Kocaeli’nin Dilovası ilçasında üçü çocuk 7 işçinin hayatını kaybettiği parfüm fabrikası yangınına ilişkin davanın dördüncü celsesi ikinci gününde de sürüyor. Kocaeli Kandıra Cezaevi Kampüsü’nde görülen duruşmada, kamu görevlileriyle ilgili dosyada sanıkların savunmaları alınıyor.

Mahkeme heyeti, özellikle koku şikâyetlerine rağmen denetimin nasıl yapıldığı ve üst katta faaliyet olup olmadığına dair çelişkileri odağına aldı. Sanıkların anlatımları, zabıta ve ruhsat süreçlerindeki sorumluluk tartışmasını yeniden gündeme getirdi.

Koku şikâyeti geldi: “İkinci katı görmedik”

Duruşmanın ikinci gününde tutuksuz sanık Dilovası Belediyesi eski Zabıta Müdürü Cengiz Taşdemir’in savunmasıyla devam edildi. Mahkeme Başkanı, Mart 2024’te vergi dairesi tarafından parfüm dolum faaliyeti tespit edildiğini ve mahalle muhtarının CİMER üzerinden şikâyette bulunduğunu hatırlatarak, zabıtanın neden “faaliyet yoktur” şeklinde tespit yaptığını sordu.

Taşdemir, yapılan kontrolde üst katın denetlenmediğini, alt katta ise yalnızca depo bulunduğunun tespit edildiğini belirtti. Mahkeme Başkanı’nın, kokuya ilişkin şikâyetler olmasına rağmen üst kattaki faaliyetin nasıl fark edilmediğini sorması üzerine sanık, “Tespit etmedik” yanıtını verdi.

Özgür Özel, tahliye olan Selçuk Mızraklı’yı aradı: “Geçmiş olsun” telefonu
Özgür Özel, tahliye olan Selçuk Mızraklı’yı aradı: “Geçmiş olsun” telefonu
İçeriği Görüntüle

Ruhsat işlemlerine ilişkin soruları yanıtlayan Taşdemir, yazışmalarda sistem üzerinde zabıta müdürünün adının otomatik olarak göründüğünü, ancak kendilerinin herhangi bir onay ya da imzalama işlemi yapmadığını savundu. Ruhsatla ilgili belgelerin ruhsat birimindeki personel tarafından hazırlandığını, ilgili belediye başkan yardımcısının imzaladığını ifade etti.

Taşdemir ayrıca CİMER üzerinden kendilerine bu yapıyla ilgili herhangi bir şikâyet ulaşmadığını ileri sürdü. Koku şikâyeti nedeniyle fabrikaya gittiklerini, buna rağmen ruhsata ilişkin bir şikâyet almadıklarını dile getiren sanık, tarihsiz tutanağa ilişkin soruya ise “Tarihsiz tutanak tuttuğumu hatırlamıyorum, tarihli tutarız” şeklinde cevap verdi.

Mahkeme Başkanının, adres değişikliği sonrasında yeni yerin ruhsat şartlarını taşıyıp taşımadığını kimin denetlediğini sorması üzerine Taşdemir denetimin ruhsat birimi tarafından yapıldığını söyledi.

“Görevlendirdiğim personelin sorumluluğu”

Taşdemir’in savunması sırasında ailelerin avukatları, ruhsat biriminin Zabıta Müdürlüğü’ne bağlı olduğunu hatırlattı. Sanık ise ruhsat biriminin kendi müdürlüğüne bağlı olduğunu kabul etti; ancak sorumluluğu nasıl paylaştığına ilişkin açıklamasında, görev tanımı üzerinden ayrıntı verdi.

Avukatların “Peki nasıl sorumlu değilsiniz?” sorusuna Taşdemir, “Bilgim dışında verilmiş, verene sorun. Görev ve sorumluluk gereği denetim yapmak görevim ama altımda çalışanlar yapmalı. Benim sorumluluğum değil, görevlendirdiğim personelin sorumluluğu. Ruhsat birimini görevlendirdim” dedi.

Taşdemir’in ardından duruşmada facianın yaşandığı tarihte Dilovası Belediyesi Zabıta Müdür Vekili olarak görev yapan tutuksuz sanık Nizamettin Balcı’nın savunmasına geçildi. Balcı, ruhsatın verilmesiyle herhangi bir ilgisinin olmadığını savundu.

Balcı, dosyada yer alan tutanaktaki imzanın personel yetersizliği nedeniyle şahsen denetim yapmasından kaynaklandığını öne sürdü. Denetim sırasında yangının meydana geldiği işyerini fark ederek içeri girdiğini anlatan Balcı, işyeri sahibi Kurtuluş Oransal’ın ruhsatı yanında olmadığını, daha sonra ibraz edeceğini söylediğini aktardı.

Ruhsat birimini aradığını, Dijikent sistemi kaydına göre ruhsatın bulunduğu bilgisini aldığını belirten Balcı, daha sonra ayrıldığını söyledi. Zamanının büyük kısmını sahada denetim yaparak geçirdiğini dile getiren sanık, personel yetersizliğini de vurguladı.

Mahkeme Başkanı’nın, dosyada bulunan tarihsiz tutanaktaki denetimin ne zaman yapıldığını sorması üzerine Balcı tarihi hatırlamadığını, denetimin olaydan yaklaşık 15 gün önce yapılmış olabileceğini söyledi. Balcı, tutanağın olaydan önce tutulduğunu, başkanın “Emin misin?” sorusuna da “Evet” yanıtını vererek yineledi.

“Şikâyet yoksa yukarıyı denetlemedik”

Balcı, işyerinin üst katının kapalı olduğunu ve kendisine bu katta faaliyet yürütüldüğüne ilişkin bir şikâyet gelmediğini savundu. “Üst katta bir faaliyet olduğunu dışarıdan tespit edemezsiniz. Şikâyet olmadığı için yukarıyı denetleme gereği duymadık” diyen Balcı, tutanakta geçen ifadeler hakkında da açıklamalarda bulundu.

Sanık, Kurtuluş Oransal’ın tutanağı imzalamak istemediğini ve bu nedenle “imzadan imtina” ifadesinin yazıldığını söyledi. İmtina bölümünün altındaki imzanın ise daha sonra Ömer Kocabay tarafından Kurtuluş Oransal’a attırıldığını ileri süren Balcı, “İmza Kurtuluş’undur” dedi.

Balcı’nın savunmasının ardından, facianın yaşandığı işyerinde çalışan Gülhan Bendi’nin beyanları gündeme geldi. Bendi, Balcı’nın anlattıklarının aksine kendisinin sürekli işyerinde bulunduğunu ve Balcı’nın işyerine denetime hiç gelmediğini söyledi. Bendi, ruhsat sormanın kendisinin gördüğü şekilde yapılmadığını ve işyeri sahibi Kurtuluş Oransal’ın da bu nedenle Balcı’yı kovmadığını ifade etti.

Sanıkların savunmalarının tamamlanmasının ardından duruşmaya yaklaşık bir saat ara verildi.