İstanbul Kadıköy Rıhtımı’ndaki dolgu alanına yapılması planlanan cami projesi, hukuki süreç devam ederken yeni bir aşamaya geçti. Gece yarısı alana prefabrik konteynerlerin getirilmesi ve ardından iş makinelerinin sevk edilmesi, bölgede yaşayanlar ile meslek örgütleri tarafından sert tepkiyle karşılandı. Tartışmalı proje için “geri dönüşü olmayan sonuçlar doğabilir” uyarısı yükselirken, hazırlıkların “oldubitti” olarak değerlendirildiği ifade edildi.
Prefabrik konteyner ve iş makineleri sahaya indi
Kadıköy Rıhtımı’ndaki cami ve yeraltı otoparkı projesi, uzun süredir kamuoyunda tartışılıyordu. Kaynak habere göre, gece yarısı saatlerinde proje alanına prefabrik konteynerler konuldu ve sabahın erken saatlerinden itibaren iş makineleri bölgeye getirildi. Davalar sonuçlanmadan inşa hazırlıklarının hızlandırılması, dikkat çeken gelişmeler arasında yer aldı.
Proje alanında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait otoparkın mart ayında gece yarısı operasyonuyla tahliye edildiği; bölgenin boşaltılmasının da tepkilere neden olduğu hatırlatılıyor. Bu süreç, alandaki dönüşüm politikasının bir parçası olarak yorumlanırken, yeni sevkiyatın hukuki aşama tamamlanmadan yapılması tartışmayı büyüttü.
“Oldubitti” uyarısı: Şantiye kuruldu iddiası
Caferağa Mahalle Muhtarı ve mimar Hanife Dağıstanlı, iş makinelerinin de alana getirildiğini söyledi. BirGün’e konuşan Dağıstanlı, çalışmaların inşaat aşamasına geçip geçmediğinin henüz net olmadığını belirtti. Ancak mimar, büyük ölçekli projelerde genellikle önce şantiye kurulduğunu, ardından inşa faaliyetlerinin başladığını vurguladı.
Dağıstanlı ayrıca, projeye ilişkin hukuki sürecin sürdüğünü hatırlatarak TMMOB’a bağlı meslek odalarının açtığı davaların devam ettiğini ifade etti. Yürütmeyi durdurma yönünde bir karar verilmemesi nedeniyle çalışmaların ilerletildiği belirtilirken, dolgu alanı üzerine kurulması planlanan projede bilimsel ve teknik itirazların dikkate alınmadığı savunuldu.
Dağıstanlı “Oranın dolgu alanı olması, imar açısından uygun bulunmaması ya da deprem riskine ilişkin uyarılar görmezden geliniyor. Kafaya koydukları projeyi bir şekilde hayata geçirmek istiyorlar” dedi.
Davalara rağmen hızlandırma tepkisi büyüyor
CHP’li İBB ve Kadıköy Meclis Üyesi mimar Barış Antik de, dava süreçleri sonuçlanmadan inşai faaliyetlere başlatılmasının ciddi riskler taşıdığına dikkat çekti. Antik, davaların temel amacının geri dönüşü mümkün olmayan hasar ve zararların önüne geçmek olduğunu; inşaat başladıktan sonra telafisi zor sonuçlar doğabileceğini dile getirdi. Buna rağmen iktidarın aceleci davrandığını belirten Antik, “ben yaptım oldu” anlayışıyla hareket edildiğini ifade etti.
Kadıköy Kent Dayanışması üyesi Üzeyir Uludağ ise projeyi hayata geçirmek için yasa, mahkeme, Danıştay ve bilirkişi kararlarının dikkate alınmadığı yönünde görüş bildirdi. Uludağ, itirazlara rağmen sürecin ilerletildiğini vurgulayarak mücadeleyi büyütmek için çeşitli etkinlik ve toplantılar planlandığını, önümüzdeki hafta eylemsellik sürecinin başlayacağını söyledi.
Söz konusu cami projesine ilişkin itirazlar, SOL Parti Ekoloji Çalışma Grubu’ndan yüksek mimar Hasan Kıvırcık tarafından da gündeme getirildi. Kıvırcık, kamuoyundan gelen itirazlara karşın projenin sürdürülmek istendiğini; bilim insanlarının, meslek odalarının, kent plancılarının ve Kadıköylülerin taleplerinin dikkate alınmadığını söyledi. Projeyi “siyasi bir dayatma” olarak nitelendiren Kıvırcık, yaşam tarzlarına müdahale edilmediği yönündeki söylemlerle uygulamalar arasındaki çelişkiye dikkat çekti.
Onay sonrası iptal davası: Avan proje 6 Mayıs’ta onaylandı
Hukuki tartışmanın odağında avan proje süreci yer alıyor. Kaynak habere göre, deniz dolgu alanına inşa edilmek istenen caminin avan projesi 6 Mayıs’ta İstanbul 5 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından onaylanmıştı. Ardından TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi, kurul kararının iptali istemiyle dava açtı.
Dava dilekçesinde, Marmara Denizi ve Adalar Özel Çevre Koruma Bölgesi sınırları içinde kalan alanda koruma ilkelerinin göz ardı edildiği; planlanan yapılaşmanın ulaşım yükünü artıracağı; kıyı siluetini bozacağı ve dolgu alanı üzerindeki ağır betonarme müdahalenin ekolojik ve mekânsal riskler yaratacağı vurgulanıyor.