İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “şantaj” suçlamalarıyla dün akşam gözaltına alınan yandaş gazeteci Cem Küçük’ün durumu, kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor. Bu sürece dair yeni bir açıklama da gazeteci Fatih Altaylı’dan geldi.
Altaylı, Küçük’ün gözaltına alınmasına ilişkin dikkat çeken bir yazı kaleme aldı. “Hurmalar” başlıklı bölümde, önce Küçük’ün geçmişteki durumuna, ardından da gözaltına ilişkin iddialara değinen ifadeler kullandı.
“Deniz Göktaş’ı haklı çıkarma pahasına da olsa...”
Fatih Altaylı, yazısında Cem Küçük’ün TGRT’deki programına ve yazılarına son verildiği yönünde yapılan açıklamalara atıf yaptı. Bu süreçte, ayrılığın “daha köklü ve daha eskiye dayalı bazı konular” nedeniyle gündeme geldiğini aktaran Altaylı, özellikle Küçük’ün bir dönem kendini “devlet ve derin devletin temsilcisi” gibi göstermesinin rahatsızlık yarattığını vurguladı.
Altaylı’nın değerlendirmesi burada tek bir noktaya odaklanmıyor. Yazar, “yakında başka yansımalarını da görürüz” şeklinde bir ifadeyle, ilerleyen süreçte benzer gelişmelerin yaşanabileceğine dair bir öngörü dile getirdiğini belirtti. Bu sözlerinin, farklı kaynaklardan gelen bilgilerle de uyumlu olduğunu söyledi.
Altaylı, yazısında en dikkat çekici kısmı ise şu cümlesiyle verdi: “Deniz Göktaş’ı haklı çıkarma pahasına da olsa bunu yazmam lazım.” Bu ifadeyle, yaşanan sürecin kendi açısından daha önce dile getirilen bazı iddialarla ilişkilendirildiğini ima etti.
“Bir zamanlar en yakın dostu olan kişi...”
Fatih Altaylı, Cem Küçük’ün gözaltına alınmasının ardından, daha önce yakın çevresinde yer aldığı belirtilen isimlere de değindi. Bir dönem Cem Küçük’ün en yakın dostu olarak anılan ve “Ben Cem Küçük’ün patronuyum” diye dolaştığı ifade edilen kişiyle ilgili sürecin hareketlenmesinin ardından Küçük’ün de gözaltına alındığını öne sürdü.
Altaylı, bu çerçevede gözaltının gerekçesinin gazetecilik faaliyetinden ziyade, “var olduğuna herkesi inandırdığı gücünü kötü amaçlı kullanma” iddialarıyla ilgili olduğunu ifade etti. Metninde, soruşturmada konuşulan suçlamaların merkezinde yer alan iddiaların gazetecilikle sınırlı bir tartışma olarak değerlendirilmediğini aktardı.
Yazarın, bu noktada “Yani aslında kışın yenilen hurmalar meselesi” sözleri dikkat çekti. Altaylı, yazısının genel hattında, önce medyadaki tartışmaların ve açıklamaların ardından gelen gözaltı sürecini, uzun süredir konuşulan bir “meselenin” devamı olarak konumlandırdı.
Kamuoyunda merak edilen bir başka konu ise gözaltı sonrası hangi gelişmelerin yaşanacağı. Altaylı’nın yazısı, Küçük’ün önceki süreçlerine dair yaptığı atıflar ve gözaltına ilişkin iddiaları nasıl çerçevelediği bakımından tartışma yaratacak gibi görünüyor.




