İklim değişikliğiyle birlikte artan sıcaklar, orman yangınlarını hem dünyada hem de Türkiye’de daha sık ve yıkıcı hale getiriyor. Avrupa’da 435 bin hektar alanın yandığına dikkat çekilirken, Türkiye’de de 2025 yılına ilişkin veriler yangınların boyutunu ortaya koydu. Ormancılık Politikası Uzmanı Prof. Dr. Erdoğan Atmış, yangınlara rağmen etkin politika üretilemediğini savundu.

Atmış, 2020 sonrası dönemde yangınların seyrinin değiştiğini; Haziran ayında bile büyük yangınlarla karşılaşıldığını ve kaybedilen ormanlık alanların arttığını belirtti. Cumhuriyet TV’de değerlendirmelerde bulunan Atmış, yangın süreçlerinin yönetimindeki sorunlara ve orman alanlarının farklı amaçlarla kullanımına dikkat çekti.

Yanan alan 7 kattan fazla arttı

Prof. Dr. Erdoğan Atmış, yangınların artışının yalnızca hava koşullarına bağlanamayacağını; ülkenin yangın rejiminde yaşanan değişimin de tabloyu ağırlaştırdığını ifade etti. Atmış, 2010-2019 arasında yılda ortalama 7 bin hektar orman yanarken, 2020-2026 döneminde bu ortalamanın 49 bin hektara çıktığını söyledi.

Atmış, yanan alan miktarının “7 kat arttı” diyerek ulaşılan seviyeyi çarpıcı biçimde özetledi. Bununla birlikte 2018’de yaşanan ekonomik kriz ve cumhurbaşkanlığı sistemine geçiş sonrasında Orman Genel Müdürlüğü bütçesinin önemli ölçüde azaldığını ileri sürdü. Atmış’a göre, bütçe kısıtları nedeniyle alınması gereken malzemeler ve yeterli personel ihtiyacı karşılanamadı.

“Orman teşkilatında liyakatsiz kadrolar var” eleştirisi

Atmış, artan yangınlara rağmen etkili bir organizasyon ve yönetim yaklaşımı kurulamadığını vurguladı. “Ormanlar devlet eliyle işgal ediliyor” sözleriyle tartışma yaratan Atmış, 2B düzenlemesi üzerinden orman dışına çıkarılan alanlara yerleşimlerin, sitelerin ve kasabaların oluştuğunu hatırlattı. Orman içine giren yollar ile tesislerin bulunduğunu belirten Atmış, ayrıca ormancılık dışı amaçlarla kurulan maden alanları ve turizm tesisleri bulunduğunu söyledi.

Ormanların içinde çok sayıda insan faaliyeti bulunduğunu dile getiren Atmış, bu kadar yoğun etkinliğin yangın riskini artırdığını savundu. Öte yandan Orman Genel Müdürlüğü’nün Osmanlı döneminden beri var olan bir kurum olduğunu aktaran Atmış, mevcut genel müdürün görev süresine ilişkin eleştirisini de paylaştı. Atmış, kurum içinde “liyakatsiz ve yetersiz bir yapı” olduğunu öne sürdü.

Yangın organizasyonu ve işçi koşullarına tepki

Ormancılığın bir organizasyon işi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Erdoğan Atmış, yangın süreçleri doğru planlanmadığında sahadaki işçilerin de olumsuz koşullarda çalışmak zorunda kaldığını belirtti. Atmış, işçi sayısının artırıldığını söyleyenlerin olsa da yeterliliğin sağlanamadığını savundu.

Atmış’a göre yangına giden işçiler uyumadan, aç ve susuz çalışıyor; lojistik ihtiyacı da karşılanamıyor. Normalde vardiya düzeniyle çalışıp dinlenme için yakın alandaki konteynerlere gitmek gerektiğini ifade eden Atmış, sahada bu düzenin kurulmaması nedeniyle yaralanma, yanma ve ölüm gibi sonuçların görüldüğünü vurguladı.

Güllü’nün ölümü için iddianame tamamlandı: “Malkata” ve “Hadi görüşürüz” detayı
Güllü’nün ölümü için iddianame tamamlandı: “Malkata” ve “Hadi görüşürüz” detayı
İçeriği Görüntüle

Atmış, “Kahraman” söylemiyle bu durumların üstünün örtüldüğünü ileri sürdü. Büyük bir kısmının mevsimlik işçi olduğunu, kadrolu ve sözleşmeli bir yapının yeterince yaygınlaşmadığını dile getiren Atmış, yangınlarla mücadelede hem insan kaynağı hem de organizasyon kapasitesinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini savundu.