev sahibi ülkenin uygulamaları karşısında takımların ve taraftarların turnuvaya eşit erişimini güvence altına alamadığı vurgulanırken, federasyonların şikâyetleri karşısındaki yaklaşımı da tartışma konusu yapıldı. İran’ın turnuvadaki kaderinde sadece sahadaki performans değil; hangi yöneticilerin vize alabildiği, ABD’ye ne zaman giriş yapılabildiği ve maçlar sonrası ülkede ne kadar kalınabildiği gibi ayrıntılar da belirleyici hale geldi.
Öte yandan İranlı taraftarların maça erişimi de krizin parçasıydı. İran Futbol Federasyonu, grup karşılaşmaları için kendisine ayrılan biletlerin geri çekildiğini ve ülkedeki taraftarlara bilet dağıtamaz hale geldiğini ileri sürerken, FIFA’nın taraftarların maça katılımını sağlayacak yöntemler üzerinde çalıştığını bildirdiği kaydedildi. Ancak ABD’nin İran vatandaşlarına uyguladığı seyahat yasakları, vize kısıtlamaları ve ekonomik yaptırımlar nedeniyle İran’dan gelecek taraftarların turnuvaya ulaşması büyük ölçüde zorlaştı.
İran–Belçika maçının sonucu 0-0 ile biterken, gerilim de Los Angeles’taki tribünlerde ve koridorlarda devam eden bir gündem olarak yerini koruyor.





