Basın meslek örgütleri, BirGün muhabiri Kayhan Ayhan ve gazeteci Hazar Dost’un gözaltına alınmasına tepki gösterdi. Açıklamalarda, gazetecilerin “derhal serbest bırakılması” talep edilirken, gözaltı sürecinin gazetecilik faaliyetlerini sindirmeye yönelik olduğu ifade edildi. Meslek örgütleri, özellikle yargılama süreçlerinin haberleştirilmesinin kamuoyunun bilgi alma hakkı kapsamında olduğunu savundu.

İstanbul’da İBB davasını ilk celseden bu yana takip eden muhabir Kayhan Ayhan’ın, 6 Temmuz Pazartesi gecesi evine yapılan baskınla gözaltına alındığı belirtildi. Gazeteci Hazar Dost ise akşam saatlerinde gözaltına alındığını ve gerekçe olarak 2018’de katıldığı bir eyleme dayandırılan bir dosyanın bulunduğunu aktaran açıklamalarla gündeme geldi. Meslek örgütlerinin açıklamalarında, bu uygulamalara “Dezenformasyon Yasası” ve benzeri düzenlemeler üzerinden itiraz edildi.

Ayhan ve Dost için “derhal serbest bırakma” çağrısı

Meslek örgütlerinden yapılan açıklamalarda, Ayhan ve Dost’un gözaltı süreçlerinin gazetecilik faaliyetleriyle ilişkili olduğu dile getirildi. Kayhan Ayhan’ın emniyette ifade işlemlerinin tamamlandığı ve yöneltilen soruların duruşma takibi ile haber faaliyetlerine ilişkin olduğu kaydedildi. Açıklamalarda, gözaltı operasyonunun “halkın haber alma hakkını savunmak” yerine gazetecileri korkutmayı ve susturmayı amaçladığı vurgulandı.

Hazar Dost için de farklı bir zamanlama dikkat çekti: 19.30 sıralarında, çağrıldığında ifade vermeye gidebilecek bir gazetecinin gözaltına alındığı belirtilerek bunun kabul edilemez olduğu ifade edildi. Dost’un gözaltında tutulma gerekçesinde, daha önce hakkında karar verilmiş ancak istinaf mahkemesinden dönmüş bir dosyada “ifade eksikliği” bulunduğu bilgisi aktarıldı. Meslek örgütleri, sürecin hukuki takibinin sürdürüleceğini belirtti.

TGS ve TGC: “Gazetecilik suç değildir”

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Kayhan Ayhan’ın adliyede savcılık işlemleri için bekletildiğini ifade etti. TGS açıklamasında, kolluk ifadesinde yalnızca yaptığı haberlerle ilgili soruların yöneltildiği belirtilerek “bir kez daha gazetecilik, soruşturma konusu haline getirildi” denildi. Açıklamada ayrıca, NATO Zirvesi haftasında ardı ardına gazetecilerin gözaltına alınmasının tesadüf olmadığı görüşüne yer verildi.

TGS, haberciliği kriminalize etmeye dönük uygulamaların hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığını savunarak Kayhan Ayhan’ın ve baskılara maruz kalan diğer meslektaşların yanında olduklarını söyledi. Gazetecilerin derhal serbest bırakılması çağrısı yinelenirken, “Haber yapmak suç değildir” vurgusu öne çıktı.

MSB 2026’nın ikinci altı ayı bedelli ücretini açıkladı: 472 bin 653 lira 60 kuruş
MSB 2026’nın ikinci altı ayı bedelli ücretini açıkladı: 472 bin 653 lira 60 kuruş
İçeriği Görüntüle

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) ise gazetecinin kamu adına ve kamu için bilgi toplama ile yayma hakkını hatırlattı. TGC açıklamasında, mahkeme salonunda cereyan eden ve herkesin erişimine açık süreçlerin haberleştirilmesinin bu hakkın en somut kullanım biçimlerinden biri olduğu belirtildi. Bir yargılamanın seyrini kamuoyuna aktarmanın gazetecilik mesleğinin temel işlevleri arasında yer aldığı savunulurken, bu işlevin cezai soruşturma konusu yapılmasının kamunun doğru ve zamanında bilgi edinme hakkını hedef aldığı ifade edildi.

Açıklamada ayrıca Dezenformasyon Yasası’na ilişkin tartışmaların hatırlatıldığı ve şu soru setiyle gözaltı uygulamasının ölçülülükten uzak olduğunun altı çizildi: Panik ya da korku yaratma saikiyle hareket edilmediği, ülkenin güvenliği ya da genel sağlığa dair yalan bilgi yayılmadığı ve kamu barışını bozmaya yönelik bir girişimde bulunulmadığı ifade edildi. TGC, bu çerçevede basın mensuplarına yönelik gözaltı ve soruşturma uygulamalarında ölçülülük ilkesine riayet edilmesini istedi.

Her iki kurumun ortak vurgusu, gazeteciliğin bir “suç unsuru” olarak görülmemesi gerektiği yönünde oldu. Açıklamalarda, meslektaşların derhal serbest bırakılması talebi tekrarlandı ve “Gazetecilik suç değildir” ifadesiyle konuya net bir mesaj verildi.