İzmir’in Aliağa ilçesinde yıllardır işçi sağlığını ve halk sağlığını öncelemeyen gemi söküm faaliyetleriyle ilgili yeni bir süreç başlatıldı. Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) kapsamındaki “halkın katılımı toplantısı” dün düzenlenirken, bölge halkı ve meslek odaları bu sürece tepki gösterdi.

Türkiye Gemi Geri Dönüşüm İzleme Koordinasyonu ise toplantıyı, geçmiş çevre suçlarını örtmek için “ÇED kılıfı” olarak nitelendirdi. Koordinasyon, başvuru dosyasında usule ilişkin ciddi eksiklikler bulunduğunu ve deniz kaynaklı kirliliğin dolgu alanlarına dönüştürülmesinin hedeflendiğini ileri sürdü.

Denize dolgu iddiası ve “Alan Artışı” planı

Toplantıda, gemi söküm faaliyetleri sırasında denize tersanelerden akan atık, tortu ve rüsubatla kıyı şeridinde yeni karasal alanlar oluştuğu anlatıldı. Koordinasyonun vurguladığı en kritik noktalardan biri ise, bu iddiaların ÇED başvuru dosyasındaki veriler üzerinden değerlendirilmesi oldu.

Dosyada yer alan bilgilere göre toplam 519 bin 321 metrekarelik alanda faaliyet yürüten tersanelerde son 10 yılda 1.004 gemi söküldü. Ayrıca şirketlerin “Alan Artışı” adı altında hayata geçirmek istedikleri plan için 95 milyon 726 bin TL bütçe ayrıldığı belirtildi.

Koordinasyona göre bu planla, kıyı kenar çizgisinin deniz tarafındaki kullanım alanlarının gemi söküm sınırlarına dahil edilmesi amaçlanıyor. Bu kapsamda, denize doğru yaklaşık 83 futbol sahası büyüklüğünde bir alanın gemi söküm sınırlarına katılarak tescillenmesinin hedeflendiği ifade edildi.

Dernek üzerinden tek başvuru itirazı

Türkiye Gemi Geri Dönüşüm İzleme Koordinasyonu’nun basın açıklamasında öne çıkardığı bir diğer başlık ise başvuru dosyasıyla ilgili usulsüzlük iddiaları oldu. Koordinasyonun temel itirazı, ÇED Yönetmeliği’ne göre proje sahibinin işi fiilen yapacak gerçek ya da tüzel kişi olması gerektiği yönünde.

Ancak açıklamaya göre, dosyada proje sahibi olarak şirketlerin çatı derneği olan Gemi Geri Dönüşüm Sanayicileri Derneği (GEMİSANDER) gösterildi. Koordinasyon, bu nedenle dosyanın reddedilmesi gerektiğini savundu ve her tersane için ayrı ayrı ÇED süreci yürütülmesi gerektiğini söyledi.

Koordinasyon, tersanelerin söküm faaliyetleri sırasında deniz yıllar içinde atık ve tortuyla dolduğunu, kirlilik sonucunda da karasal kullanım alanlarının ortaya çıktığını ileri sürdü. Bu alanların, denizi kirleterek elde edilen dolgu sahaları olarak ÇED raporuna dahil edilmeye çalışıldığı iddia edildi.

Açıklamada ayrıca, denize yayılan kirlilik riskini en üst düzeyde tutan “baştankara” söküm yönteminin risklerine dair dosyada tartışma olmadığı belirtildi. Çevreye zarar vermeyecek “kuru havuz” sistemine geçişe yönelik taahhüt verilmediği, jeolojik yapı ve doğal afet riskleriyle ilgili analizlerin dosyada yer almadığı da ifade edildi. Hava kalitesi, flora ve fauna gibi kritik başlıkların ise “ileride sunulacak” denilerek geçiştirildiği aktarıldı.

Koordinasyonun iddiaları arasında gemilerdeki zehirli maddeleri gösteren Tehlikeli Madde Envanter Raporlarının (IHM) kimler tarafından denetlendiği, gemide fiziki inceleme yapan ekiplerin sayısı ve uzmanlıklarının ne olduğunun dosyada netleştirilmediği bilgisi de bulunuyor.

Koordinasyondan “göz boyama” vurgusu

Türkiye Gemi Geri Dönüşüm İzleme Koordinasyonu, açıklamasında “Aliağa’da faaliyet gösteren her şirketin kendi tüzel kişiliği, ayrı kapasitesi, söktüğü gemi türü ve kendine ait atık planı vardır. Bir dernek üzerinden tek bir ÇED başvurusu yapılamaz” ifadelerini kullandı. Koordinasyon, bu usulsüzlük nedeniyle dosyanın reddedilmesi gerektiğini ve her tersane için ayrı ÇED süreçlerinin işletilmesi gerektiğini belirtti.

Açıklamada, Aliağa’nın çevreye tam koruma sağlayacak kuru havuz altyapısı, şeffaf bir denetim sistemi ve işçi sağlığı alanında meslek hastalıklarının tanınmasına ihtiyaç duyduğu vurgulandı. Koordinasyon ayrıca, bugüne kadar işlenen kent ve çevre suçlarının üzerinin örtülmesine izin vermeyeceklerini, yasal başvuruların yapılacağını ve sürecin ifşa edilmeye devam edileceğini söyledi.

Gemi söküm işleminin dünyada en yoğun gerçekleştiği ülkeler arasında yer alan Türkiye’nin de Aliağa’daki tesislerle öne çıktığı belirtilirken, STK Gemi Söküm Platformu’nun 2024 verilerine göre Türkiye’nin sökülen gemi sayısında dünya 3’üncüsü, gros tonaj bakımından ise dünya 4’üncüsü olduğu kaydedildi. Verilere göre sadece 2024 yılında Türkiye’de 476 bin 303 gros tonajına sahip 84 gemi söküldü. Bu süreçte gönderilen gemilerden birinin İsrail gemisi olduğu da ifade edildi.

Özgür Özel’in Yeni Partisinde İsim ve Logo Detayları Netleşiyor
Özgür Özel’in Yeni Partisinde İsim ve Logo Detayları Netleşiyor
İçeriği Görüntüle

İnsan sağlığı açısından risklere dikkat çeken açıklamada, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi’nin verilerine göre 2013-2022 arasında İzmir Aliağa’da en az 97 işçinin yaşamını yitirdiği aktarıldı.