“Milliyetçi feminizm nedir?” sorusunun en net cevabı şu: Bu ifade, liberal feminizm ya da radikal feminizm gibi yerleşik ve sınırları belirlenmiş bir feminist akımın adı değildir. Türkiye’de daha çok sosyal medyada, kadın haklarını milliyetçi bir siyasal çerçeve içinde savunduğunu söyleyen kişiler ve oluşumlar için kullanılıyor. Ancak küçük ama önemli bir ayrım var: “Nationalist feminism” ifadesi akademik çalışmalarda bazı tarihsel hareketleri tanımlamak için geçer. Yani kavram literatürde hiç yok değildir; fakat feminizmin temel ve genel kabul gören ekollerinden biri de değildir.
Milliyetçi feminizm nedir?
Milliyetçi feminizm, kadın hakları söylemiyle ulusal kimlik, vatan, millet ve kültürel aidiyet fikrini bir araya getirme iddiasını anlatır. Sosyal medyada bu ifade çoğu zaman “Türk kadınlarının haklarını savunmak”, “milli değerlere bağlı kadın hareketi” ya da kadın güvenliğini göç politikalarıyla ilişkilendirmek için kullanılıyor. Bu kullanımın yaygınlaşması, onu akademik anlamda bağımsız bir feminist ekol yapmıyor.
Milliyetçi feminist ne demek?
“Milliyetçi feminist”, kendisini hem milliyetçi hem feminist olarak tanımlayan kişi demektir. Buradaki asıl tartışma etiketten çok, kadın haklarının kimler için savunulduğudur.
Bir kişi yalnızca kendi milletinden, etnik grubundan veya politik çevresinden kadınları özne kabul ediyor; göçmen, Kürt, mülteci ya da başka kimliklerden kadınları dışarıda bırakıyorsa feminist eşitlik iddiası ciddi biçimde zedelenir. Kadın hakları, yalnızca “bizim kadınlarımız” denilen bir grup için savunulduğunda evrensel bir özgürlük talebi olmaktan çıkar.
Böyle bir feminizm türü var mı?
“Milliyetçi feminizm” feminist düşüncenin liberal, radikal, Marksist, sosyalist veya kesişimsel feminizm gibi yerleşik ana akımlarından biri değildir. Buna karşılık akademide milliyetçilik ile feminizmin belirli tarihsel koşullarda nasıl yan yana geldiğini inceleyen çalışmalar vardır. Bask ve Filistinli kadın örgütleri üzerine yapılan araştırmalar buna örnek gösterilebilir.
Bu nedenle en doğru cümle şudur: Milliyetçi feminizm, genel kabul gören klasik bir feminist ekol değil; feminizm ile milliyetçiliğin tartışmalı kesişimini tanımlamak için zaman zaman kullanılan bir ifadedir. Sosyal medyada bir kavramın sıkça tekrarlanması da onu kendiliğinden feminist bir akıma dönüştürmez.
Milliyetçi neyi savunur?
Milliyetçilik genel olarak millet, ortak tarih, kültür, vatan, sınır ve ulusal aidiyet çevresinde kurulan bir siyasi düşüncedir. Feminist eleştiri ise milliyetçi projelerde kadınların çoğu zaman bağımsız bireyler yerine “milletin annesi”, kültürün koruyucusu veya gelecek nesillerin taşıyıcısı olarak konumlandırılmasına odaklanır.
Nira Yuval-Davis, ulus inşasının kadınlık ve erkeklik hakkında belirli fikirler ürettiğini; kadınların ulusal yeniden üretim, kültür ve yurttaşlık içinde özel rollerle tanımlandığını gösterir. Kadın böylece kendi hayatının öznesi olmaktan uzaklaştırılıp ulusun sembolüne dönüştürülebilir.
Feminizm neyi savunuyor?
Feminizm, kadınların cinsiyetleri nedeniyle daha az hakka, özgürlüğe, güvenliğe ve söz hakkına sahip olmasına karşı çıkar. Eşit ücret, şiddetsiz yaşam, bedensel özerklik, bakım emeğinin paylaşılması, siyasal temsil ve toplumsal cinsiyet eşitliği feminist mücadelenin temel başlıkları arasındadır.
Bu mücadele kadınları “bizden olanlar” ve “bizden olmayanlar” diye ayırdığında kendi eşitlik iddiasını boşa düşürür. Kadının vatandaşlığına, etnik kimliğine, dinine veya politik görüşüne göre değişen bir özgürlük anlayışı feminist olamaz.
Milliyetçilik ve feminizm neden çatışır?
Feminizm kadının kendi hayatı üzerindeki sözünü büyütmeye çalışır. Milliyetçi siyaset ise kimi örneklerde kadını ulusun namusu, ailenin devamı veya kültürel sınırların bekçisi olarak görür. Böyle bir düzende kadının bedeni, kıyafeti, cinselliği, evliliği ve anneliği “milletin çıkarı” adına denetlenebilir.
Kadın güvenliği yalnızca “bizim kadınlarımız” için isteniyorsa eşitlik yerini ayrıcalığa bırakır. Göçmen, Kürt, Alevi, mülteci, yoksul veya LGBTİ+ kadınlar dışarıda bırakıldığında hangi kadınların korunmaya değer olduğuna milliyetçi siyaset karar vermeye başlar.
Şiddet başka etnik veya dini gruplara düşmanlık üretmek için kullanıldığında ise kadınların yaşadığı gerçek sorunlar görünmezleşir. Kadın güvenliği, erkek şiddetini bütün toplumsal boyutlarıyla tartışmanın değil, belirli toplulukları suçlamanın aracına dönüşür.
Femonasyonalizm nedir?
Sara R. Farris’in kullandığı “femonasyonalizm” kavramı, kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği dilinin milliyetçi, göçmen karşıtı ve İslam karşıtı politikaları meşrulaştırmak için kullanılmasını anlatır.
Özellikle Müslüman erkeklerin topluca kadın düşmanı, göçmen kadınların ise kurtarılmayı bekleyen pasif mağdurlar olarak gösterilmesi bu siyasetin parçalarındandır. Burada kadın hakları amaç değil, başka bir gruba karşı kurulan politikanın aracına dönüşür.
Bir hareket kadınların yaşadığı şiddeti gerçekten önlemeye çalışmak yerine bu şiddeti göçmenlere veya belirli bir halka yönelik düşmanlık üretmek için kullanıyorsa feminist mücadele yürütmüyordur. Kadın haklarının dilini politik bir silaha çeviriyordur.
Türkiye’de “milliyetçi feminizm” tartışması neden gündeme geldi?
Türkiye’de ifade; X, Ekşi Sözlük ve bazı çevrimiçi oluşumlar üzerinden “Türk kadını”, kadın güvenliği, göçmen karşıtlığı ve milli değerler çevresinde dolaşıma girdi. İstiklal Kadınları Hareketi de kendisini Türk kadınının özgürlüğü, vatanseverliği ve milli değerlere bağlılığı üzerinden tanımlıyor.
Bu örnekler tartışmanın sosyal medyada var olduğunu gösterir. Ancak bir internet etiketi, kullanıcı tanımı veya hareketin kendi açıklaması akademik bir feminist akımın kanıtı sayılamaz. Twitter/X paylaşımları ile Ekşi Sözlük girdileri de kavramsal kaynak değil, tartışmanın nasıl dolaşıma girdiğini gösteren malzemelerdir.
Kaç çeşit feminizm vardır?
Feminizmin tek bir kolu yoktur. Liberal feminizm hukuk ve fırsat eşitliğine; radikal feminizm patriyarkanın köklü yapısına; Marksist ve sosyalist feminizm cinsiyet eşitsizliğinin sınıf ve emekle ilişkisine odaklanır.
Kesişimsel feminizm farklı eşitsizliklerin birbirini nasıl etkilediğini, ekofeminizm ise kadınların ve doğanın sömürülmesi arasındaki bağları tartışır. Bu akımların kendi tarihleri, kuramsal tartışmaları ve feminist hareket içindeki karşılıkları vardır. “Milliyetçi feminizm” ise bu yerleşik sınıflandırmalar içinde temel bir feminist akım olarak sayılmaz.
Milliyetçi feminizm neden feminist açıdan sorunlu?
Kadın haklarını yalnızca belirli kadınlar için savunmak, feminizmi eşitlik mücadelesinden çıkarıp kimlik ayrıcalığına indirger. Bir tarafta korunması gereken “bizim kadınlarımız”, diğer tarafta ise sesi duyulmayan veya doğrudan tehdit sayılan kadınlar yaratılır.
“Milliyetçi feminizm” kulağa yeni bir feminist akım gibi gelebilir. Oysa yerleşik bir feminist ekol değildir. Kadınların yaşadığı şiddeti ırkçı ya da göçmen karşıtı bir söyleme malzeme eden, kadınları “bizden” ve “onlardan” diye bölen bir siyaset feminist özgürleşme değil, kadın hakları dilinin araçsallaştırılmasıdır.
Sık sorulan sorular
Milliyetçi feminizm nedir?
Kadın hakları söylemini milliyetçi bir çerçeveyle birleştiren tartışmalı bir ifadedir. Yerleşik ana feminist akımlardan biri değildir.
Milliyetçi feminist ne demek?
Kendisini hem milliyetçi hem feminist olarak tanımlayan kişi için kullanılır. İfadenin feminist niteliği, hangi kadınların haklarının savunulduğuna bağlı olarak tartışılır.
Milliyetçi neyi savunur?
Milliyetçilik; millet, ulusal kimlik, vatan, ortak tarih, kültür ve aidiyet çevresinde kurulan siyasi düşünceleri savunur.
Kaç çeşit feminizm vardır?
Liberal, radikal, Marksist, sosyalist, kesişimsel ve ekofeminist yaklaşımlar başlıca feminist akımlar arasındadır.
Feminizm neyi savunuyor?
Feminizm kadınların eşit, özgür ve şiddetten uzak yaşamasını; bedenleri ve hayatları hakkında söz sahibi olmasını savunur.



