Milli Savunma Bakanlığı, S-400 Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sistemleri hakkında açıklama yaptı. Bakanlıktan yapılan değerlendirmede, sistemlerle ilgili çalışmaların “çok yönlü” biçimde devam ettiği vurgulandı. Açıklama aynı zamanda Avrupa Parlamentosu’nda alınan “Kıbrıs” kararıyla ilgili sert bir tepki içerdi.
S-400 çalışmaları “çok yönlü” sürüyor
MSB’nin açıklamasında S-400 sistemlerine ilişkin süreçle ilgili detaylar paylaşılırken çalışmaların devam ettiği ifade edildi. Açıklamada, “TSK bugün her zamankinden daha fazla kararlı” ifadesi de yer aldı.
Son günlerde kamuoyunda, F-35 konusunda ilerleme sağlanabilmesi için S-400’lerin üçüncü bir ülkeye satılacağına dair iddiaların gündeme geldiği belirtilmişti. Bu iddiaların ardından, Ankara kulislerinde yeniden satış ihtimali üzerinden tartışmalar hareketlenmişti.
Söz konusu gündem, Rusya cephesindeki açıklamaya da yansımıştı. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Rusya ve Türkiye’nin, Türkiye’nin envanterinde bulunan S-400’lerin olası yeniden satışı konusunda görüşmeler yaptığını söylemişti. Peskov, bu konunun “süper hassas” olduğunu ve Türkiye ile görüşmelerin süreceğini belirtmişti.
MSB’den Avrupa Parlamentosu kararına sert tepki
MSB’nin açıklamasında Avrupa Parlamentosu’nda alınan “Kıbrıs” kararı da gündeme alındı. Bakanlık, kararın “Kıbrıs Türk halkının Ada’da maruz kaldığı sistematik saldırılar, katliam ve zorla göç ettirmeler” gerçeğini görmezden geldiğini ileri sürdü.
Açıklamada, 1974 Barış Harekâtı’nın “Kıbrıs Türk halkını yok olmaktan kurtaran” hamle olduğu kaydedilirken, Avrupa Parlamentosu’nun “mesnetsiz, akıl dışı ve alçakça” nitelendirmeleriyle Türk Silahlı Kuvvetlerini hedef alan ifadeleri şiddetle reddedildiği aktarıldı.
MSB, Kıbrıs Türk halkına yönelik katliamları ve yıllarca süren saldırıları görmezden gelen bu yaklaşımın, Avrupa Parlamentosundaki “akıl tutulmasının” ve Rum propagandasını esas alan tek taraflı tutumun göstergesi olduğunu savundu. Ayrıca 1963’ten itibaren Enosis hedefi doğrultusunda 103 Türk köyünün yakılıp yıkıldığı, yaklaşık 30 bin Kıbrıs Türkünün yurdundan edildiği ifade edildi.
Açıklamada, “Kanlı Noel”, Ayvasıl, Muratağa, Sandallar ve Atlılar’da tüm dünyanın gözleri önünde yaşandığı belirtilen katliamların hatırlatıldığı da görüldü. MSB, bu olayları görmezden gelenlerin bugün Türk Silahlı Kuvvetlerini suçlamaya kalkmasının “trajikomik” olduğunu söyledi.
Bakanlık, Türkiye’nin garantör devlet olarak uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan meşru hak ve yetkileri çerçevesinde Kıbrıs Barış Harekâtı ile Kıbrıs Türk halkının varlığını ve güvenliğini hedef alan saldırılara son verildiğini ve Ada’da barış ile güvenliğin tesis edildiğini aktardı. Türk askerinin Ada’daki varlığının ise “yarım asrı aşkın süredir” barışın, güvenliğin ve istikrarın teminatı olduğu kaydedildi.
Son olarak, Türkiye Cumhuriyeti’nin garantör devlet olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ve Kıbrıs Türk halkının hak, menfaat ve güvenliğini bundan sonra da sağlamaya devam edeceği belirtildi. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, Kıbrıs Türk halkının güvenliğini hedef alan her türlü hasmane tutuma karşı gerekli karşılığı vermede “bugün, her zamankinden daha fazla kararlı” olduğu ifade edildi.




