İngiltere’de Başbakan Keir Starmer’ın istifa sürecini açıklaması, İşçi Partisi içinde liderlik yarışını gündemin merkezine taşıdı. Yarışta adı sıkça geçen isimlerden biri Greater Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham oldu. Burnham, “sistemin içinden gelen” biri olarak anılsa da kendisini daha doğrudan, halkla iç içe bir siyaset çizgisine yerleştiriyor.
56 yaşındaki Burnham’ın farklı bir siyaset dili kurduğu konuşuluyor. Takım elbise ve kravat yerine tişört tercih etmesi, boş zamanlarında futbol oynaması ve 1990’lar müzikleriyle DJ performanslarına katılması, destekçileri tarafından “halktan biri” şeklinde yorumlanıyor. Özellikle İşçi Partisi’nin geleneksel seçmen tabanının güçlü olduğu İngiltere’nin kuzeyinde bu imajın karşılık bulduğu belirtiliyor.
Kariyerden öne çıkan yerel yönetim yaklaşımı
Andy Burnham, Liverpool ile Manchester arasındaki kuzeybatı İngiltere’de doğup büyüdü. Babası British Telecom’da mühendis, annesi ise resepsiyon görevlisiydi. Genç yaşta İşçi Partisi’ne katılan Burnham, Cambridge Üniversitesi’nde eğitim aldı ve 2001’de ilk kez milletvekili seçildi. Yaklaşık 15 yıl Avam Kamarası’nda görev yaptı.
Burnham’ın siyaset sahnesindeki yükselişi Tony Blair dönemine denk geliyor. Gordon Brown hükümetinde ise 2007-2010 yılları arasında kabinede yer aldı. Liderlik yarışı denemeleri de geçmişte gündeme gelmişti: 2010 ve 2015’te liderlik için aday olan Burnham, bu süreçlerde başarılı olamadı.
Başarısız iki denemenin ardından Westminster’dan ayrılarak Greater Manchester Belediye Başkanlığına yönelen Burnham, 2017’den bu yana bölgeyi yönetiyor. Bölgesel kalkınma, toplu taşıma ve kamu hizmetleri alanında öne çıkan çalışmalarıyla adını duyuran Burnham, burada kurduğu yönetim anlayışını daha geniş bir alana taşımayı hedefliyor.
Kendisinin “Greater Manchester’da kurduğumuz şeyi ülke geneline taşımamız gerekiyor. Bir yeri nasıl ayağa kaldıracağımı biliyorum” mesajı, yaklaşımını özetlerken parti içindeki konumunu da güçlendiren unsurlar arasında sayılıyor. Bu perspektif, Burnham’ın “Manchesterizm” olarak tanımladığı; insanı ve bölgeyi merkeze alan bir politika anlayışına dayanıyor.
“Kuzeyin Kralı” lakabı ve öne çıkan çıkışlar
Burnham’ı ülke çapında tanıtan dönem, özellikle Covid-19 salgını sırasında dönemin Muhafazakâr Başbakanı Boris Johnson’a yönelik sert eleştirileri oldu. Burnham, Johnson hükümetini salgın yönetiminde “Londra merkezli” hareket etmekle suçladı. Bu tavır, kuzey İngiltere’nin haklarını savunan bir figür olarak öne çıkmasına zemin hazırladı.
Bu süreçte Burnham’a, “Game of Thrones” dizisine gönderme yapan “Kuzeyin Kralı” lakabı takıldı. Burnham’ın Greater Manchester’da benimsediği yönetim anlayışını ulusal ölçekte kabul ettirme çabası, kampanya döneminde de benzer mesajlarla gündeme geldi.
Belediye başkanlığı döneminde Manchester kent merkezinde hızlı bir dönüşüm yaşandığı aktarılıyor. Sanayi sonrası boşalan alanlarda yeni yapılar yükselirken, ulaşım sistemi de yeniden düzenlendi. Parçalı toplu taşıma ağı kamu kontrolüne alınarak “Bee Network” adıyla markalaştırıldı; bu adım Burnham’ın yerel yönetimde en çok anılan başarılarından biri olarak gösteriliyor.
Burnham ayrıca 1989’daki Hillsborough faciasında hayatını kaybeden 97 Liverpool taraftarı için adalet arayan ailelere verdiği destekle de biliniyor. Uzun süren mücadele sonunda polis hataları ve kamuoyuna yanlış bilgi verildiğinin ortaya çıkması, hükümetin mağdur ailelerden özür dilemesiyle sonuçlandı. Burnham’ın bu süreçteki tutumu, özellikle Liverpool ve çevresinde takdir topladı.
İşçi Partisi içinde Burnham, Keir Starmer’a kıyasla daha solda konumlanan bir siyasetçi olarak değerlendiriliyor. Parti üyeleri arasında bu durumun kendisi için önemli bir avantaj olduğu yorumları yapılıyor. Ayrıca son yıllarda daha rahat, doğrudan ve seçmenle bağ kurabilen bir siyasi dile yöneldiği belirtiliyor.
Makerfield ara seçiminde elde ettiği net zaferin de Burnham’ın adını daha güçlü şekilde gündeme taşıdığı ifade ediliyor. Reform UK adayına karşı kazandığı sonuç, yalnızca yerel değil ulusal ölçekte de seçmen nezdinde karşılık bulabileceği yorumlarını artırdı. Seçim sonrası yaptığı konuşmada gençler için daha iyi mesleki eğitim ve istihdam olanakları, düşük enerji faturaları, daha ucuz tren ücretleri ve “tabana inmeyen” ekonomi politikalarına son verilmesi gerektiğini söyledi.
Öte yandan muhalifleri, bazı vaatlerin zaman zaman belirsiz kaldığını ve politikaların nasıl finanse edileceğine ilişkin yeterince net yanıt bulunmadığını savunuyor. Ayrıca yaklaşık 3 milyon nüfuslu Greater Manchester’ı yönetmekle 70 milyona yaklaşan Birleşik Krallık’ı yönetmenin aynı şey olmadığı vurgulanıyor. Siyaset bilimcilerin ise Burnham’ın geniş kitlelerle iletişim kurabilme becerisine dikkat çektiği aktarılıyor.
Starmer sonrası süreçte İşçi Partisi’nin en güçlü figürlerinden biri haline gelen Andy Burnham, liderlik yarışması başlarsa 10 Numara’ya giden yolda en dikkat çekici adaylardan biri olabilecek isim olarak görülüyor.