Gündem

Uzmandan Kritik İklim Uyarısı: Yağışlar Aldatmasın, Kuraklık ve Sel Riski Kapıda!

Bir bölgesel üniversiteden uzman, son dönemdeki yoğun yağışların iklim krizini unutturmaması gerektiğini belirterek, ülkenin hem kuraklık hem de sel tehdidi altında olduğunu vurguladı.

İklim Uzmanından Önemli Uyarı

Karadeniz bölgesindeki bir üniversitenin Ziraat Fakültesi'nden akademisyen Prof. Dr. Kaan Öztürk, yakın zamanda kutlanan Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü dolayısıyla önemli açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Öztürk, geçtiğimiz dönemde görülen bol yağışların doğru değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Yağış Miktarı Değil, Dağılımı Önemli

Açıklamasında, ülkenin özellikle son aylarda beklenen ortalamaların üzerinde yağış aldığını belirten Prof. Dr. Öztürk, “Bu yağışlar bizi yanıltmamalı, aldatmamalı” diye konuştu. Yağışların sadece miktarının değil, şiddetinin, düşüş süresinin, zamanının ve coğrafi dağılımının da kritik olduğunu vurgulayan uzman, dengeli bir dağılımın önemine dikkat çekti.

Hem Sel Hem Kuraklık Tehlikesi

Küresel iklim değişiminin yaşandığı bu dönemde, aynı bölgede hem sel hem de kuraklık olaylarının bir arada görülebildiğini kaydeden Prof. Dr. Öztürk, bu yaz da benzer bir süreçle karşı karşıya kalma ihtimalinin yüksek olduğunu dile getirdi. Ülkenin çeşitli yerlerinde ani yağışların neden olduğu sellerin görüldüğünü hatırlatan uzman, uluslararası meteoroloji raporlarına göre yaz aylarında önemli sıcaklık artışları beklendiğini, bunun da belli dönemlerde kuraklık riskini ve kısa süreli şiddetli yağışlarla sel tehlikesini artırabileceğini aktardı. Özellikle Karadeniz gibi bölgeler için bu uyarının altını çizen Öztürk, yaz aylarında meydana gelebilecek ani sıcaklık artışları, kuraklık ve ani yağışların ciddi riskler taşıyabileceğini söyledi.

İklim Etkileri Her Alanda

Uluslararası meteoroloji örgütlerinin raporlarına göre, yaz aylarında dünya genelinde sıcaklık artışı beklendiğini belirten Prof. Dr. Öztürk, iklim etkisinin sadece çölleşme ve kuraklık olarak tanımlanmasının yanlış olacağını vurguladı. İklim değişiminin tarım, gıda güvenliği, su kaynakları yönetimi, enerji üretimi, halk sağlığı ve yerel ekonomiler üzerinde geniş çaplı etkileri olduğunu kaydetti.

Tarımda Verim Kaybı ve Ön Hazırlık

Prof. Dr. Öztürk, geçtiğimiz yıl ülkenin iklim etkileriyle tarımda ciddi kuraklık dönemleri ve krizler yaşadığını hatırlattı. Bu sene de yaz aylarındaki ani sıcaklık artışlarının tarımsal verimde önemli oranda düşüş riskini beraberinde getirebileceğini ifade etti. Bu nedenle afetler meydana gelmeden önce gerekli tedbirlerin alınmasının hayati önem taşıdığını sözlerine ekledi.

Yeni Su Yönetimi Stratejileri Şart

Ülkenin su yönetimi konusunda yeni stratejiler geliştirmesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Öztürk, sadece baraj yapmakla sorunların çözülemeyeceğini belirtti. Havza yönetimi, yeraltı sularının korunması, yağmur suyu ve gri su hasadı, atık suyun tekrar kullanımı, verimli tarımsal sulama ve şehirlerdeki su kayıp oranlarının azaltılması gibi kapsamlı bir stratejinin geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Geçmiş deneyimlerin, yalnızca su depolama kapasitesini artırmanın yeterli olmadığını gösterdiğini söyledi.

Suyun Değeri ve Bölgesel Riskler

Prof. Dr. Öztürk, gelecek dönemlerde suyun petrolden daha değerli bir madde haline geleceğini ve yaşamın ta kendisi olduğunu defalarca ifade ettiğini belirtti. Bu nedenle suyu bugünden anlamak, korumak ve geleceğe taşımak gerektiğini vurguladı. Özellikle fındık tarımı yapılan bölgeler için belirli yaz aylarında sulama ihtiyacının ortaya çıkmasının yüksek olduğunu belirten Öztürk, ayrıca yağışlı bir mevsimin ardından artan sıcaklıklarla kuruyan bitki örtüsünün orman yangını riskini artırabileceğine dikkat çekerek vatandaşları tedbirli olmaya çağırdı.

Geleceğe Yönelik Öncelikler

Prof. Dr. Öztürk, “Geçtiğimiz dönemde gördüğümüz yağışlar bizi yanıltmasın” diyerek sözlerini tamamladı. Bu yağışların toplamda beklentilerin üzerinde olsa da, önümüzdeki süreçte ani sıcaklık artışlarının sulama baskısını ve toplumsal su ihtiyacını artıracağını belirtti. Bu bağlamda suyu korumanın, üretimi, gıda güvenliğini ve yaşam kalitesini güvence altına almanın en öncelikli hedef olması gerektiğini dile getirdi.