Küresel piyasalarda savaş ve kriz dönemlerinde genellikle güvenli liman olarak öne çıkan altın, bu kez beklentilerin aksine dalgalı bir grafik izliyor. Artan jeopolitik risklere rağmen fiyatlardaki geri çekilme, yatırımcıların “altın neden düşüyor?” sorusunu yeniden gündeme taşıdı.
“Klasik piyasa kuralları işlemiyor”
İslam Memiş, mevcut süreçte piyasalarda alışılmış dengelerin bozulduğunu belirterek 2026 yılını “öngörüden çok yönlendirme yılı” olarak tanımladı. Kısa vadeli işlemlerin riskli olduğunu vurgulayan Memiş, yatırımcıların ani fiyat hareketlerine karşı dikkatli olması gerektiğini ifade etti.
Düşüşün arkasında likidite ihtiyacı var
Altının savaş döneminde gerilemesinin temel nedenlerinden birinin küresel nakit ihtiyacı olduğunu belirten Memiş, büyük yatırımcıların ve bazı ülkelerin varlık satışına yöneldiğini söyledi. Bu satışların piyasada arzı artırarak fiyatları aşağı çektiğine dikkat çekti.
Dolar güçlenirken altın baskılanıyor
Analize göre, doların küresel ölçekte güç kazanması da altın üzerinde baskı oluşturuyor. Dolar endeksindeki yükselişin, altının cazibesini kısa vadede sınırladığı ve fiyatların yukarı yönlü hareketini zorlaştırdığı ifade ediliyor.
İç piyasaya da değinen İslam Memiş, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın faiz politikasının kritik rol oynadığını belirtti. Faizlerin mevcut seviyelerde tutulmasının piyasalarda “bekle-gör” sürecini işaret ettiğini söyledi.
Altın için kritik seviyeler
Memiş’e göre altın fiyatlarında kısa vadede dalgalı seyir devam edebilir. Ancak:
- Mayıs ayından itibaren yeniden yukarı yönlü hareketler görülebilir
- Yaz aylarında fiyatların daha yüksek seviyeleri test etmesi bekleniyor
- Yıl sonuna doğru ise güçlü bir yükseliş ihtimali masada
“Fiyata değil miktara odaklanın”
Uzmanlar, bu süreçte yatırımcıların günlük fiyat hareketlerinden çok uzun vadeli pozisyonlarını koruması gerektiğini vurguluyor. Özellikle altın borcu olanlar veya düğün hazırlığı yapanlar için düşük seviyelerin fırsat yaratabileceği belirtiliyor.
Piyasalardaki belirsizlik sürerken, altının yönünü belirleyecek ana unsurların jeopolitik gelişmeler ve küresel para politikaları olacağı ifade ediliyor.