Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) bireysel başvuru hakkının tanınmasının 14. yıl dönümü kapsamında düzenlenen sempozyumda, AYM Başkanı Kadir Özkaya savcı ve hâkimlere seslendi. Özkaya konuşmasında bireysel başvurunun yalnızca ihlali tespit eden bir yol olmadığını, anayasanın toplumsal hayatta etkili olmasına hizmet eden önemli bir mekanizma olduğunu anlattı. Ayrıca bireysel başvurunun başarısının ihlal kararlarının gereğinin yerine getirilmesine bağlı olduğuna dikkat çekti.
Sempozyumda norm denetimi - bireysel başvuru vurgusu
“Türk Anayasa Mahkemesinin Norm Denetimi Kararlarının Bireysel Başvuruya Etkisi Sempozyumu” AYM Yüce Divan Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplantıya AYM Başkanı Kadir Özkaya’nın yanı sıra Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez, Danıştay Başsavcısı Cevdet Erkan, Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Başkanvekili Fuzuli Aydoğdu, Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Serdar Mutta ile HSK 1. Daire Başkanı Turan Kuloğlu ve çok sayıda hukukçu katıldı.
Açılış konuşmasını yapan Özkaya, bireysel başvurunun anayasa yargısının temel hakları koruma işlevine yeni ve güçlü bir boyut kazandırdığını belirtti. Özkaya, bireysel başvurunun “anayasa yargısından bağımsız ya da ona eklenmiş sıradan bir hak arama yolu” gibi görülemeyeceğini ifade etti. Bununla birlikte bireysel başvurunun işlevinin sadece başvurucunun uğradığı ihlalin tespitiyle sınırlı olmadığını, hukuk devletinin güçlenmesine ve anayasanın toplumsal hayatta etkili hale gelmesine katkı sunduğunu söyledi.
“Başarı ortak sorumluluk” dedi
Konuşmasında bireysel başvuru ile norm denetiminin “sekronize şekilde” uygulandığını kaydeden Özkaya, anayasa yargısının bütünlüğünün bu sayede korunduğunu dile getirdi. Özkaya, bireysel başvurunun etkili bir hak arama yolu olarak devam edebilmesinin ihlal kararlarının gereğinin yerine getirilmesi ve benzer ihlallerin ortaya çıkmasını engelleyecek tedbirlerin alınmasına bağlı olduğunu vurguladı.
Bu noktada bireysel başvuru mekanizmasının başarısının, bütün kamu makamlarının ve özellikle yargı mercilerinin ortak sorumluluğunu gerektirdiğini belirten Özkaya, sistemi ayakta tutan unsurun uygulama süreçleri olduğunu ifade etti. Özkaya ayrıca, bireysel başvurunun kabul tarihinden bu yana ulaşılan sayıların mahkeme açısından önemli bir birikime işaret ettiğini söyledi.
756 bin 726 başvuru ve 2013’ten gelen ihlal kararları
Özkaya, bireysel başvurunun kabul tarihi olan 23 Eylül 2012’den itibaren toplam 756 bin 726 bireysel başvurunun Yüksek Mahkeme’ye yapıldığını aktardı. Mahkemenin bu başvurulardan 648 bin 410’unu sonuçlandırdığını belirten Özkaya, halihazırda 40 bin 769 başvuru bulunduğunu, bunlardan ise yaklaşık 30 bin civarının sonuçlandırıldığını kaydetti.
Özkaya’nın verdiği bilgiye göre, 2013’ten bugüne kadar verilen 86 bin 849 ihlal kararlarından yüzde 99,9’unun uygulandığı bildirildi. Konuşmada ayrıca, hâkimin anayasal ilkeleri yorumlarken matematiksel bir formülle sınırlı bir yaklaşımın mümkün olmadığına değinildi. Özkaya, özellikle ifade özgürlüğü ile kişilik hakları gibi haklar arasında çatışma yaşandığında yargıcın yalnızca geçmiş kararları aramakla yetinemeyeceğini söyledi.
Özkaya, hâkimin somut olayın özelliklerini anlamak; yarışan hak ve menfaatleri değerlendirmek; demokratik toplumun gereklerini dikkate alarak sonuca ulaşmak zorunda olduğunu belirtti. Bu süreçte anayasal açıdan gerekçelendirilebilir bir denge kurulmasının önemine işaret eden Özkaya, “insan muhakemesinin” vazgeçilmez olduğunun altını çizdi.
Hâkim ve savcılara dini ve etik çağrı
Hâkim ve savcılara yönelik konuşmasında Özkaya, “Yüce Allah’ımız bize adaleti emrediyor, insafı emrediyor. Anayasa ve kanunlarımız bize adaleti emrediyor” ifadelerini kullandı. Özkaya, “Hak’da halk da adil olanları sever. Onları korur ve şereflerini yükseltir” sözleriyle adaletin toplumsal karşılığını hatırlattı.
Konuşmasında hâkim ve savcıların cübbelerindeki düğme ve cebin olmadığına dikkat çeken Özkaya, bunun anlamını idrak ederek hareket edilmesi gerektiğini dile getirdi. Son bölümde ise hâkim ve savcıların sorumluluk bilinciyle karar vermesi gerektiğini vurguladı.




