Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın avukatları, 500 gündür devam eden tutukluluğun temel hakları ihlal ettiğini belirterek Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yaptı. Başvuruda, tutukluluğun kişi özgürlüğü ve güvenliği açısından hukuki ve yeterli gerekçelerle değerlendirilmediği vurgulandı.
Avukatların açıklamasına göre, AYM’ye yapılan başvuru Anayasa’nın 19. maddesi kapsamında değerlendirilecek. Çalık’ın bu süreçteki tutukluluk hâlinin, dosyaya özgü somut bir değerlendirme yapılmadan sürdürüldüğü iddia edildi.
“500 gündür devam eden uzun tutukluluk”
Başvuruda, Çalık’ın 500 gündür tutuklu bulunduğu hatırlatılarak, uzun tutukluluk sürecinin kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı üzerinde ciddi etki yarattığı ifade edildi. Tutukluluğun devamına ilişkin kararların, tutuklama ve tutukluluğun sürdürülmesine dair karar gerekçelerinde “yeterli ve hukuki” dayanak bulunmadığı gerekçesiyle eleştirildi.
Avukatlar ayrıca, isnat edilen suçlamalara ilişkin belirsizliklerin sürdüğünü ve tutukluluk incelemelerinin etkili bir yargısal denetime tabi tutulmadığını ileri sürdü. Başvuruda, tüm tutuklu sanıklar yönünden tutukluluğun devamına ilişkin kararların aynı ve genel nitelikteki gerekçelerle verildiği iddia edildi.
Mehmet Murat Çalık’ın kişisel durumu ile dosyasına özgü somut ve bireyselleştirilmiş bir değerlendirme yapılmadığı belirtilen başvuruda, yalnızca tek bir suç isnadı nedeniyle tutuklu bulunmasına rağmen tutukluluğun devam ettirildiği ifade edildi.
Ölçülülük ve katalog suç vurgusu
Başvuruda, isnat edilen suçun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesinin üçüncü fıkrasında sayılan “katalog suçlar” arasında olmamasına rağmen tutukluluğun sürdürüldüğü kaydedildi. Bu durumun, tutuklama tedbirinin ölçülülük ilkesine aykırı şekilde devam ettirilmesi sonucunu doğurduğu savunuldu.
Başvurunun konusu, daha önce yapılan sağlık durumu ve yaşam hakkına ilişkin başvurudan ayrı olarak ele alındı. Avukatlar, sağlık hakkına yönelik başvurunun derdest olduğunu ve AYM önünde incelemesinin sürdüğünü aktararak; bu başvurunun yalnızca “kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı”na ilişkin olduğunu belirtti.
Açıklamada, 500 günlük tutukluluk hâlinin temel hak ve özgürlükler üzerindeki etkisinin Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi çerçevesinde değerlendirilmesi istendi. Başvuruda, ihlalin ivedilikle incelenerek giderilmesine yönelik karar verilmesinin beklendiği ifade edildi.




