Diyarbakır’da “Mevlidinebi etkinliği” adı altında düzenlenen miting, dini bir anmadan çok, siyasal İslamcı bir mobilizasyon ve ideolojik güç gösterisine dönüştü. Kamuoyunda uzun yıllardır Hizbullah’la bağlantıları tartışılan yapıların organizasyonunda gerçekleşen buluşma, laiklik ve kamusal alan tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Cumhuriyet’ten Aytunç Ürkmez’in haberine göre; etkinlik, Peygamber Sevdalıları Platformu öncülüğünde, medrese yapılanmaları ve HÜDA PAR desteğiyle organize edildi. Alanın “tevhid bayrakları” ile donatılması ve kürsüden verilen mesajlar, organizasyonun dini sınırları aşarak açık bir ideolojik propagandaya dönüştüğünü gözler önüne serdi.
“Vahdet” söylemi, siyasal ajandanın kılıfı mı?
Mitingde yapılan konuşmalarda sık sık “ümmet”, “vahdet” ve “cihad” vurgusu yapılırken, Müslüman Kardeşler’in kurucusu Hasan el-Benna’ya övgüler dizilmesi dikkat çekti. Bu söylem, sadece dini birlik çağrısı değil; siyasal İslamcı bir hattın Türkiye’de yeniden meşrulaştırılmaya çalışıldığı eleştirilerini beraberinde getirdi.
Uzmanlara göre bu tür organizasyonlar, toplumu dinsel referanslar üzerinden yeniden şekillendirme çabasının bir parçası. “Birlik” söylemi altında verilen mesajların, çoğulcu ve laik toplum yapısıyla açık bir gerilim içinde olduğu belirtiliyor.
Siyaset sahnede, din araç mı?
Mitinge HÜDA PAR yönetiminin tam kadro katılması, etkinliğin siyasi boyutunu tartışmasız hale getirdi. Dini bir organizasyon görünümünde gerçekleştirilen buluşmanın, sahada politik bir güç konsolidasyonuna dönüştüğü yorumları yapılıyor.
Etkinlikte Irak’tan Bangladeş’e kadar uzanan geniş bir coğrafyadan isimlerin yer alması, organizasyonun sadece yerel değil, ulusötesi bir ideolojik ağın parçası olabileceği endişesini güçlendirdi. Selefi çizgide olduğu belirtilen grupların görünürlüğü ise güvenlik ve radikalleşme tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.





