Eşit Haklar Maden Sendikası Örgütlenme Uzmanı Murat Demir, Kaya Madencilik'teki direnişin 35. gününde önemli açıklamalarda bulundu. Demir, ailelerin büyük endişe taşıdığını belirterek, bir önceki akşam yaşanan silahlı saldırı olayına dikkat çekti. Yeraltındaki madencilerle iletişim kurmak isteyen ailelerin idari binaya yönelmesi üzerine, şirket yöneticilerinin hakaret ve aşağılamalarıyla karşılaştığını aktardı. Bu gerilimli anlarda, birkaç farklı silahtan art arda patlamaların duyulduğunu ve olay yerine hızla çok sayıda güvenlik gücünün intikal ettiğini dile getirdi.
Sendika temsilcisi, içeriden çıkan 10-15 kişilik bir grubun polis barikatını aşarak hamle yapmasıyla madencilerin de bu gruba doğru ilerlediğini, ancak jandarmanın araya girerek olayların büyümesini engellediğini ifade etti. Bu grubun madenle herhangi bir bağının olmadığını, işverenin anlaştığı bir 'çete' olabileceği şüphesinin olduğunu vurguladı. Olayla ilgili ciddi bir soruşturma yürütüldüğünün söylendiğini ancak süreçle ilgili bilgi alamadıklarını belirten Demir, Bölge Valisi'nin hızla Çamlıdere'ye giderek madenciler ve ailelerle bir araya geldiğini, gece yarısı sona eren görüşmede 'bir dizi olumlu öneri' geliştirildiğini aktardı.
Murat Demir, işçilerin içeride bekleyen maaşları için en az bir aylık ödemenin acilen yapılmasını ve şirketin konkordato sürecinde olması nedeniyle işçi haklarının öncelenmesi için denetim talebinde bulunduklarını söyledi. Bu taleplerinin karşılandığını düşündüklerini belirten Demir, son kararı yeraltındaki madencilerin vereceğini ifade etti.
“Bu Mücadele Hepimizin Mücadelesi”
Halkın Emeği Partisi Genel Başkanı Cemal Aydın da madencilerin yanında yer alarak, Eşit Haklar Maden Sendikası'nın süreci şeffaflıkla paylaştığını vurguladı. Aydın, aylarca çalıştırılan işçilere maaş günü 'maaş ödeyemeyeceğim' denilmesini, maaş istediklerinde ise tehdit ve hakaretlerle karşılaşmalarını 'köle miyiz, insan mıyız kavgası' olarak nitelendirdi.
Büyük holdinglerin ve sermaye sahiplerinin işçilere köle muamelesi yapmak istediğini, arkalarına iktidarı ve yetmediğinde 'çetelerini' aldığını iddia eden Aydın, “Türkiye'nin herhangi bir yerinde bir işçi sokakta bir el silah sıksa anında polis çöker, tutuklanırdı. Dün burada yeraltındaki eşini, çocuğunu görmek isteyen kadınlara dönük bir saldırı başlatıldı. Hayatımda böyle alçaklık, böyle namussuzluk görmedim” sözleriyle tepkisini dile getirdi.
Aydın, işçilerin haklı olduğunu herkesin kabul ettiğini, ancak isyan edip seslerini yükselttiklerinde karşılarına dikilindiğini belirtti. “Madem haklıyız, bizim hakkımızı verin” çağrısında bulunan Aydın, yaşananları “Türkiye'de oluşan bu yeni rejimin, işçilere yaptığı muamelenin bir yansıması” olarak değerlendirdi. Emekleriyle, alın terleriyle yaşayan onurlu insanlara seslenen Genel Başkan, “Buradaki işçi ezilirse hepimiz eziliriz. Türkiye'yi bir taşeron cumhuriyete, yurttaşı da köleye çevirmeye çalışan bir anlayışa karşı yurttaşın, emeğinin hakkını alma mücadelesidir, hepimizin mücadelesidir” ifadelerini kullandı.
Milletvekilinden Tam Destek
Çalışma Partisi İzmir Milletvekili Fatma Güneş de madencilere destek veren isimler arasındaydı. Güneş, işçilerin gösterdiği kararlılığın kendilerine de güç verdiğini belirtti. Milletvekili, yaşananların “Türkiye'de ülkeyi yönetenlerin maden ve enerji politikalarının nasıl çöktüğünün ve kimin omuzlarına bunun faturasının kesilmek istendiğinin bir örneği” olduğunu dile getirdi. İşçilerin emeğinin karşılığını vermemek, ancak ülkenin zenginliklerini kendi nimetleri gibi görüp sömürerek şatafat içinde yaşamak üzerine kurulu bir düzenin “çarklarının, zincirlerinin kırılmaya başladığının” göstergeleri olarak niteledi.
Güneş, bu mücadelenin sadece ekmeğe sahip çıkma değil, aynı zamanda ülkeyi ve kaderini değiştirme davası olacağını vurguladı. “Birileri bu memleketi bize, işçi sınıfına zehir etmek istiyor, ama o zehri biz içmeyeceğiz. İnsanca yaşayabileceğimiz bir düzeni kurmanın mücadelesinin taşlarını döşeyeceğiz. Güzel günler yakındır” diyerek sözlerini tamamladı.