YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından Üsküdar Belediyesi’nde yaşanan yönetim değişikliğinin perde arkasına dair konuştu. Emre, Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın tutuklanmasının ardından yapılan başkanvekilliği oylamasına “dışarıdan müdahale” edildiğini savundu.

Üsküdar’da başkan vekilliği seçiminde AKP’ye geçişe Yeni Parti’den sert tepki
Üsküdar’da başkan vekilliği seçiminde AKP’ye geçişe Yeni Parti’den sert tepki
İçeriği Görüntüle

Emre, meclis üyelerine adli süreçler üzerinden baskı kurulduğunu ve oyların vaatler karşılığında değiştirildiğini öne sürdü. Ayrıca sürecin idare mahkemesi kararları ve valilik talimatlarıyla şekillendirildiğini iddia etti.

Meclis üyelerine baskı ve vaat iddiası

Emre, Üsküdar’da başkanvekilliği seçimi sürecinde bazı meclis üyelerinin oy tercihini belirleyen gerekçeler olduğunu ileri sürdü. Bir meclis üyesinin firari oğluna serbestlik sözü verilmesi karşılığında oy kullandığını belirten Emre, başka bir üyenin de tutuklu çocuğunun tahliyesi yönünde söz alındıktan sonra oy verdiğini ifade etti.

“Bize göre süreç idare mahkemesi kararları ve valilik talimatlarıyla şekillendirildi” diyen Emre, bu iddiaların, yerel yönetimde karar alma sürecinin sağlıklı işlemediği yönündeki eleştirileri büyüttüğünü söyledi. Emre’nin açıklamaları, Üsküdar’da yönetim değişikliğine giden zaman çizelgesinin yeniden gündeme gelmesine yol açtı.

OVP hedefleri, zam hesabı ve “tutmaz” eleştirisi

Emre, açıklamasında yerel sürecin yanında ekonomik tartışmalara da değindi. İktidarın açıkladığı ekonomik programların gerçekleri yansıtmadığını öne süren Emre, 2027-2029 Orta Vadeli Program hedefleriyle geçmiş tahminler arasındaki uyumsuzluğa dikkat çekti.

2023’te 2026 için verilen enflasyon tahminlerinin zaman içinde revize edildiğini aktaran Emre, “hesapları masa başında yaptıklarını” savunarak tutmayan tahminler örneği verdi. Emre ayrıca resmi enflasyonla halkın yaşadığı temel harcamalar arasında büyük bir fark bulunduğunu söyledi.

Giyim, barınma ve ulaşım gibi kalemlere işaret eden Emre; kira artışının yüzde 54 seviyesinde olduğunu, hizmet enflasyonunun ise 41 olarak gündeme geldiğini dile getirdi. Bu tablonun, yapılan zamların halkın alım gücünü korumakta yetersiz kaldığını düşündürdüğünü ifade etti.

Emre, OVP projeksiyonlarına göre maaş zamlarının “erimeye” neden olacağını da ileri sürdü. Buna göre Bağ-Kur emeklileri için yüzde 9 zam öngörüldüğünü, kamu çalışanları için ise yüzde 5 zamla birlikte enflasyon farkı üzerinden toplam oranın şekillendirildiğini söyledi. Asgari ücret tarafında da aynı hesaplara göre zam yapılacağını dile getiren Emre, “maaş olmaktan çıkacak” yorumunu yaptı.

PMI verileriyle daralma uyarısı

Üretim tarafında da kötü gidişin sinyallerinin görüldüğünü belirten Emre, imalat sektörüne ilişkin resmi endeks verilerine dayandığını söyledi. Emre, İstanbul Sanayi Odası tarafından paylaşılan Satın Alma Yöneticileri Endeksi’nde (PMI) 50’nin üzerinde büyüme, 50’nin altında daralma yorumu yapıldığını kaydetti.

Ağustos’ta PMI’ın yüzde 48,1 olarak açıklandığını söyleyen Emre, endeksin üst üste aylar boyunca 50’nin altında kalması nedeniyle Türkiye imalat sanayisinin uzun bir daralma dönemine girdiğine dikkat çekti. Emre, bu sürecin “büyük bir krizin eşiği”ne yaklaşma olarak okunabileceğini ileri sürdü.

Konut verilerinde ev sahipliğinin düşüşü iddiası

Emre, “konut projeleri” söyleminin karşısında ev sahipliği oranlarının düştüğünü savundu. TÜİK verilerini hatırlatarak 2014’te konutun sahibi olan nüfusun yüzde 61 düzeyinde olduğunu, güncel tabloda bunun yüzde 57’ye indiğini söyledi. Kiracılaşmanın arttığını iddia eden Emre, bu durumun rant alanlarını beslediği görüşünü dile getirdi.

Emre, 2002’de yüzde 73 olan konut edinme oranının bugün yüzde 56 seviyelerine gerilediğini aktararak, “vatandaş konutunu kaybetti” yorumunu yaptı. Türkiye’de ev sahibi olma oranının yüzde 65 civarında olduğunu, kendileri gibi bölge ülkelerinde de bu oranın daha yüksek seyrettiğini söyleyen Emre, yapılan konutların geniş kitlelere değil belirli bir kesime fayda sağladığı eleştirisini yaptı.

5 gün sonra başkanvekilliği: oy değişimi iddiası

Üsküdar’daki yönetim değişiminin adli ve siyasi pazarlıklarla örüldüğünü iddia eden Zeynel Emre, kronolojiyi anlattı. Emre’ye göre Üsküdar’da 31 Mart 2024 seçiminde YENİ Parti oyunu yüzde 50’ye çıkarırken AKP-MHP bloğu yüzde 43’te kaldı. Meclis dengelerinde de YENİ Parti’nin 29 üyeye sahip olduğunu, karşı tarafta ise 13 AK Parti ve 4 MHP bulunduğunu ileri sürdü.

Emre, süreçte 7 Nisan’da bir operasyon yapıldığını; operasyondan sonra Sinem Dedetaş’ın tutuklanacağına dair haberlerin dolaştığını belirtti. Ardından Dedetaş’ın 29 Temmuz’da gözaltına alındığını ve 31 Temmuz’da tutuklandığını söyleyen Emre, tutuklamanın gerekçesine dair “hukuken hükmü olmayan deliller” ve “saçma iddialar” eleştirisini yineledi.

Tutuklamadan 5 gün sonra yapılan başkanvekilliği seçiminde turlar ve oy dağılımında değişiklik yaşandığını ifade eden Emre, mevzuata göre birinci ve ikinci turda 31 oy gerektiğini, üçüncü turda ise 24 oy barajının bulunduğunu söyledi. Emre’ye göre ilk turda 26 oy alındı, bir oy geçersiz sayıldı; ikinci turda 27 oy alındı. Üçüncü tur öncesinde ise 5 kişinin karşı tarafa oy değiştirdiğini savundu.

Emre, bu oy değişikliğinin ardından İl Başkanı’nın “Üsküdar halkının iradesine ihanet edilemeyeceğini” vurguladığını iddia etti. Ayrıca Emre, bir meclis üyesinin “firari oğlunun serbest kalacağına dair söz verildiği” iddiasını dile getirdiğini ve bu açıklamanın Meclis’te, çok sayıda kişinin bulunduğu ortamda yapıldığını anlattı. Emre, başka bir kişinin de hiçbir açıklama yapmadan ayrıldığını ve onun da çocuğunun içerideyken, oylamadan birkaç gün önce tahliye edildiğinin öğrenildiğini ileri sürdü.