Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunan komedyen Deniz Göktaş, tutukluluğunun birinci ayında cezaevindeki günlerini anlatan bir mektup yazdı. Mektupta moralinin yerinde olduğunu ve sağlığının iyi gittiğini söyleyen Göktaş, kaldığı koşullara dair “kuyu tipi” olarak bilinen düzenin etkisini de dile getirdi.
Göktaş, mektubunda ayrıca dışarıda kendisine ilişkin çıkan haber ve iddialara değindi; ziyaretler, gelen kitaplar ve avukat görüşlerinin kendisi için anlamını anlattı. Öte yandan cezaevi yaşamını, esprili göndermeler ve günlük ayrıntılarla harmanlayarak aktardı.
Tekirdağ’a gönderme ve “Aşkın mapushanee” başlangıcı
Mektubuna yan hücresinden gelen dizelerden alıntıyla başlayan Deniz Göktaş, cezaevindeki ilk ayını “Çorlu’da birinci ayımı” doldurarak özetledi. Ankara, Çorum, Antalya ve İstanbul’dan sonra en çok vakit geçirdiği şehrin Tekirdağ olduğunu esprili bir dille aktaran Göktaş, “Beş Şehir’i tamamladım” ifadeleriyle zaman algısını da mizahına kattı.
Göktaş mektubunda, kaldığı cezaevinde aynı kurumda bulunan Haluk Levent’in şarkısına göndermede bulunduğunu belirtti. Dışarıda kendisiyle ilgili yayılan bazı haberleri ve iddiaları da düzelttiğini ifade eden komedyen, cezaevi koşullarına geçmeden önce moralini etkileyebilecek konulara açıklık getirmeye çalıştığını yazdı.
Güneşsizlik, havasızlık ve sosyal izolasyon eleştirisi
Göktaş’ın mektubunun önemli bir bölümünü, “kuyu tipi” olarak bilinen düzenle ilgili gözlemleri oluşturdu. Kaldığı Karatepe Cezaevi’nde güneşsizlik, havasızlık ve sosyal izolasyonun kalıcı fizyolojik ve psikolojik zararlar verebileceğine dikkat çeken Göktaş, sayımlar dışında uzun süre insan sesi duymadan geçen günler olduğunu da aktardı.
Kendisi içinse şimdilik “uyum sağlama” sürecinin başladığını söyleyen Göktaş, avluda güneşle köşe kapmaca oynayarak günü geçirmeye çalıştığını yazdı. Mektupta, iki haftadır hücresinde kalan “Leo” isimli güvercinin öyküsünü de paylaştığını belirten Göktaş, bu hikâyenin Uğur Gürsoy’un Uykusuz Ağustos sayısında yer aldığını kaydetti.
Gelen kitaplar ve mektuplar sayesinde hücresindeki düzenin hızla dolduğunu anlatan Göktaş, bunun kendisine “en kalabalık zamanı” yaşattığını söyledi. Kalış süresi uzarsa mektuplara cevap yazacağını da ifade eden Göktaş, bazı yakınlarından gelen sitem dolu mesajları “WhatsApp’tan kurtuldum, bu sitemden kurtulamadım” diyerek mizahla anlattı.
Ziyaretler nefes, bıyık makası dilekçesi yanıt bulamadı
Deniz Göktaş, düzenli avukat görüşlerinin kendisine nefes olduğunu vurguladı. Ton balığını cezaevi kantinine ekleten bir avukatla tanıştığını anlatan komedyen, bu avukatın cezaevinde Oğuzhan Uğur’dan daha popüler olduğunu söylediğini yazdı. Dışarıdaki haberleri de avukat görüşmeleri üzerinden takip ettiğini aktardı.
Cezaevi içinde küçük ayrıntıların bile önem kazandığını belirten Göktaş, klavye ve bıyık makası eksikliğini hissettiğini dile getirdi. Bıyık makası için yazdığı dilekçeye cevap alamadığını ifade eden Göktaş, bıyığının ziyarete gelen Erkan Baş’tan övgü aldığını söyleyerek konuyu esprili bir şekilde tamamladı.
Mektubunu, ODTÜ Mezuniyet töreninde açılan pankartlarla ilgili bir anı paylaşarak sürdüren Göktaş, bir sabah bu görüntüyle ilk kez gözlerinin dolduğunu yazdı. Ardından cezaevi sürecini, okuma planları ve kütüphane imkânlarıyla da ilişkilendiren Göktaş, “Hala kararlıyım, Moby Dick’i bitireceğim” ifadelerini kullandı.
Deniz Göktaş mektubunu, “Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar” diyerek sonlandırdı.





