Şanlıurfa’nın Karaköprü ilçesinde meydana gelen 5,4 büyüklüğündeki deprem gündemdeki yerini korurken, deprem uzmanı Prof. Dr. Okan Tüysüz’den önemli uyarılar geldi. Tüysüz, artçı sarsıntı ihtimaline dikkat çekerek özellikle hasarlı binalara yönelik uyarı yaptı.
Hasarlı binalara girmeyin
Habertürk’te değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Okan Tüysüz, deprem sonrası vatandaşların hasarlı yapılara girmemesi gerektiğini vurguladı. Tüysüz, artçıların meydana gelebileceğini belirterek, bu tür hasarların gözlendiği alanlarda temkinli olunmasını istedi.
Prof. Dr. Tüysüz, “Hasar yaratmasını beklemediğimiz bir deprem” değerlendirmesinde bulunurken, sığlığın depremin yüzeyde daha şiddetli hissedilmesine yol açabileceğini ifade etti. Çok kötü yapılmış binalarda hafif hasar oluşabileceğine işaret eden Tüysüz, yetkililerin incelemesi ve “sağlamlık raporu” verilmeden binalara girilmemesinin en doğru davranış olacağını söyledi.
Artçı 4,5’e kadar sürebilir
Tüysüz, depremin ardından artçıların da görülebileceğini dile getirdi. 4,5 büyüklüğüne kadar artçıların yaşanabileceğini belirten uzman, “Depremin ardından da 4.5'a varabilecek artçıların olması mümkün” ifadelerini kullandı.
Ayrıca depremin meydana geldiği bölgenin fay yapısına değinen Prof. Dr. Okan Tüysüz, Karaköprü’deki depremin Bozova Fayı adıyla bilinen fay sistemi üzerinde gerçekleştiğini aktardı. Tüysüz’e göre bu fay sistemi, 6 Şubat’ta etkili olan faylardan farklı ve onlara belirli bir mesafede konumlanıyor.
Prof. Dr. Okan Tüysüz, Bozova Fayı’nın en az 60-70 kilometrelik bölümünün aktif olduğunu ve daha önce deprem ürettiğini söyledi. Fay sisteminin bütünü dikkate alındığında ise 100 kilometrenin üzerine çıkan daha uzun bir yapıdan söz edildiğini kaydeden Tüysüz, büyük bir depremin beklentiler arasında bulunduğunu ancak “bugün yarın” gibi bir zaman verilemeyeceğini vurguladı.
Tüm bunlara ek olarak Tüysüz, 6 Şubat depremlerini oluşturan faylardan bağımsız olsa da, aynı bölgede oluşan sıkışıklığın etkisinin mutlaka sürdüğünü belirtti. Uzmanın açıklamaları, deprem sonrası güvenli yaşam alanlarına geçiş ve kontrol sürecinin önemini bir kez daha öne çıkardı.




