Kanada ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkileri yeni bir çerçeveye taşıyacak öneri gündemde. Kanada Başbakanı Mark Carney, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Kanada’nın AB’nin ilk “ortak üyesi” olmasına ilişkin yaklaşımını memnuniyetle karşıladıklarını belirtti.

Carney, Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu’nda milletvekillerine seslenirken, söz konusu fikrin CETA’nın ötesine geçen daha geniş bir gelecek ittifakına kapı aralayabileceğini söyledi. Görüşmenin ana başlıklarından biri de kritik sektörlerde daha güçlü bir ortaklık kurmak oldu.

Strazburg’da “kapı açıldı” mesajı

Ursula von der Leyen’in bir gün önce AB ile Kanada arasındaki Kapsamlı Ekonomik ve Ticaret Anlaşması’nı (CETA) aşan bir gelecek ittifakı kurulacağından söz ettiğini hatırlatan Carney, “AB Komisyonu Başkanı von der Leyen, Kanada’nın AB’nin ilk ortak üyesi olmasına kapıyı açtı. Kanada bu hedefi memnuniyetle karşılıyor” ifadelerini kullandı.

Carney, Kanadalıların büyük çoğunluğunun Avrupa ile daha yakın bağlar kurulmasını desteklediğini de dile getirdi. Avrupa’nın ve Kanada’nın ortak değerlere sahip olduğuna dikkat çeken Carney, iki tarafın birbirini tamamlayan ekonomik güçlerini daha stratejik bir iş birliğine dönüştürmesi gerektiğini vurguladı.

Konuşmasında enerji güvenliği, savunma sanayi kapasitesi, kritik mineraller, yapay zeka ve bilgi işlem, uzay ile ödeme sistemleri gibi alanlarda derin koordinasyona işaret eden Carney, bunun “stratejik özerkliklerini güvence altına almak” için önemli olduğunu söyledi.

Teknoloji ve ticarette dayanıklılık vurgusu

Carney, dünyada egemenlik ile ekonomik açıklığın birlikte ilerlemesinin giderek zorlaştığına dikkat çekti. Ekonomik bütünleşmenin artık bir “silah” olarak kullanılabildiğini, tarifelerin baskı unsuru haline getirildiğini ve finansal mekanizmaların zorlama amacıyla devreye sokulabildiğini belirterek, tedarik zincirlerinin de istismara açık zayıf noktalar oluşturabildiğini ifade etti.

İBB davasında 81. gün: İmamoğlu Akhan’a yöneltilen soruya tepki gösterdi
İBB davasında 81. gün: İmamoğlu Akhan’a yöneltilen soruya tepki gösterdi
İçeriği Görüntüle

Teknolojinin savaşın niteliğini, ekonomilerin yapısını ve devletlerin yönetme kapasitesini değiştirdiğini belirten Carney, Kanada ile AB’nin birlikte hareket ederek ortak değerleri ve egemenliği daha güçlü biçimde koruyabileceğini savundu. Egemenliğin yalnızca gıda, enerji ve savunma ihtiyaçlarını karşılamakla sınırlı olmadığını; yapay zekaya, yarı iletkenlere, kritik minerallere, ödeme sistemlerine, temiz enerji teknolojilerine, aşılara ve uzay tabanlı iletişim sistemlerine güvenli erişimi de kapsadığını söyledi.

Carney, ülkelerin stratejik alanlardaki eksiklikleri tek başına kapatamayacağını vurgulayarak Kanada ve Avrupa’nın birlikte daha güçlü olacağını söyledi.

Dijital ticaret, eğitim ve kritik mineraller gündemde

Carney, tarım dışı mallar ve geniş bir hizmet yelpazesinde kesintisiz dijital ticarete geçilmesini gerektiğini söyledi. Gençlerin Atlantik’in iki yakasında daha kolay çalışması, eğitim alması ve yaşaması için adımlar atılması gerektiğini belirten Carney, Kanada’nın Erasmus eğitim programına katılmasının öğrencilere yeni fırsatlar sunabileceğini kaydetti.

Yeni nesil Horizon Europe araştırma programına üyeliğin de ileri teknolojilerde ortak çalışmaları destekleyebileceğini ifade eden Carney, Kanada’nın enerji dönüşümü açısından önem taşıyan 34’ten fazla kritik mineral rezervine sahip olduğunu belirtti. Bu sayede ülkesinin Avrupa’nın güvenilir ham madde tedariki arayışına katkı verebileceğini dile getirdi.

Carney ayrıca Kanada’nın yeni liman altyapılarını geliştirerek Avrupa’nın enerji güvenliğini desteklemek amacıyla büyük miktarda LNG ve hidrojen sağlayabileceğini söyledi. Yapay zeka güvenliği protokolleri ve ortak standartlar üzerinde çalışılabileceğini, entegre bir finansal hizmetler pazarı oluşturma ihtimalinin de değerlendirilebileceğini aktardı.

Kanada’nın AB’nin ortak savunma tedarik programı SAFE’e katılan ilk Avrupa dışı ülke olduğunu hatırlatan Carney, CETA’nın da ilişkilerin geliştirilmesi için güçlü bir temel oluşturduğunu belirtti.

Öte yandan AB’de “ortak üyelik” adı altında hukuken tanımlanmış resmi bir statünün bulunmadığına da dikkat çekildi. Tarafların bu kavramın kapsamını ve hukuki çerçevesini gelecek görüşmelerde belirlemesi bekleniyor. ABD Başkanı Donald Trump ise daha önce bu yaklaşımı eleştirerek “düşmanca bir hareket” olarak görülmesi halinde Avrupa’ya ciddi tarifeler uygulanabileceğini veya ticaretin birçok alanda durdurulabileceğini söylemişti.