Karadeniz bölgesinde 1980 öncesi devrimci mücadelenin önde gelen isimlerinden devrimci öğretmen Ziya Gül, yaşamını yitirdi. Gül için Giresun’un Eynesil ilçesinde bulunan Eski Camii’de cenaze namazı kılındı ve son yolculuğuna uğurlandı. Cenazeye çok sayıda siyasi parti ile sendika temsilcisi, öğrencileri ve yurttaşlar katıldı.
Eynesil’de Eski Camii’de uğurlama
Gül’ün cenazesi, bugün Eynesil’deki Eski Camii’de kılınan namazın ardından defnedilmek üzere törene katılanların katılımıyla uğurlandı. Giresun’un Eynesil ilçesinde gerçekleşen törene, sadece yakınları değil farklı çevrelerden pek çok kişi de eşlik etti.
Gül’ün mücadele yıllarına dair değerlendirmelerde bulunan TÖB-DER mücadelesinden arkadaşı Mustafa Meriç, BirGün’e yaptığı açıklamada Gül’ün 1976’da TÖB-DER içerisinde “Devrimci Öğretmen” çalışmasını yürüttüğünü söyledi. Meriç, zaman içinde hareketin geliştiğini ve daha geniş kesimlerin de sürece dahil olmaya başladığını ifade etti.
Meriç ayrıca, Gül’ün yalnızca örgütlenme çalışmalarında değil köy çalışmalarında da yer aldığını belirtti. Fındık ve benzeri tarım temalı çalışmalar üzerinden sahaya inen süreçlere değinen Meriç, Gül’ün mücadele biçiminin pratik tarafını vurguladı.
Devrimci Yol Davası’nda beraber yargılandıklarını anlatan Meriç, yıllarının yeniden Ankara’da kesiştiğini söyledi. Ankara’da kamu çalışanları örgütlenmesinde birlikte hareket ettiklerini kaydeden Meriç, Gül’ün “düzgün bir halk adamı” olduğunu dile getirdi.
Meriç’in sözleri şöyle: “Tarihte mücadelenin iyi ve yanlış tarafı var kabul edersek eğer o hep doğru tarafında durmaya çalışan fedakâr bir arkadaşımızdı. Örnek bir babaydı. Çizgisini kaybetmeyen, mücadelede inançlarıyla kararlı bir biçimde yürüyen bir arkadaştı.”
Meriç, Gül’ün kendisine en son “Mal, mülk, servet, dünyada maddi şeyler üretmedim ama insanlara durduğum, tuttuğum yol, gittiğim dava nedeniyle çok iyi bir şey yaptığımı düşünüyorum. Kimseye bilerek kötülüğüm olmamıştır. Daima özgürlük, eşitlik mücadelesinin bir parçası oldum. Bu bana yeter, bu bana mutluluk veriyor” dediğini aktardı.
Halkevleri Onursal Başkanı Abdullah Aydın da Gül’ün devrimci mücadeledeki duruşu ve pratikleriyle ardında örnek bir miras bıraktığını söyledi. Aydın, “Gerçekten unutulmaz bir önder” diyerek özellikle 1980 öncesinde onu tanıdığını, ancak o dönemde temaslarının sınırlı olduğunu belirtti.
Aydın, Demokratik Öğretmen Hareketi’nin ve Halkevleri’nin 1988’de yeniden örgütlenmesiyle yollarının kesiştiğini anlattı. Ziya Gül’ün İstanbul’da cezaevi sonrası bir yaşam kurmaya çalıştığını ama aynı zamanda siyasetle de ilgilendiğini vurguladı; Ankara’da ise Halkevleri, Demokratik Öğretmen Hareketi ve Devrimci Öğretmenler örgütlenmesi başta olmak üzere çok önemli katkılar sunduğunu ifade etti.
Eski Eğit-Sen Genel Başkanı İsmet Aktaş da Gül’ün Eğit-Der’in ülke genelinde örgütlenmesinde önderlik ettiğini kaydetti. Aktaş, Gül’ün sakin, saygılı ve inançlı bir devrimci kimliğe sahip olduğunu, uzun yıllar devrimci öğretmen örgütlenmesi ve Eğit-Der sürecinde mücadele ettiğini söyledi.
1970’ler, hapis yılları ve Ankara dönemi
Ziya Gül, devrimci öğretmen geleneğinin en önemli isimlerinden biri olarak anılıyor. 1975 yılında Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) Eynesil Şubesi kurucu başkanlığı yapan Gül, 1977-1978 yıllarında Giresun TÖB-DER başkanlığı görevini yürüttü. Bu görevlerinin yanı sıra bölgede yapılan onlarca fındık mitinginin örgütlenme çalışmalarına da katıldığı belirtildi.
12 Eylül darbesi sonrasında tutuklanan Gül, Devrimci Yol davasında yargılandı ve 5,5 yıl hapis yattı. 1986 yılında hapisten çıktıktan sonra Ankara’ya yerleşti. Eğit-Der’in kuruluş çalışmalarına katılan Gül, ABC dergisinde de görev aldı. Öğretmenliğe dönmesi engellenince Ankara Büyükşehir Belediyesi bünyesinde işçi olarak çalışmaya başlayan Gül, DİSK’in yeniden açılmasının ardından 1992’de belediye işçilerinin DİSK’e bağlı Genel-İş’te örgütlenme faaliyetlerine de katıldı.
Gül’ün 2019 yılında “Giresun Yol Hikâyeleri” adlı bir kitap yayımladığı da aktarıldı. Kitapta, 1960 darbesinden günümüze Giresun ve çevresinde tanık olduğu siyasal ve toplumsal mücadeleleri yazdığı belirtilirken, Devrimci Yol, Devrimci Öğretmen, Devrimci Memur ve Dev-Genç çalışmalarına katılan insanların emeklerinin unutulmaması ve gelecek kuşakların verilen mücadeleleri öğrenmesi için kitap yazmaya karar verdiği anlatıldı.