Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump’ın önceki gün yapılan ortak basın toplantısında, Saray’daki yerleşik basın düzeninin dışına çıkıldığı aktarılmıştı. Haberde, toplantının formatının Beyaz Saray’daki görüşme düzenine benzetildiği, ayrıca gazetecilerin akreditasyon süreçlerinde “akreditasyon içinde akreditasyon” uygulandığı iddia edildi.
Normalde Erdoğan ve konuk liderin ikili görüşme odasında bir araya gelmesinin ardından basın toplantısı salonuna geçildiği belirtiliyor. Ancak Erdoğan-Trump görüşmesinde, iki liderin kısa açıklamalarının ardından basın mensuplarına söz verilerek soruların yanıtlandığı bir sıra izlendiği ifade edildi.
Toplantı düzeni Beyaz Saray formatına benzetildi
Edinilen bilgiye göre iki lider kürsüden açıklama yaptıktan sonra gazetecilere söz verildi ve soruların yanıtlanması bu şekilde ilerledi. Ayrıca toplantı düzeninin, Beyaz Saray Oval Ofis’te gerçekleştirilen görüşme usulüne benzer şekilde kurgulandığı kaydedildi.
Gazetecilerin, Saray’daki ikili görüşme odasına son olarak 2 Şubat 2017’de, Almanya Başbakanı Angela Merkel’in ziyareti kapsamında kabul edildiği hatırlatıldı. O tarihte de liderlere sorular yöneltildiği belirtilirken, bu kez toplantının benzer bir yöntemle yeniden kurgulandığı aktarılıyor.
NATO akreditasyonu dışarıda mı kaldı?
Cumhuriyet’in ulaştığı bilgilere göre, Trump’ın ziyareti resmi ziyaret formatında olduğu için NATO’ya akredite gazetecilerin bu programı takip edemediği ifade edildi. Buna karşılık yalnızca cumhurbaşkanlığına akredite gazeteciler ile Trump’ın ABD’den getirdiği gazeteciler ziyaretin izleyicileri arasında yer aldı.
Trump’ın Saray’daki karşılama töreninin de bu çerçevede, belirli basın grupları tarafından birlikte takip edildiği belirtiliyor. İkili görüşme odasına ise sınırlı sayıda cumhurbaşkanlığı muhabirinin girişine izin verildiği ve söz konusu muhabirlerin iktidara yakın yayın kuruluşlarında görev yaptığının görüldüğü kaydedildi.
Haberde ayrıca soruları soran isimlerin bu sınırlı gruptan seçildiği vurgulanarak, süreçte “akreditasyon içinde akreditasyon” uygulandığına dikkat çekildi. Yani bazı gazetecilerin, genel akreditasyonun ötesinde ayrıca kısıtlı bir erişim alanına tabi tutulduğu ileri sürüldü.
NATO zirvesi boyunca benzer uygulamalar gündeme gelmişti
Akreditasyon içinde akreditasyon uygulamasının, NATO zirvesi boyunca da sıkça gündeme geldiği ifade ediliyor. Önce, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının verdiği basın kartına sahip muhabirlerin Türkiye’nin isteğiyle zirveye akredite edilmediği aktarılıyor.
Ardından Ankara’da zirve için trafik düzenlemeleri yapılırken, yine Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının sağladığı basın trafik kartının işlevsiz hale getirildiği belirtiliyor. Zirveye akredite gazetecilerin kimlik bilgileri istenerek trafikte ayrı bir uygulama sağlandığı da kaydedilen detaylar arasında.
Son olarak cumhurbaşkanlığı akreditasyonu olan bazı muhabirlerin de cumhurbaşkanının basın toplantısını izleyemediği ifade ediliyor. Erdoğan-Trump ortak basınında gündeme getirilen “akreditasyon içinde akreditasyon” iddiası, bu önceki uygulamalarla benzerlik kurularak anlatılmış durumda.