SOL Parti, NATO Zirvesi’ne ilişkin değerlendirmelerini “10 madde” halinde kamuoyuyla paylaştı. Parti açıklamasında özellikle Türkiye’nin “NATO ablukası” altında tutulmaya çalışıldığı, yüzlerce gözaltı ve tutuklama süreçleri ile “fiili OHAL” uygulamalarına dikkat çekildi.
Açıklamada ayrıca iktidarın ABD ve NATO’ya “tam ve derin bağlılık” vurgusu yapılarak, ülkenin kaderinin ABD’nin ve NATO’nun yeni savaş konseptinin çizdiği çerçeveye teslim edilmek istendiği öne sürüldü. SOL Parti, emperyalizme ve “tek adam” rejimi dayatmasına karşı birleşme çağrısı yaptı.
“NATO baştan beri bir savaş örgütü” vurgusu
SOL Parti’nin değerlendirmesinde NATO’nun kuruluşundan itibaren barış hedefinden uzak, doğrudan savaş ve müdahalelerle anıldığı savunuldu. Bosna’da gerçekleştirilen müdahaleler ve Belgrad’a yönelik bombalamaların, Yugoslavya’nın parçalanmasına yol açtığı ifade edildi.
Parti, NATO’nun daha sonra da gücünü Afrika’da, Batı ve Orta Asya’da doğrudan ya da dolaylı biçimde kullandığını belirtti. Türkiye’deki kontrgerilla ve faşist yapıların da ABD-CIA ve NATO bağlantılarıyla şekillendiği iddia edildi. 12 Mart ve 12 Eylül darbelerinden Susurluk’a, Maraş’tan Sivas’a kadar uzanan süreçte NATO’nun izinin bulunduğu ileri sürüldü.
Değerlendirmede, bugünün de Rusya, Çin, Küba gibi ülkelere yönelen askerî stratejiler için ABD güdümünde seferberlik yürütüldüğü görüşü yer aldı. Türkiye’nin AKP eliyle Cumhuriyet’in kazanımlarından koparılarak “siyasal İslamcı bir tek adam rejimine” dönüştürülmesinin de emperyalist politikalardan bağımsız olmadığı kaydedildi.
Türkiye’nin savaş konseptine çekildiği iddiası
SOL Parti, NATO’nun “NATO 3.0” olarak adlandırdığı yeni savaş konseptinin Türkiye’yi Karadeniz’den Güney’e kadar yeni üslerle askerî bir hatta dahil etmeyi amaçladığını söyledi. Parti, bu yaklaşımın ABD menşeli bir “monarşi” dayatmasıyla birlikte ele alındığını öne sürdü.
Değerlendirmede, Ukrayna Savaşı ve Doğu Avrupa’daki savaş korkusunun temel nedenlerinden biri olarak NATO’nun Soğuk Savaş sonrası verdiği sözleri tutmaması gösterildi. NATO’nun sınırlarını Rusya’ya doğru genişletmesi, Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya ve ardından Baltık ülkelerinin örgüte katılmasıyla sürecin hızlandığı ifade edildi.
SOL Parti ayrıca savaş politikasının küresel ölçekte savaş harcamalarını artırdığı görüşünde. Bütçe açıklarının büyürken sosyal harcamaların kısılacağı, silah şirketlerinin ise bu düzenin kârlı tarafı olacağı savunuldu. Kaynakların silahlanmaya yönlendirilmesinin altyapı, kamu hizmetleri, “yeşil dönüşüm” ve sağlık-emeklilik gibi başlıklarda daralmaya yol açacağı belirtildi.
Türkiye’nin de AKP eliyle bu savaş konsepti doğrultusunda felakete sürüklendiği vurgulandı. Adana’da kurulması planlanan çok uluslu karargâhın NATO’nun kapsam alanını fiilen aşacağı ve Türkiye’yi Ortadoğu, Kafkasya ve Kuzey Afrika’ya müdahale tehlikesi üzerinden yeni bir güvenlik ilişkisine sokacağı iddia edildi. İstanbul’da kurulacak deniz komutanlığının da Karadeniz ülkeleriyle gerilimi artırabileceği ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin güvencelerini riske atabileceği kaydedildi.
Silahlanma, bağımlılık ve çağrı
SOL Parti değerlendirmesinde Türkiye’nin silahlanmaya devasa kaynaklar ayırdığı ileri sürüldü. 2025’te 30 milyar dolarlık askerî harcama ile dünyada silahlanmaya en fazla para harcayan 18. ülke olunduğu bilgisi paylaşıldı. Türkiye’de 3 binden fazla savunma ve havacılık şirketi bulunduğu da belirtilerek, bu şirketlerin önemli kısmının iktidara yakın bağlantılarla savunma ihalelerinden pay kapma yarışı içinde olduğu iddia edildi.
Donald Trump’ın NATO ülkelerinin GSYİH’lerinin yüzde 5’ini savunmaya ayırmasını şart koştuğu, Avrupa’daki ülkelerin cepheye sürecek asker sayısını artırma konusunda ise gönülsüz davrandığı ifade edildi. Bu yükün “Türkiye’nin en iyi ihraç ürünü ordudur” sözünü doğrularcasına Türkiye’ye yıkılmaya çalışıldığı vurgulandı.
Jeoekonomi kavramına da değinen SOL Parti, askerî güç kullanılarak doğal ve ekonomik kaynakların ele geçirilmesi ya da denetlenmesi pratiğinin güç kazandığını söyledi. Trump’ın Venezuela’nın ve İran’ın petrolünde, Grönland’ın nadir toprak elementlerinde gözü olduğunu gizlemediği ifade edildi.
Açıklamanın son bölümünde ise Türkiye’nin ABD emperyalizminin ve NATO’nun “gizli işgali” altında olduğu iddia edildi. Bunun en somut göstergesi olarak da askerî, siyasi ve ekonomik olarak tam bağımlılık içinde olduğu öne sürülen “mevcut tek adam rejimi” gösterildi. SOL Parti, demokratik ve bağımsız bir Türkiye mücadelesinin emperyalizme ve tek adam rejimine karşı verileceğini, bu mücadelenin ülkenin her yerinde birleşerek büyütüleceğini ifade etti.




