Ülke gündeminde, “halksız siyaset” dayatması tartışmaları sürerken araştırmalar da yurttaşların siyasete dair algısında ciddi bir kopuşa işaret ediyor. Mevcut siyasi karar alma biçimlerinden memnuniyetsizlik giderek artarken, seçim dışı katılım ve yerel karar mekanizmaları konusunda beklentiler öne çıkıyor.
SAMER Saha Araştırmaları Merkezi’nin Ekim ayı raporu, yurttaşların kararların alınma sürecinde söz sahibi olmayı beklediğini ve bu konuda rahatsızlığın belirginleştiğini gösteriyor. Raporda ayrıca barışçıl gösteri ve yürüyüş gibi yöntemlere verilen desteğin yüksekliği dikkat çekiyor.
Kararlardan memnuniyet düşük, olumsuz tablo büyüyor
Araştırma, siyasi kararların alınma biçimine duyulan memnuniyetin zayıf olduğunu ortaya koyuyor. Katılımcıların yüzde 45,1’i “memnun değilim” derken yüzde 33,9’u “hiç memnun değilim” yanıtını verdi. Böylece olumsuz yanıtların toplamı yüzde 79’a ulaşıyor.
Öte yandan siyasi karar alma biçiminden memnun veya çok memnun olduğunu belirtenlerin oranı yalnızca yüzde 6’da kalıyor. Bu da yurttaşların, karar süreçlerinin işleyişine dair ciddi bir rahatsızlık yaşadığını gösteriyor.
Raporda, mahalle ya da kentle ilgili önemli kararlarda bölgedeki insanların görüşlerinin doğrudan alınması gerektiği fikrine geniş bir destek olduğu da görülüyor. Katılımcıların yüzde 77,3’ü bu yaklaşımın “kesinlikle” doğru olduğunu ifade ediyor.
Sandık dışı katılım yollarına ilgi, yerel mekanizma beklentisi yüksek
Araştırmada seçim dışındaki siyasi katılım yolları da gündeme geliyor. Katılımcıların yüzde 39,7’si seçim dışında siyaset yapmanın çok sayıda yolunun bulunduğunu düşünürken, yüzde 33,4’ü bu yolların var olmakla birlikte sınırlı olduğunu belirtiyor.
Yurttaşların toplumsal ya da yerel bir konuda görüşünü duyurmak için tercih edebileceği yöntemler arasında barışçıl gösteri veya yürüyüş, yüzde 36,2 ile ilk sırada yer alıyor. Bu seçeneği yüzde 26,2 ile bir sivil toplum kuruluşuna katılmak takip ediyor.
Mahalle ve yerel konulardaki kararların halk meclislerinde doğrudan alınmasını gerekli veya çok gerekli görenlerin toplam oranı ise yüzde 84,1 olarak kayda geçti. Bu bulgu, katılımın yalnızca genel siyaset düzeyinde değil, yerel yönetim ve gündelik kararlarda da beklenen bir karşılık olduğunu düşündürüyor.
SAMER’den: İstek var ama baskı pratik adımı engelliyor
SAMER Saha Koordinatörü Yüksel Genç, Türkiye’de temsil siyasetinin toplumun temel sorunlarını çözmekte yetersiz kaldığını ve derin bir tıkanma yaşandığının geniş kesimlerce görüldüğünü vurguladı. Genç’e göre yurttaşlar yalnızca mevcut siyasetten memnun değil; alternatif, katılım odaklı bir siyasetin mümkün olduğuna inanıp buna dâhil olmak istiyor.
Ancak Genç, bu isteğin pratik adımlara dönüşemediğini; bunun da derin bir kaygı ve baskı duvarıyla karşılaşmak anlamına geldiğini ifade etti. Araştırma verilerinin, toplumun yaklaşık yarısının mevcut siyasi karar alma biçimlerinden memnun olmadığına ve hoşnutsuzluğun yüzde 70’lerin üzerine çıktığına işaret ettiğini belirten Genç, oy vermenin dışında kalan katılım kanallarının önemine dikkat çekti.
Genç ayrıca “istek ile imkân/eylem arasındaki mesafe” sorununu öne çıkararak, yerel mekanizmalar üzerinden özne olmak isteyen yurttaşların kendilerini güvende hissetmediklerinde geri çekildiğini söyledi. Hak ve özgürlükler alanındaki daralmalar ile ifade ve örgütlenmeye yönelik baskıların, yurttaşları gündelik hayatta dahi siyaset yapmaktan uzaklaştırdığını dile getirdi.
Genç’e göre bu durum, siyasetin sorun çözme kapasitesine olan inancın zayıflamasına yol açarken, katılım yolları daraldıkça yurttaşların yine daha geleneksel yöntemlere yönelme eğilimi artıyor.




