Cumhuriyet gazetesinin usta yazarı Şükran Soner, tedavi gördüğü hastanede bu sabah hayatını kaybetti. Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu’nda görev yapan Soner, aynı zamanda Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın (TGS) ilk kadın genel başkanıydı. Gazetecilik yaşamı boyunca emeğin, işçi haklarının ve basın özgürlüğünün simge isimlerinden biri olarak anılan Soner’in vefatı, meslek dünyasında büyük üzüntüyle karşılandı.
1946 yılında dünyaya gelen Şükran Soner, gazeteciliğe 1966 yılında Cumhuriyet’te muhabir olarak başladı. Yaklaşık 60 yıla yaklaşan meslek hayatı boyunca yalnızca haber yazmakla kalmadı; sendikal ve sivil toplum mücadelelerinin de içinde yer aldı. İnsan hakları ve işçi hareketiyle birlikte anılan Soner’in vefatının ardından çok sayıda kurum ve isim taziye mesajı yayımladı.
Meslek hayatı boyunca emeğin yanında
Şükran Soner, genç yaşlardan itibaren işçi ve eğitim sayfaları hazırlamasıyla dikkat çekerken, gazeteciliğini örgütlü mücadele fikriyle birlikte yürüttü. İnsan Hakları Derneği, Ada Dostları Derneği ve Ekonomik Toplumsal Tarih Vakfı gibi sosyal kurumların kuruluş süreçlerinde etkin rol aldığı; yönetim kademelerinde görevler üstlendiği belirtildi. Cumhuriyet gazetesinin zor dönemlerinde de yayın ilkelerinden ve çizgisinden taviz vermeyen bir duruş sergilediği ifade edildi.
Soner’in sendikal alandaki etkisi de taziye mesajlarında öne çıktı. TGS’nin yayımladığı ifadelerde, Soner’in “74 yıllık Sendika tarihine ilk kadın başkan olarak” geçtiği vurgulandı. Basın meslek örgütleri de Soner’in, meslek hayatı boyunca emeğin ve emekçinin sesi olan bir isim olduğunu belirtti.
TGS, DİSK ve siyasi partilerden başsağlığı
Şükran Soner’in vefatının ardından Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) başta olmak üzere çeşitli kurumlar mesajlar yayımladı. TGS mesajlarında, Soner’in gazeteci ve yazar olarak mesleğe uzun yıllar hizmet ettiği ve “hiç unutulmayacağı” dile getirildi. İzmir Gazeteciler Cemiyeti’nin (İGC) başsağlığı mesajında da Soner’in saygı ve özlemle anılacağı kaydedildi.
Mesajlarda ayrıca DİSK’in eski yöneticilerinin sözleri yer aldı. Birleşik Metal-İş Genel Başkanı ÖZKAN ATAR, Soner’in kalemini emekten ve demokrasiden yana kullandığını belirterek, anısının emek ve demokrasi mücadelesinde yaşayacağını söyledi. DİSK eski genel başkanı Ridvan Budak ise “12 Eylül’ün zor günlerinde” Soner’in duruşmalarda yanlarında olduğunu; onun kalemi sayesinde DİSK davasının kamuoyunda vicdanda karşılık bulduğunu ifade etti.
DİSK eski genel başkanı Süleyman Çelebi de Soner’i, 12 Eylül döneminden DİSK davasına kadar duruşmaları aksatmadan izleyen bir “tanık” olarak anlattı. Çelebi’nin açıklamasında, Soner’in yaklaşık 60 yıl boyunca Cumhuriyet’te emekten, demokrasiden, özgürlükten ve laiklikten yana yazılarla iz bıraktığı belirtildi. Çelebi, “Şükran Abla’nın kalemi susmuş olabilir; ama emekçilerin mücadelesindeki sesi yaşamaya devam edecek” ifadelerini kullandı.
Taziye mesajları sendika ve işçi örgütleriyle sınırlı kalmadı. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Soner’in demokrasi ve insan hakları çizgisindeki duruşuna işaret etti. Yeni Parti Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş ve Yeni Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de Soner için başsağlığı dileklerini paylaştı.
Siyasi partiler adına da mesajlar geldi. Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Nazif Okumuş, Soner’in mesleğine ve ilkelerine bağlı çalışkan bir mensup olduğunu belirterek, “yarım asrı çokça aşan bir emeğin zengin hafızasından da yoksunlaşacağız” dedi. Ayrıca Altmış Sekizliler Birliği Vakfı’ndan, Soner’in işçi dostu kimliğiyle “yoldaş” olarak anılacağına dair açıklamalar yer aldı.
Şükran Soner’in vefatı, basın camiasında uzun yıllardır süren emek haberciliği mirasının yeniden hatırlanmasına neden olurken, yayımlanan taziye mesajlarında ortak vurgu; Soner’in “emekten yana” çizgisinin ve kaleminin hatırlanacağı oldu.