Dünya

Dünya Kupası’nda Patrice Lumumba protestosu: 90 dakika tribünlerde “durakladı”

2026 Dünya Kupası’nda Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile Kolombiya arasındaki maçta tribünlerden gelen sıra dışı protesto uzun süre gündemde kaldı. Bir taraftar, Lumumba’yı temsil eden heykel pozunu yaklaşık 90 dakika boyunca bozmadan sergiledi.

2026 Dünya Kupası’nda Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile Kolombiya arasında oynanan karşılaşma, sahadaki 90 dakikanın ötesine taşan bir görüntüyle konuşuldu. Tribünlerdeki sıra dışı protesto, sosyal medyada hızla yayılarak maçın gündemini değiştirdi. Taraftarın hareket etmeden sürdürdüğü eylem, antiemperyalist hafızaya yapılan sembolik bir gönderme olarak yorumlandı.

Tribünde Lumumba pozu 90 dakika sürdü

Karşılaşma sırasında tribünlerde bulunan Kongolu bir taraftar, ülkedeki antiemperyalist mücadelenin sembollerinden biri olarak anılan Patrice Lumumba’nın heykel pozunu birebir taklit etti. Kırmızı ceket ve mavi pantolonla Lumumba’yı temsil eden taraftar, yaklaşık 90 dakika boyunca yerinden kalkmadan pozu korudu.

Bu görüntüler kısa sürede sosyal medyada viral hale geldi. Bazı kullanıcılar, eylemin Afrika’nın sömürgecilik karşıtı hafızasına yönelik “sembolik” bir atıf olduğunu ifade etti. Protestonun, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin doğal kaynakları üzerindeki toplumsal mücadeleyle de bağ kurduğu öne sürüldü.

Lumumba kimdir, neden bu kadar önemli?

Patrice Lumumba, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin bağımsızlık sürecinin en önemli siyasi figürlerinden biri olarak kabul ediliyor. Belçika’dan 1960’ta bağımsızlığını kazanan Kongo’nun ilk başbakanı olan Lumumba, ülkenin doğal kaynakları üzerinde yabancı kontrolüne karşı çıkmasıyla biliniyor.

30 Haziran 1960’da düzenlenen bağımsızlık töreninde yaptığı konuşmada Belçika sömürge yönetimini açık biçimde eleştiren Lumumba, kısa süre içinde hem ülke içindeki rakiplerin hedefi oldu hem de Soğuk Savaş döneminin büyük güçlerinin dikkatini üzerinde topladı. Görevde yalnızca birkaç ay kalabilen Lumumba, 1961 yılında siyasi rakipleri tarafından yakalanarak öldürüldü.

Bağımsızlık sonrası yaşanan siyasi kriz sırasında Lumumba görevden uzaklaştırıldı. Eylül 1960’ta Albay Joseph Mobutu’nun gerçekleştirdiği darbeyle fiilen iktidardan düşürüldü. Ardından tutuklanan Lumumba, aylarca kötü koşullarda tutulduktan sonra 17 Ocak 1961’de ayrılıkçı Katanga Bölgesi’ne gönderildi. Burada ağır işkenceye maruz kalan Lumumba, iki yakın çalışma arkadaşıyla birlikte kurşuna dizilerek infaz edildi.

Suikastın ardından cesedinin bir mezara gömüldüğü, ancak daha sonra izleri ortadan kaldırmak amacıyla mezardan çıkarıldığı da aktarıldı. Yıllar sonra Belçikalı polis komiseri Gerard Soete’nin ifadeleri, Lumumba’nın naaşının parçalandığını ve asit içinde yok edildiğini ortaya koydu.

Che’den uluslararası hafızaya uzanan etki

Patrice Lumumba’nın etkisi sadece Afrika ile sınırlı kalmadı. Küba Devrimi’nin öncülerinden Ernesto Che Guevara’nın da Lumumba’yı emperyalizme karşı mücadelenin önemli sembollerinden biri olarak gördüğü belirtildi. Che, 11 Aralık 1964’te Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Kongo’daki gelişmelere özel bir yer ayırarak Lumumba’nın ölümünü sömürgeciliğin ve yabancı müdahalenin çarpıcı örneklerinden biri şeklinde değerlendirdi.

Che’nin konuşmasında Lumumba, “emperyalizmin suçlarının kurbanı” olarak nitelendirildi. Kongo’nun bağımsızlık mücadelesinin dış müdahalelerle bastırıldığını savunan Che, Lumumba’nın öldürülmesinin yalnızca bir liderin tasfiyesi olmadığını; Afrika halklarının kendi kaderini tayin hakkına yönelik bir saldırı olduğunu vurguladı.

Bu nedenle aradan geçen yıllara rağmen Lumumba’nın adı, bağımsızlık ve egemenlik mücadelesiyle birlikte anılmaya devam ediyor. Maç sırasında tribünlerde ortaya çıkan eylem de bu hafızanın yeni bir görüntüyle yeniden gündeme gelmesine vesile oldu.