Cumhurbaşkanı Danışmanı Mehmet Uçum, başkanlık sisteminin 8’inci yılı dolayısıyla bir açıklama yayımladı. “50+1” sisteminin, partilerin halkın farklı kesimlerine yönelik politika üretmesini zorunlu kıldığını savunan Uçum, 2023 genel seçim sonuçlarının “sorunlu” görenlere ders olduğunu öne sürdü. Uçum ayrıca Cumhurbaşkanlığı (Hükümet) Sisteminin geliştirilmesi için yeni anayasanın ileri adımlar getireceğini belirtti.

Türkiye’de başkanlık modeli, 9 Temmuz 2018’de uygulamaya geçti. Sürece giden yolda ise 16 Nisan 2017’de yapılan referandumla anayasa değişikliği kabul edilmişti. Yeni sistemin ilk seçimleri 24 Haziran 2018’de yapılırken, seçimlerin ardından 9 Temmuz 2018’de modelin fiilen çalışmaya başladığı aktarıldı.

2023 seçimleri ve “sorunlu” değerlendirmesi

Mehmet Uçum, 2023’te 14 ve 28 Mayıs tarihlerinde yapılan seçimlerle birlikte ikinci tur deneyiminin de yaşandığını hatırlattı. Uçum, başkanlık modelinin parlamenter sistemde görülen “hükümet kurma krizlerini” ortadan kaldırdığını ifade etti. Açıklamada, iki dönemde de Cumhurbaşkanı seçildiğinde hükümetin kurulacağı ve çalışmanın herhangi bir kayıp olmadan sürdürüleceği vurgulandı.

Uçum, 2023 Mayıs seçimlerini parlamenter sisteme dönüş seçimleri olarak nitelendiren muhalefetin, hem Cumhurbaşkanı hem de TBMM seçimlerini kaybetmesiyle seçmenin “geri dönüşü” reddettiğini ileri sürdü. “2023 genel seçim sonuçları sistemi ‘sorunlu’ gören odaklar için büyük bir derstir” diyen Uçum, bu yaklaşımın “sınırlandırılmış demokrasiden yana” olduğunu iddia etti.

Uçum açıklamasında, halkın iradesini hedef alan “anti-demokratik” tutumlara geçit verilmediğini savunurken, bunun üzerinden sistemi savunmaya devam etti. Başkanlık modelinin Türkiye’deki adıyla Cumhurbaşkanlığı (Hükümet) Sistemi olduğunu belirten Uçum, demokratik meşruiyet ve güçlü icra açısından parlamenter sisteme göre üstünlükler olduğunu söyledi.

50+1 ile kapsayıcılık ve yeni anayasa mesajı

Uçum’un değerlendirmesine göre sistemin öne çıkan yanları arasında, halkın ilk ya da ikinci turda başkanı seçerek hükümeti kurması bulunuyor. Ayrıca halkın siyasal sisteme hem milletvekillerini hem de başkanı doğrudan seçerek etki ettiği; yani “iki oy gücü”ne sahip olduğu ifade edildi. Uçum, günümüzde milli devletler için “güçlü yürütme” ihtiyacını karşılamanın da bu modelin temel katkıları arasında yer aldığını belirtti.

“Yüzde elliden fazla oy” ile cumhurbaşkanının seçilmesini toplumsal ve siyasal güvence normu olarak nitelendiren Uçum, “Yüzde 50+1 kuralı” sayesinde siyasi yelpazenin farklı noktalarında yer alan partilerin, kapsayıcı siyaset geliştirmeyi demokratik bir zorunluluk olarak görmeye başladığını söyledi. Uçum, bu kuralın geçmişte siyaset üzerinden üretilen çatışmaları, özellikle “seküler-muhafazakar karşıtlığı” üzerinden tartışmaları zayıflattığını savundu.

Açıklamada, zaman zaman yüzde 50+1 kuralının tartışmaya açıldığına da değinildi. Ancak Uçum, kuralın siyasi temsilcilerden çok halkın ihtiyaçları ve kapsayıcı demokratik siyaset üzerinden ele alındığında “üstün bir yarar” sağladığının görüldüğünü dile getirdi. Uçum, demokratik siyasetin “kendinde bir faaliyet” olmadığını; siyaseti halk için yapma sorumluluğunun aktörlere ait olduğunu vurguladı.

Devrimci Öğretmen Ziya Gül Son Yolculuğuna Uğurlandı
Devrimci Öğretmen Ziya Gül Son Yolculuğuna Uğurlandı
İçeriği Görüntüle

Mehmet Uçum, sistemin geliştirilmesi ve yetkinleştirilmesi gereken alanların bulunduğunu kabul ettiğini de belirtti. Bu noktada, “Yeni anayasayla bu konuda ileri adımlar atılacağı öngörülebilir” diyerek yeni anayasa vurgusu yaptı. Açıklamanın sonunda Uçum, Cumhurbaşkanlığı (Hükümet) Sisteminin uygulamaya geçişinin sekizinci yıldönümü için kutlama mesajı verdi.