Sol Parti, 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla yayımladığı açıklamada, Ukrayna’dan Gazze’ye uzanan çatışma ve gerilimlerin “yeni bir savaş konsepti” içinde ele alınması gerektiğini söyledi. Açıklamada, ABD ve NATO merkezli politikaların askeri, ekonomik ve toplumsal alanlara yayılan bir düzen yarattığı vurgulanırken, Türkiye’nin de bu eksende merkezi bir konuma yerleştirildiği ifade edildi.

Parti ayrıca Türkiye’de yürütülen “Terörsüz Türkiye” sürecinin güvenlikçi bir yaklaşım içinde ele alındığını, bunun da barış ve demokratikleşmeden ziyade mevcut rejimi tahkim etmeye hizmet ettiğini savundu. Sol Parti’ye göre kalıcı barış; emperyalizme karşı mücadele ile Türkiye’de demokrasi, özgürlük ve eşitlik mücadelesinin birlikte yürütülmesinden geçiyor.

Ukrayna’dan Gazze’ye “yeni savaş düzeni” vurgusu

Sol Parti açıklamasında, küresel ölçekte yaşanan çatışmaların ayrı ayrı başlıklar gibi değil, aynı stratejinin farklı cepheleri gibi okunması gerektiğini dile getirdi. Ukrayna’daki savaşın çevrelenme mantığıyla ilerletildiği, ABD’nin ise Venezuela gibi farklı bölgelerdeki hamlelerini petrol üzerinden sürdürdüğü şeklinde ifadeler yer aldı.

Orta Doğu’da İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının bölgesel savaşın devamını getirdiği belirtilirken, Suriye’de ise “cihatçı Colani’nin iktidarıyla” yeni bir evreye geçildiği ileri sürüldü. Açıklamada, İran’ın da üçüncü dünya savaşının yeni sahnesi olarak kuşatıldığı görüşüne yer verildi.

NATO’nun yönelimi ve Türkiye’nin “merkez ülkelerden biri” kurgusu

Sol Parti, NATO’nun Ankara toplantısında gündeme geldiği belirtilen “3.0 yöneliminin” askeri, ekonomik ve toplumsal alanlara yayılan topyekun bir savaş konseptini ifade ettiğini savundu. Parti, Türkiye’nin de ABD-İsrail merkezli bu yeni savaş kurgusunun merkez ülkelerinden birisi olarak konumlandırıldığını ileri sürdü.

Hafize Gaye Erkan’a Bodrum’da ihtar: “Ortak yaşamı çekilmez hale getirdi”
Hafize Gaye Erkan’a Bodrum’da ihtar: “Ortak yaşamı çekilmez hale getirdi”
İçeriği Görüntüle

Açıklamada, Pakistan ve Suudi Arabistan’la imzalanan “Mekke Anlaşmasının” ilk toplantısına da değinildi. Sol Parti, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın “NATO kime karşıysa ittifakımız da ona karşı sözleri”nin Türkiye’nin Amerikan savaş politikaları etrafındaki yönelimini yansıttığını ifade etti. Öte yandan, Suriye’de Colani’nin temsil ettiği yapı üzerinden “Amerikancı cihatçı monarşik rejim” değerlendirmesini yapan Sol Parti, Mazlum Abdi’nin de danışman atanmasıyla Kürtlerin sürece entegre edildiği yönünde bir görüş paylaştı.

“Terörsüz Türkiye” eleştirisi: Güvenlik ekseni barışa kapı değil

Sol Parti, Türkiye’de rejim ayakta kalabilmek için hem topluma hem de muhalefete yönelik baskıların sürdüğünü savundu. Partiye göre “Terörsüz Türkiye” başlığıyla yürütülen süreç, barış ve demokratikleşmeden çok güvenlikçi bir eksende, savaş konseptinin bir uzantısı olarak işliyor.

Açıklamada, silahların bırakılmasına yönelik adımların barışa açılan bir kapı gibi görülse de, bunun “siyasal İslamcı faşist rejimin” Amerikan’ın yeni Orta Doğu planında kalıcılaştırılmasına hizmet eden bir çaba olduğu ileri sürüldü. Sol Parti, toplumun barış ve demokrasiye yanaşan geniş kesimlerinin de operasyonlarla birlikte “süreç” adı altında yürütülen aldatmacaların ve gündeme getirilen yeni anayasa tartışmalarının hedefini, mevcut rejimi ayakta tutmak ve Erdoğan’a sınırsız başkanlık yetkisi altında kalıcılaştırmak olarak gördüğünü söyledi.

Ortak mücadele çağrısı

Sol Parti, egemen sınıfların bakışının barıştan çok yeni savaşlar etrafında şekillendiğini, buna karşılık ezilen halkların ise Amerikan haydutluğuna ve İsrail’in Filistin’den başlayarak yarattığı yıkımlara karşı vicdanla ayağa kalktığını ifade etti. Açıklamada, “Barış ve kardeşlik için, demokrasi ve özgürlük için umut”un da bu çabalar üzerinden yükseleceği belirtildi.

Son olarak dünya barışının emperyalistlere karşı verilecek mücadeleden, Türkiye’deki barış ikliminin de rejime karşı yürütülecek ortak mücadeleden geçtiği vurgulandı.