Ekonomik kriz derinleşirken yansıması hem tarımda hem sanayide hissediliyor. Artan maliyetler ve uygulanan politikalara ilişkin eleştiriler öne çıkarken, şirket kapanışları da üretim ve istihdam üzerindeki baskıyı görünür kılıyor.
Tarımsal üretimde maliyet tablosu nisan ayında daha da ağırlaştı. TÜİK verilerine göre tarımsal girdi fiyat endeksi (Tarım-GFE), yıllık bazda yüzde 38,97, aylık bazda ise yüzde 5,61 artış gösterdi.
Tarım-GFE nisan ayında yükseldi
Tarım-GFE, yaklaşık iki yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Endekste en dikkat çeken kalemler gübre ve enerji oldu: gübre fiyatlarında yıllık yüzde 62,77 artış görülürken, enerjideki artış yüzde 48,44 olarak kaydedildi.
Aylık değişimde ise en yüksek artışı enerji ve yağlayıcılar tarafında yüzde 12,54 ile görüldü. Yıllık değişimin en yüksek olduğu alt grup yüzde 62,77 artışla gübre ve toprak geliştiriciler olurken, gübre ve enerji kalemlerini yem takip etti.
Endekste ayrıca bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 17,49, on iki aylık ortalamalara göre ise yüzde 33,79 oranında artış bilgisi yer aldı. Ana harcama gruplarında nisan ayında bir önceki aya göre tarımda kullanılan mal ve hizmetler endeksi yüzde 6,19 artarken, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetler endeksi yüzde 1,95 yükseldi. Yıllık bazda ise artışlar tarımda kullanılan mal ve hizmetler endeksi için yüzde 41,21, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetler endeksi için yüzde 25,80 düzeyinde gerçekleşti.
Küçük üretici için “kopuş” uyarısı
Çiftçi Sen Örgütlenme Sekreteri Adnan Çobanoğlu, açıklanan girdi maliyetlerini “Küçük üreticilerin tamamen tarımdan koparılacağı bir sürece doğru gidiyoruz” sözleriyle değerlendirdi. Artışların üreticinin üretim yapmasını zorlaştırdığını belirten Çobanoğlu, tarım politikasının tarlaları boşaltıp şirketlere kiralamaya dayandığını ileri sürdü.
Çobanoğlu’nun açıklamalarında; şirketlerin gıda zincirini kontrol etme isteği ve tarım arazilerinin maliyetsiz kullanılmasını arzulama düşüncesi öne çıktı. Ona göre, tarım politikalarında köklü bir değişim olmadan bu sürecin önüne geçmek zor. Aksi durumda bunun yalnızca ekonomik değil sosyal ve kültürel bir kayba yol açabileceği ifade edildi.
Çobanoğlu, enerji ve madencilik yatırımları uğruna tarım arazilerinin feda edildiğini savunurken, endüstriyel tarımsal üretimde kullanılan aşırı kimyasalların iklim krizine katkısına dikkat çekti. Ayrıca 2024’ten bu yana girdi fiyat endeksinin en yüksek seviyelere ulaştığını ve ihracat odaklı mevsim dışı üretimin teşvik edildiğini söyledi.
Çobanoğlu, “Gelecekte sağlıklı bir gıda zinciri oluşturabilmek için bu yöntemlerden vazgeçilmesi şarttır. Aksi takdirde, yoksulların gıdaya erişemediği bir dünya düzenine hapsolacağız” ifadelerini kullandı.
Kimyasal gübreye bağımlılık bitmeli
Tarım Ekonomisti Prof. Dr. Tayfun Özkara ise kimyasal gübrelere bağımlılığın sonlandırılmasını savundu. Azotlu gübrelerin doğal gaz kullanılarak üretildiğini, ayrıca azotlu gübre üreticileri arasında körfez ülkelerinin bulunduğunu belirten Özkara, taşıma süreçlerinde yaşanabilecek sıkıntıların fiyat üzerinde etkili olabileceğini ancak Türkiye’nin kimyasal gübrelere bağımlılığını azaltması gerektiğini vurguladı.
Özkara’ya göre agroekolojik tarım sistemi bu geçişi mümkün kılabilir. Kimyasal gübrelerin toprağın yapısını bozduğu ve mikrobiyolojiyi etkilediği için verimliliği düşürdüğünü söyleyen Özkara; malç uygulaması, toprağı sürmeden ya da azaltılmış toprak işleme ve baklagillerle nöbetleşe program gibi yöntemlerle kimyasal gübrelerden tamamen kurtulmanın mümkün olduğunu ifade etti.
Ayrıca işlemesiz tarım yapıldığında kullanılan mazotun “beşte bire” düşebileceğini belirten Özkara, bunun maliyetleri azaltmaya yardımcı olacağını söyledi.
Sanayide kapasite kullanımı sınırlı artıyor
TOBB’un mayıs ayına ilişkin açıkladığı kurulan-kapanan şirket istatistikleri de genel tabloyu destekliyor. Mayısta kurulan şirket sayısı nisan ayına göre yüzde 29,6 azalışla 10 bin 853’ten 7 bin 644’e gerilerken, aynı dönemde 2 bin 72 şirket kapandı.
Şirketlerin yüzde 36,7’sinin İstanbul’da kurulduğu aktarılırken Bartın’da hiç şirket kurulmadı. Kapanan gerçek kişi ticari işletmelerinde toptan-perakende ticaret, inşaat ve imalat öne çıkan sektörler arasında yer aldı.
Öte yandan sanayide kapasite kullanımında da iyileşme sınırlı kaldı. Merkez Bankası’nın mayıs dönemine ait İmalat Sanayi Kapasite Oranı (KKO) verilerine göre mevsimsel etkilerden arındırılmış kapasite kullanım oranı mayısta bir önceki aya göre 0,1 puan artarak yüzde 74,1’e yükseldi. Mevsimsel etkilerden arındırılmamış oran ise yüzde 73,8’den yüzde 74,2’ye çıktı.
Verilerde en düşük kapasite kullanım oranı yüzde 60,7 ile deri sanayisinde görülürken en yüksek oran yüzde 84,4 ile kağıt kâğıt ve tütün sektöründe kaydedildi. Diğer ulaşım araçları sektöründe kapasite kullanım oranı yüzde 80,4; giyim sektöründe ise yüzde 77 seviyesinde yer aldı.




