<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Lokomotif Haber</title>
    <link>https://www.lokomotifhaber.com</link>
    <description>Bir sonraki durak; Türkiye'nin gerçek gündemi!</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.lokomotifhaber.com/rss/yasam" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Lokomotif © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 19 Jun 2026 13:19:55 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.lokomotifhaber.com/rss/yasam"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Diken diken eden seslerin sırrı: Dopamin ve pilomotor refleks]]></title>
      <link>https://www.lokomotifhaber.com/diken-diken-eden-seslerin-sirri-dopamin-ve-pilomotor-refleks</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.lokomotifhaber.com/diken-diken-eden-seslerin-sirri-dopamin-ve-pilomotor-refleks" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bazı sesler tüylerinizi istemsizce diken diken yapıyorsa bu tesadüf değil. Otonom sinir sisteminin pilomotor refleksi, özellikle de beyindeki ödül-haz devreleri devreye girince ortaya çıkıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bir melodinin ya da belirli bir tınıdaki sürprizin aniden tüylerinizi diken diken etmesi, çoğu zaman “anlık bir duygu” gibi anlatılır. Oysa bu hissin arkasında, beynin işitsel uyaranları nasıl yorumladığına kadar uzanan biyolojik bir mekanizma bulunuyor.</p>

<p>Tıp dilinde “pilomotor refleks” olarak geçen süreç, vücudun istemsiz tepkilerinden biri. Ancak bu refleksin insanlarda tamamen aynı işlevi sürdürüp sürdürmediği, bilim insanlarının hem biyoloji hem de duygu tarafıyla birlikte ele aldığı bir konu.</p>

<h2>Pilomotor refleks nasıl çalışıyor?</h2>

<p>Tüylerin dikleşmesi, deri altındaki minik kasların devreye girmesiyle başlıyor. Her bir kıl folikülünün dibinde yer alan arrector pili kasları kasıldığında tüyler yukarı kalkıyor ve “tüyler diken diken” görüntüsü oluşuyor. Bu tepki, otonom sinir sisteminin kontrol ettiği refleksler arasında yer alıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hayvanlar aleminde bu mekanizmanın daha belirgin bir amacı olduğu düşünülüyor. Soğukla karşılaşma ya da tehdit durumlarında vücudun daha büyük görünmesi ve ısı kaybının azalması gibi işlevlere katkı sağlayabiliyor. İnsanlarda ise aynı işlev çoğu durumda anlamını yitirmiş olsa da refleks, bazı duygusal uyaranlar karşısında hâlâ çalışıyor.</p>

<h2>Beynin “haz” merkezleri neden devreye giriyor?</h2>

<p>Benzer bir durumun tüyleri diken diken eden seslerde daha sık görülmesi, nörobilim araştırmalarına göre beynin “ödül” ve “haz” sistemlerini doğrudan etkileyebilmesiyle açıklanıyor. Özellikle dopamin salınımının bu süreçte kilit rol oynadığı ifade ediliyor.</p>

<p>Beyin, duyduğunuz müziği ya da sesi bir “tahmin” düzeni içinde değerlendiriyor. Ses akışında beklenmedik bir geçiş, ani bir dinamik yükseliş ya da tınıdaki sürpriz bir değişim ortaya çıktığında, beynin öngördüğü kalıptan sapma algılanıyor. Bu “hata tahmini” niteliğindeki sapma, dopamin dalgasını tetikleyebiliyor ve ortaya güçlü bir ürperti hissi çıkıyor.</p>

<p>Bu yüzden aynı parçanın bazı kişilerde daha yoğun etki yaratması mümkün. Çünkü işitsel uyaran tek başına kalmıyor; beynin duygusal ve kişisel bağlamı işleyen bölgeleri de sürece dahil oluyor. Metinde yer alan ifadeye göre medial prefrontal korteks ve hipokampus gibi alanlar, sesin çağrıştırdığı anılarla birlikte etkiyi şekillendiriyor.</p>

<h2>Aynı şarkı herkeste neden aynı etkiyi yapmayabilir?</h2>

<p>Tüylerin diken diken olması sadece biyokimyasal bir olay değil; kişisel deneyimle birleşen bir tepki. Aynı şarkı ya da ses, birinde güçlü bir duygu uyandırırken diğerinde beklenen etkiyi yaratmayabilir. Bu farkın ardında kültürel çağrışımlar, bireysel hatıralar ve o anki bağlam gibi unsurların sinirsel yanıtın şiddetini değiştirebilmesi olduğu aktarılıyor.</p>

<p>Peki bugün bu refleksin insan için hâlâ bir anlamı var mı? Bilim insanlarının değerlendirmesine göre pilomotor refleks, duygusal tepkilerle birlikte evrimleşen “sosyal bir sinyal” rolü de taşıyor olabilir. Tüyleri diken diken olan bir birey, çevresindekilere sözsüz biçimde “bu uyaran benim için güçlü bir anlam taşıyor” mesajını iletebilir.</p>

<p>Bu yönüyle bakıldığında, grup içindeki duygusal bağı güçlendirmeye katkı sağlayan mekanizmalardan biri olarak müzik ve ritüellerin toplumsal uyumda neden bu kadar etkili olabildiğini açıklamaya yardımcı olabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.lokomotifhaber.com/diken-diken-eden-seslerin-sirri-dopamin-ve-pilomotor-refleks</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 12:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://lokomotifhabercom.teimg.com/crop/1280x720/lokomotifhaber-com/uploads/2026/06/diken-diken-eden-seslerin-sirri-dopamin-ve-pilomotor-refleks.jpg" type="image/jpeg" length="27259"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Öfke anında beyin neden “mantığı” devre dışı bırakıyor?]]></title>
      <link>https://www.lokomotifhaber.com/ofke-aninda-beyin-neden-mantigi-devre-disi-birakiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.lokomotifhaber.com/ofke-aninda-beyin-neden-mantigi-devre-disi-birakiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Öfke yükseldiğinde beynin tehdit alarmı hızla çalışıyor; karar verme ve dürtü kontrolünü sağlayan bölge ise geri plana itiliyor. Peki bu kopuş neden sonrasında “Ne yaptım ben?” hissine kadar gidiyor?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İnsan öfkelendiğinde kontrolü kaybettiğini düşünür ama çoğu zaman bu durum, “irade” meselesinden daha hızlı gerçekleşen bir biyolojik sürece dayanır. Nörobilim çalışmalarına göre öfke anlık olarak rasyonel karar vermeyi zorlaştıran bir dizi değişimi tetikler. Bu nedenle bir anda bağırmak, kırıcı davranmak ya da taşkın tepki vermek mümkün hale gelebilir.</p>

<p>Araştırmalar, öfke sırasında beynin kilit bölgeleri arasındaki iletişimin kopmasıyla kişinin mantıklı karar verme yetisinin anlık olarak devre dışı kaldığını belirtiyor. Öfke geçtikten sonra ise birçok insan yaşananın ağırlığını fark edip “Ne yaptım ben?” diye düşünebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Amigdala alarm veriyor, savaş ya da kaç devreye giriyor</h2>

<p>Öfkenin başlangıcı, beynin amigdala adı verilen badem şeklindeki bölgesinin aşırı uyarılmasıyla ortaya çıkıyor. Amigdala, tehdit algılandığında “savaş ya da kaç” tepkisini tetikleyen erken uyarı sisteminin parçası. Öfke anında bu bölge milisaniyeler içinde aktif hale geliyor.</p>

<p>Bunun anlamı şudur: Beyin önce tehlikeyi hızlı biçimde okuyup bedeni harekete geçirmeyi hedefliyor. Bu süreç, mantıklı değerlendirme için gereken adımlardan önce çalıştığı için, kişinin tepkisini yönlendirmesi zorlaşıyor.</p>

<h2>PFC devre dışı kalınca dürtü kontrolü zayıflıyor</h2>

<p>Öfkeyi kritik yapan asıl nokta ise prefrontal korteks (PFC) ile amigdala arasındaki iletişimin kesintiye uğraması. PFC; mantıklı karar verme, dürtü kontrolü ve uzun vadeli sonuçları değerlendirme konusunda temel rol oynar.</p>

<p>Yoğun öfke sırasında amigdaladan gelen güçlü sinyaller, PFC’nin işlevini baskılayabiliyor. Böylece kişi, duygusu yükselirken daha çok anlık dürtüye göre hareket etmeye yatkın hale gelebiliyor. Bu durum, öfke nöbetiyle birlikte görülen hakaret etme, kırılabilir eşyaları fırlatma ya da kontrolsüz davranışlara varan tepkilerle ilişkilendiriliyor.</p>

<h2>Stres hormonları düşünmeyi bastırıyor</h2>

<p>Öfke anında vücut yalnızca beyinle sınırlı bir tepki vermiyor; aynı zamanda hormonal düzeyde de hızlanıyor. Çalışmalarda, öfke sırasında katekolamin adı verilen hormonların (adrenalin ve noradrenalin) yüksek miktarda salgılandığı aktarılıyor. Bu hormonlar kalp atışını hızlandırıyor, kan basıncını yükseltiyor ve enerjiyi daha çok kaslara yönlendiriyor.</p>

<p>Daha önemlisi, bu kimyasal yanıtın prefrontal korteksteki nöronal aktiviteyi doğrudan baskılayabildiği belirtiliyor. Yani hem sinirsel iletişim zayıflıyor hem de düşünmeye eşlik eden beyin etkinliği geriye itiliyor.</p>

<h2>Öfke devrelerini yeniden düzenlemek mümkün</h2>

<p>Kontrolsüz öfke tepkilerinin zamanla sinir devrelerini güçlendirerek otomatikleşebileceği de ifade ediliyor. Ancak nöroplastisite sayesinde, beyin tek bir yöne kilitlenmek zorunda değil. Farkındalık ve bilişsel yeniden değerlendirme gibi yöntemler, bu devrelerin yeniden düzenlenmesine yardımcı olabiliyor.</p>

<p>Nörobilim çalışmalarında ayrıca düzenli meditasyon ve nefes egzersizlerinin amigdala-PFC bağlantısını iyileştirmeye katkı sağladığı vurgulanıyor. Böylece kişi, bir sonraki öfke yükseldiğinde yalnızca “daha sakin” olmakla kalmayıp, otomatik tepki yerine daha esnek bir karar alanı oluşturabiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.lokomotifhaber.com/ofke-aninda-beyin-neden-mantigi-devre-disi-birakiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 08:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://lokomotifhabercom.teimg.com/crop/1280x720/lokomotifhaber-com/uploads/2026/06/ofke-aninda-beyin-neden-mantigi-devre-disi-birakiyor.jpg" type="image/jpeg" length="89387"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kadıköy’de Dolgu Alanına Cami Şantiyesi Kuruldu: Deprem Uyarıları Görmezden Geliniyor]]></title>
      <link>https://www.lokomotifhaber.com/kadikoyde-dolgu-alanina-cami-santiyesi-kuruldu-deprem-uyarilari-gormezden-geliniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.lokomotifhaber.com/kadikoyde-dolgu-alanina-cami-santiyesi-kuruldu-deprem-uyarilari-gormezden-geliniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadıköy Rıhtımı’ndaki dolgu alanına yapılması planlanan cami projesi için gece saatlerinde şantiye hazırlığı başlatıldı. Prefabrik konteynerlerin getirilmesi ve iş makinelerinin sevki, hukuki süreç tamamlanmadan “geri dönüşü olmayan sonuçlar doğabilir” tepkisini büyüttü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kadıköy Rıhtımı’ndaki dolgu alanına yapılması planlanan cami projesinde tartışma yeni bir aşamaya taşındı. Gece saatlerinde alana prefabrik konteynerlerin getirildiği, sabah saatlerinde ise iş makinelerinin sevk edildiği bildirildi. Yaşam savunucuları ve meslek odaları, yargı süreci beklenmeden yapılan hazırlıklara tepki göstererek “Geri dönüşü olmayan sonuçlar doğabilir” uyarısında bulundu.</p>

<h2>Gece Şantiyesi, Sabah İş Makineleri</h2>

<p>AKP’nin uzun süredir gündemde tuttuğu projeler arasında yer aldığı belirtilen cami çalışması için Kadıköy Rıhtımı’ndaki dolgu alanda hazırlıklar başladı. Gece saatlerinde araçlarla prefabrik konteynerlerin alana taşındığı, sabah saatlerinde ise iş makinelerinin bölgeye yönlendirildiği ifade edildi. Hukuki süreç sürerken çalışmaların başlatılmasına, bölgede yaşayanlar ve örgütler tarafından eleştiriler yöneltildi.</p>

<p>Caferağa Mahalle Muhtarı ve mimar Hanife Dağıstanlı, gece yarısı şantiye kurulumuna işaret ederek, konteynerlerin kurulduğunu sabah saatlerinde gördüğünü söyledi. Dağıstanlı, alana iş makinelerinin de getirildiğini aktarırken, çalışmaların henüz inşaat aşamasına geçip geçmediğinin netleşmediğini ifade etti. Ancak büyük ölçekli projelerde önce şantiye kurulup ardından inşa faaliyetlerine geçildiğine dikkat çekti.</p>

<h2>“Deprem Riski ve Teknik İtirazlar Dikkate Alınmıyor”</h2>

<p>Projeye ilişkin hukuki süreç devam ederken ilerlenmesi tepki toplarken, Dağıstanlı dolgu alanı üzerinde planlanan çalışmalara yönelik itirazların göz ardı edildiğini savundu. Dolgu alanı olmasının ve imar açısından uygun bulunmamasının yanı sıra deprem riskine ilişkin uyarıların da dikkate alınmadığını belirtti. Dağıstanlı, “Oranın dolgu alanı olması, imar açısından uygun bulunmaması ya da deprem riskine ilişkin uyarılar görmezden geliniyor. Kafaya koydukları projeyi bir şekilde hayata geçirmek istiyorlar” ifadelerini kullandı.</p>

<p>İstanbul’da TMMOB’a bağlı meslek odalarının açtığı davalar sürerken, yürütmeyi durdurma kararı alınmaması nedeniyle çalışmaların ilerletildiği vurgulandı. Dağıstanlı, açılan davaların temel amacının, olası zararların kalıcı hale gelmesini önlemek olduğunu hatırlattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Meslek Odaları ve Siyasetçiden “Telafisi Zor Sonuçlar” Uyarısı</h2>

<p>CHP’li İBB ve Kadıköy Meclis Üyesi mimar Barış Antik de, inşai faaliyetlere yargı süreçleri sonuçlanmadan geçilmesinin riskli olduğuna dikkat çekti. Antik, davaların geri dönüşü mümkün olmayan zararların önüne geçmek için açıldığını belirterek, inşaat başladıktan sonra telafisi güç sonuçların ortaya çıkabileceğini söyledi. Buna rağmen iktidarın aceleci davrandığını ifade eden Antik, “Ben yaptım oldu” anlayışıyla hareket edildiğini savundu.</p>

<p>Antik, muhtarlıklar, meslek odaları ve dayanışma ağlarıyla birlikte mücadeleye devam edileceğini de dile getirdi.</p>

<p>TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nin, projeye onay veren İstanbul 5 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararına karşı geçen hafta dava açtığı hatırlatıldı. Dilekçede, koruma ilkelerinin hiçe sayıldığı ve önceki bilirkişi incelemelerinin dikkate alınmadığı vurgusu yer aldı. Ayrıca bölgedeki ibadet ihtiyacının çevredeki mevcut camilerle karşılandığı; yeni cami alanının zorunlu ve kaçınılmaz bir ihtiyaç olmadığı kaydedildi.</p>

<p>Dilekçede, alanda planlanan kapalı otopark ve yapılaşmanın bölgedeki ulaşım yükünü artıracağı, dolgu alanı üzerinde gerçekleştirilecek ağır betonarme müdahaleninse riskler barındırdığı uyarısı da yapıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.lokomotifhaber.com/kadikoyde-dolgu-alanina-cami-santiyesi-kuruldu-deprem-uyarilari-gormezden-geliniyor</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 17:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://lokomotifhabercom.teimg.com/crop/1280x720/lokomotifhaber-com/uploads/2026/06/kadikoy-de-dolgu-alanina-cami-santiyesi-kuruldu-deprem-uyarilari-gormezden-geliniyor.jpg" type="image/jpeg" length="54346"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kaşınan yeri kaşımak neden anında rahatlatır?]]></title>
      <link>https://www.lokomotifhaber.com/kasinan-yeri-kasimak-neden-aninda-rahatlatir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.lokomotifhaber.com/kasinan-yeri-kasimak-neden-aninda-rahatlatir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kaşımak, deride kısa süreli bir ağrı sinyali oluşturup kaşıntı sinyalini geçici olarak bastırıyor. Ancak bu rahatlama bazen “kaşı-kaşıntı” döngüsünü hızlandırabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kaşıntı, pek çok kişi için günün en can sıkıcı duyularından biri. Kaşınan yeri kaşımak çoğu zaman hızlı bir rahatlama sağlar; hatta “iyi geldi” hissiyle tekrar kaşımaya yöneltir. Peki bu etki tam olarak nasıl oluşuyor ve uzun vadede neler doğurabiliyor?</p>

<p>Kaşıma eylemi, deride hafif bir ağrı sinyali başlatır. Bu sinyal, kaşıntıyı ileten sinir hücreleriyle (nöronlarla) aynı hat üzerinden omuriliğe taşınır. Ancak ağrı sinyalleri, kaşıntı sinyallerine kıyasla omurilikte daha öncelikli bir uyarı olarak algılanır.</p>

<p>Sonuçta kaşıdığınızda ortaya çıkan hafif ağrı, kaşıntı sinyallerini geçici olarak “bastırır” ve duyulan rahatsızlık azalır. Bu mekanizma, “ağrıya dayalı inhibisyon” olarak adlandırılıyor.</p>

<h2>Kaşıntı nasıl kısa süreli kesiliyor?</h2>

<p>Kaşımak sadece fiziksel bir engelleme yapmıyor; aynı zamanda beyin tarafında kısa süreli bir rahatlama hissi de tetikliyor. Kaşımayla birlikte beyin, rahatlama hissiyle ilişkilendirilen serotonin salgılayabiliyor. Bu serotonin, kaşıntıyı anlık olarak baskılayabilse de tek etkisi bu değil.</p>

<p>Kaynakta yer alan değerlendirmeye göre yapılan araştırmalar, serotoninin omurilikteki kaşıntı reseptörlerini daha duyarlı hale getirebildiğini gösteriyor. Bu yüzden kaşımayı bıraktıktan kısa bir süre sonra kaşıntının daha şiddetli şekilde geri gelebileceği belirtiliyor.</p>

<p>Rahatlamanın bir kısmı da psikolojik ve davranışsal yönü olan bir “ödül” etkisiyle açıklanıyor. Kaşımak, beynin haz ve ödül merkezlerini devreye sokabiliyor. Kaynakta özellikle striatum ve prefrontal korteks bölgelerinin aktive olduğu ifade ediliyor. Bu alanlar, yemek yeme, cinsellik ya da madde kullanımı gibi haz verici davranışlarda da aktifleştiği için kaşıma davranışı kısa vadede pekişebiliyor.</p>

<h2>Kaşımanın bedeli: Deri bariyeri bozulabilir</h2>

<p>Kaşımanın rahatlatıcı hissine rağmen önemli bir bedeli var: Deri bariyerinin zarar görmesi. Kaynakta, tırnakların cilt üzerinde mikro çatlaklara yol açabildiği vurgulanıyor. Bu durum, deri bariyerini zayıflatıyor; kuruluğu artırıyor ve iltihabi maddelerin salınımını tetikleyebiliyor.</p>

<p>Böylece kaşıntı sadece geçici olarak düşmekle kalmıyor, daha sonra artabiliyor. Dermatologların bu süreci “kaşı-kaşıntı döngüsü” olarak adlandırdığı ifade ediliyor. Yani kaşımak, bir noktadan sonra kaşıntıyı yeniden büyüten bir sürece dönüşebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nedenle uzmanlar, kaşıntı geldiğinde kaşımak yerine daha güvenli yöntemlere yönelmeyi öneriyor. Bunlardan ilki soğuk kompres uygulamak; soğuğun, kaşıntı sinyallerini ağrıya benzer şekilde baskılayabildiği aktarılıyor. Kaynakta ayrıca kaşıma dürtüsünü bastırmak için bölgeye hafifçe vurmak ya da sıkmak gibi alternatiflerin kullanılabileceği belirtiliyor.</p>

<p>En önemlisi ise kaşıntının altında yatan nedeni ele almak. Altta yatan durum alerji, kuruluk ya da egzama gibi bir mesele olabilir. Bu tür durumlarda uygun tedaviyi almak, kaşıntıyı kalıcı şekilde azaltmanın anahtarı olarak görülüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.lokomotifhaber.com/kasinan-yeri-kasimak-neden-aninda-rahatlatir</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 06:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://lokomotifhabercom.teimg.com/crop/1280x720/lokomotifhaber-com/uploads/2026/06/kasinan-yeri-kasimak-neden-aninda-rahatlatir.jpg" type="image/jpeg" length="24693"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Buz neden kaygan? Bilim açıklıyor: Sinsi bir sıvı film var]]></title>
      <link>https://www.lokomotifhaber.com/buz-neden-kaygan-bilim-acikliyor-sinsi-bir-sivi-film-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.lokomotifhaber.com/buz-neden-kaygan-bilim-acikliyor-sinsi-bir-sivi-film-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Buzun kayganlığının tek nedeni “üstüne basınca eriyor” fikri değil. Modern çalışmalar, buzun yüzeyinde donma noktasının altında bile ince bir sıvımsı tabaka bulunduğunu gösteriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Günlük hayatta en çok kışın fark edilen buz kayganlığı, çoğu zaman basit bir “erime” hikâyesi gibi anlatılır. Oysa bu durumun arkasında daha ince, daha ayrıntılı bir fizik var. Modern bilim, buzun üzerinde sürekli bulunan ultra ince bir sıvı film tabakasına dikkat çekiyor.</p>

<h2>Eskiden sanılanın ötesi: “Basınç eritir” açıklaması</h2>

<p>Uzun yıllar boyunca buzun kayganlığının, üzerine basıldığında oluşan basıncın erime noktasını düşürmesiyle başladığı düşünülüyordu. Bu yaklaşım, buzun yüzeyinde ince bir su tabakası oluştuğunu varsayıyordu. Ancak güncel araştırmalar, bu klasik anlatımın tek başına durumu açıklamaya yetmediğini ortaya koydu.</p>

<p>Bilim insanları, buzun yüzeyinde donma noktasının çok altında bile atomik düzeyde sıvı benzeri bir tabaka bulunduğunu rapor ediyor. Örneğin -20°C gibi düşük sıcaklıklarda bile, buzun üzerinde birkaç nanometre kalınlığında sıvımsı bir film görülebiliyor.</p>

<h2>Buzun yüzeyinde “kuru” değil: Nanometrelik sıvı film</h2>

<p>Bu tabakanın oluşmasının nedeni, su moleküllerinin buzun kristal kafesine tamamen hapsolamaması. Yani buz, yalnızca “tamamen katı” bir madde gibi davranmıyor. Her ne kadar dışarıdan katı görünse de, yüzeyinde sürekli olarak çok ince bir sıvımsı tabaka taşınıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu ultra ince film bir tür moleküler yağlayıcı gibi çalışıyor. Bir cisim ya da ayakkabı tabanı buzla temas ettiğinde sürtünme katsayısı dramatik biçimde düşüyor ve kayganlık belirginleşiyor. Üstelik sürtünme sırasında oluşan ısı ve temas basıncı, bu tabakayı bir miktar daha kalınlaştırarak etkisini artırabiliyor.</p>

<h2>Ne zaman daha az kaygan olur?</h2>

<p>Kayganlığın her zaman aynı düzeyde olması da gerekmiyor. Çok daha düşük sıcaklıklarda, tabakanın inceldiği belirtiliyor. Örneğin -30°C altı koşullarda yüzeydeki sıvımsı tabaka daha zayıf hale gelebiliyor. Bu da buzun beklenenden daha az kaygan olmasına yol açabiliyor.</p>

<p>Kısacası buzun kayganlığı, yalnızca “basınç ve erime” gibi tek bir etkiye bağlanmıyor. Buzun yüzeyinde sürekli var olan bu ince sıvı film, kayganlığı mümkün kılan temel mekanizma olarak öne çıkıyor. Bu anlayış, kış sporları malzemelerinden güvenli yürüyüş yollarına kadar birçok alanda daha doğru mühendislik çözümleri geliştirmek için yol gösterici olabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.lokomotifhaber.com/buz-neden-kaygan-bilim-acikliyor-sinsi-bir-sivi-film-var</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 04:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://lokomotifhabercom.teimg.com/crop/1280x720/lokomotifhaber-com/uploads/2026/06/buz-neden-kaygan-bilim-acikliyor-sinsi-bir-sivi-film-var.jpg" type="image/jpeg" length="58102"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Soğuyan yemeğin kokusu neden azalır? Termodinamik açıklıyor]]></title>
      <link>https://www.lokomotifhaber.com/soguyan-yemegin-kokusu-neden-azalir-termodinamik-acikliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.lokomotifhaber.com/soguyan-yemegin-kokusu-neden-azalir-termodinamik-acikliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yemeği ocaktan indirdiğiniz anda koku da giderek zayıflar. Bilim, kokunun “yok olmadığını” ancak havaya karışma hızının düştüğünü söylüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yemek sıcakken mutfağı saran o iştah açıcı aroma, bir süre sonra yerini daha silik bir kokuya bırakır. “Koku gitti” hissi yaygındır; ancak bilimsel açıklama, kokunun ortadan kaybolmasından çok, yayılma biçiminin değiştiği gerçeğine dayanıyor. Termodinamik süreçler, soğuyan yiyeceklerde uçucu aromaların havaya karışma hızının düştüğünü anlatıyor.</p>

<h2>Koku molekülleri yok olmuyor</h2>

<p>Çoğu kişi soğuyan yemeğin kokusunun tamamen kaybolduğunu düşünür. Oysa literatürde bu durum, kokunun kaybolması gibi algılansa da koku moleküllerinin “gerçekten yok olmadığı” yaklaşımıyla ele alınıyor. Yemek sıcakken aromalar daha hızlı yayılırken, ocak kapatılıp yemek soğumaya başladığında, havaya kaçış hızları belirgin şekilde azalıyor.</p>

<p>Bu nedenle zaman geçtikçe aynı koku yoğunluğu yakalanamaz. Çünkü yeni aroma molekülleri sentezlenmediği gibi, var olan uçucu bileşiklerin havaya geçişi de yavaşlıyor. Sonuç; kokunun daha az hissedilmesi.</p>

<h2>Soğukta yayılma hızı düşüyor</h2>

<p>Yemek pişerken ocak ısısı, aromaların daha kolay buharlaşmasını ve ortama karışmasını sağlar. Isı çekildikçe moleküllerin hareketliliği azalır; bu da koku taneciklerinin havada “dağılıp” çoğalmasını zorlaştırır. Yani mutfağa yayılan koku, bir anda bitmekten ziyade giderek zayıflar ve algı eşiğinin altına iner.</p>

<p>Bilimsel çerçevede “termodinamik koku kaybı” olarak da anılan bu mekanizma, günlük yaşamda sık görülen bir soruya net bir yanıt veriyor: Soğutma sonrası aroma neden azalır? Çünkü koku molekülleri yok edilmez; sadece yayılma koşulları değişir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Yeniden ısıtınca kokunun aynı gelmemesi normal</h2>

<p>Soğuyan yemeği yeniden ısıttığınızda kokunun bir kısmı geri gelse bile ilk halindeki yoğunluğa ulaşmak kolay olmaz. Kaynakta vurgulanan yaklaşıma göre bunun nedeni, uçucu bileşiklerin bir bölümünün tekrar geri dönüşümsüz olarak kaybolmasıdır. Bu kayıp, ısıtma sonrasında eski aroma profilinin aynı şekilde oluşmasını engeller.</p>

<p>Dolayısıyla “yeniden ısıttım ama tadı/kokusu neden aynı değil?” sorusu da bu fiziksel sürece bağlanıyor. Isı geri gelse bile, ilk seferde oluşmuş bazı koku bileşikleri artık mevcut olmayabilir.</p>

<h2>Bozulma kokusu başka: Karıştırmamak gerekiyor</h2>

<p>Öte yandan kokunun azalmasını, bozulma ya da küflenme belirtileriyle karıştırmamak gerekiyor. Kaynakta belirtildiği gibi bozulma kokuları genellikle oda sıcaklığında ortaya çıkar ve “kötü” koku profili daha farklıdır. Sadece yemeğin soğumasına bağlı olarak yaşanan koku zayıflaması ise daha çok yayılma hızının düşmesiyle ilgilidir.</p>

<p>Özetle: Soğuyan yemeğin kokusu kaybolmaz; havaya karışma ve yoğun his oluşturma koşulları değişir. Bu da kokunun zamanla silikleşmesine yol açar. Yeniden ısıtma bazı aromaları geri getirebilir; ancak uçucu bileşiklerin kaybı nedeniyle ilk günkü kadar güçlü bir koku her zaman mümkün olmayabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.lokomotifhaber.com/soguyan-yemegin-kokusu-neden-azalir-termodinamik-acikliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 15:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://lokomotifhabercom.teimg.com/crop/1280x720/lokomotifhaber-com/uploads/2026/06/soguyan-yemegin-kokusu-neden-azalir-termodinamik-acikliyor.jpg" type="image/jpeg" length="50292"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şampuanı uçlara sürmek saç dökülmesini tetikleyebilir]]></title>
      <link>https://www.lokomotifhaber.com/sampuani-uclara-surmek-sac-dokulmesini-tetikleyebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.lokomotifhaber.com/sampuani-uclara-surmek-sac-dokulmesini-tetikleyebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şampuanın temel görevi saç derisini temizlemek. Uzmanlara göre ürünleri yanlış yerlere uygulamak kuruluk, kırılma ve bazı kişilerde dökülme riskini artırabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Saç bakımında yapılan küçük hatalar, zamanla saçların daha zayıf, kuru ve cansız görünmesine yol açabiliyor. Uzmanlar, özellikle şampuan ve saç kremini yanlış bölgelere uygulamanın saç derisi dengesini bozabildiğini belirtiyor. Bunun sonucu olarak kırılma, kuruluk ve bazı kişilerde dökülme sorunları daha sık görülebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle “aynı ürünü her yere aynı şekilde sürmek” gibi yaygın bir alışkanlık, beklenenden ters etki yaratabiliyor. Pratik bir kural bilmek ise çoğu zaman farkı ortaya koyuyor.</p>

<h2>Şampuan saç derisi içindir</h2>

<p>Şampuanın ilk hedefi saç derisini temizlemektir. Saç derisinde biriken yağ, kir ve kalıntıları arındırmaya yardımcı olan şampuanlar, sağlıklı bir saç yapısının korunmasına destek olur. Doğru uygulandığında saç derisi dengesi daha stabil kalır.</p>

<p>Ancak uzmanlara göre özellikle uzun, ince telli, kuru veya kabarmaya yatkın saçlarda şampuanı saç uçlarına kadar taşımak doğru bir yöntem olmayabiliyor. Saç uçları, genellikle daha eski ve en kuru bölge olduğu için fazla şampuanla temas ettiğinde doğal yağ dengesini kaybedebilir.</p>

<p>Zaman içinde bu durum kuruluk, kırılma ve mat bir görünüm gibi sonuçları beraberinde getirebilir. Ayrıca yıkama sırasında şampuanın büyük bölümü durulama esnasında zaten saç tellerine ulaşır. Bu nedenle ekstra şekilde uçlara tekrar tekrar şampuan sürmeye gerek olmadığı vurgulanıyor.</p>

<h2>Saç kremi saç tellerine uygulanır</h2>

<p>Saç kremi, şampuandan farklı bir işleve sahiptir. Görevi saç telinin dış tabakası olan kütikülü kaplamak; saçın daha yumuşak, parlak ve kolay şekil almasını sağlamaktır. Şampuanın ardından saç tellerinin dış yüzeyi daha sert hissedilebilir. Saç kremi ise bu yüzeyi nemlendirerek daha pürüzsüz bir görünüm elde edilmesine yardımcı olur.</p>

<p>Bu yüzden saç kremini doğru yerde kullanmak önemlidir: Saç kremi saç tellerine uygulanmalıdır. Buna karşılık ürünün saç derisine uygulanması bazı kişilerde istenmeyen sonuçlar doğurabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Saç derisi, kendi doğal yağ üretimine zaten sahiptir. Fazladan ürün uygulandığında yağlanma artabilir; birikim ve gözeneklerin tıkanması gibi sorunlar görülebilir. Bazı kişilerde bu tabloda kepek, saç derisi tahrişi veya kıl kökü çevresinde problemler de gündeme gelebilir.</p>

<p>Uzmanların en kolay hatırlanan yöntem olarak önerdiği kural ise net: “Şampuan saç derisine, saç kremi ise saç tellerine.” Bu basit ayrım, saç bakımında hem kuruluk ve kırılma riskini azaltmaya hem de saç derisi dengesini korumaya yardımcı olabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.lokomotifhaber.com/sampuani-uclara-surmek-sac-dokulmesini-tetikleyebilir</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 10:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://lokomotifhabercom.teimg.com/crop/1280x720/lokomotifhaber-com/uploads/2026/06/sampuani-uclara-surmek-sac-dokulmesini-tetikleyebilir-2.png" type="image/jpeg" length="56042"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[16 Haziran 2026 Süper Loto çekilişi: Büyük ikramiye ne kadar devretti?]]></title>
      <link>https://www.lokomotifhaber.com/16-haziran-2026-super-loto-cekilisi-buyuk-ikramiye-ne-kadar-devretti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.lokomotifhaber.com/16-haziran-2026-super-loto-cekilisi-buyuk-ikramiye-ne-kadar-devretti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Milli Piyango İdaresi’nin 16 Haziran Salı tarihli Süper Loto çekilişi 21.30’da yapıldı. Bu çekiliş öncesinde Süper Loto’da devredilen büyük ikramiye tutarı ise merak konusu oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Şans oyunları severlerin heyecanla beklediği Süper Loto’da 16 Haziran 2026 çekilişi geride kaldı. Çekiliş, Milli Piyango İdaresi’nin açıklamasına göre saat 21.30’da düzenlendi. Bu hafta, büyük ikramiyenin devredilen tutarıyla birlikte tüm sonuçlar da bilet sorgulama ihtiyacını artırdı.</p>

<p>Süper Loto’da her çekilişte 60 numara arasından 6 numara belirleniyor. Tahmine göre farklı ikramiye kademeleri oluşurken, “Süper Loto’da bu akşam hangi numaralar çıktı?” aramaları da çekiliş saatine kısa süre kala yükseliyor.</p>

<h2>Süper Loto 16 Haziran sonuçları saat 21.30’da açıklandı</h2>

<p>Milli Piyango İdaresi tarafından 16 Haziran Salı günü gerçekleştirilen Süper Loto çekilişi 21.30’da yapıldı. Çekilişin ardından kazanan numaralara ilişkin resmi sonuçlar, takipçiler tarafından hızla kontrol edilmeye başlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu çekilişte şansını denemek isteyenler, biletlerinde yer alan numaraları açıklanan sonuçlarla karşılaştırarak hangi ikramiye grubunda olduğunu öğreniyor. Sistem; 6, 5, 4, 3 veya 2 numarayı tutturmaya göre ödüllendirme mantığıyla ilerliyor.</p>

<h2>Bu hafta Süper Loto’da devredilen tutar 1 milyar 57 milyon 379 bin 344 TL</h2>

<p>16 Haziran çekilişi öncesinde yapılan açıklamaya göre, Süper Loto’da bu hafta devrettiği toplam tutar 1 milyar 57 milyon 379 bin 344 TL oldu. Büyük ikramiye devri, çekiliş öncesi sorgulama trafiğini de artıran başlıklardan biri olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Süper Loto’da 2, 3, 4, 5 ve 6 bilenlere farklı oranlarda ikramiye ödeniyor. Böylece tek bir sonuca bağlı kalmadan, daha fazla kişinin çeşitli kademelerde ödül şansı yakalaması sağlanıyor.</p>

<h2>Sıradaki çekiliş ne zaman? Süper Loto haftada 3 gün çekiliyor</h2>

<p>Süper Loto’da çekilişler haftada üç gün yapılıyor: Salı, Perşembe ve Pazar. Bir sonraki çekiliş 18 Haziran Perşembe günü düzenlenecek.</p>

<p>Oyun; www.millipiyangonline.com üzerinden, Milli Piyango mobil uygulamasından ya da satış noktalarından oynanabiliyor. Çekilişler, her gün belirlenen saatte internet üzerinden millipiyangoonline.com sayfasında ve Milli Piyango TV Youtube kanalında canlı olarak yayınlanıyor.</p>

<p>Seçenekler arasında Sen Seç modu bulunuyor. Bu modda 60 adet numara içerisinden 6 numaranı sen seçebilir ya da “Rastgele Tek” ve “Rastgele Çift” seçenekleriyle sistemin kolon oluşturmasını sağlayabilirsin. Sistem Oyunu modunda ise en az 7, en çok 14 numara seçilerek sistem tarafından oluşturulan tüm farklı kombinasyonlarla şans genişletiliyor.</p>

<p>Çekilişten hemen sonra, kazanan numaralar üzerinden bilet sorgulaması yapan kullanıcılar sonuçlara göre ikramiye durumlarını kontrol edebiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.lokomotifhaber.com/16-haziran-2026-super-loto-cekilisi-buyuk-ikramiye-ne-kadar-devretti</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 23:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://lokomotifhabercom.teimg.com/crop/1280x720/lokomotifhaber-com/uploads/2026/06/16-haziran-2026-super-loto-cekilisi-buyuk-ikramiye-ne-kadar-devretti.jpg" type="image/jpeg" length="87979"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gıdıklanınca neden düleriz? Beyinde savunma oyuna dönüşüyor]]></title>
      <link>https://www.lokomotifhaber.com/gidiklaninca-neden-guleriz-beyinde-savunma-oyuna-donusuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.lokomotifhaber.com/gidiklaninca-neden-guleriz-beyinde-savunma-oyuna-donusuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gıdıklanma anında sadece kahkaha atmayız; beyin olayı önce “tehdit” gibi işler, ardından gülme ile sosyal ve haz verici bir şeye çevirir. Bilim, bu sürecin hangi beyin bölgeleri üzerinden yürüdüğünü de açıklıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gıdıklanınca istemsizce gülmek, yüzyıllardır merak edilen davranışlardan biri. Peki vücudumuz neden bu kadar hızlı kahkahaya geçiyor? Nörobilim araştırmaları, gıdıklanmanın yalnızca komik bir oyun değil; aynı zamanda savunma refleksinin izlerini taşıyan bir tepki olduğunu söylüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gıdıklanma anında ortaya çıkan refleksin, özellikle hassas bölgelerle bağlantılı olduğu belirtiliyor. Koltuk altı, boyun ve karın gibi alanlar, saldırıya en açık noktalar arasında sayılıyor. Bu nedenle gıdıklanma, bu bölgelere yönelen bir uyarana karşı verilen ilkel bir karşılık olarak yorumlanıyor.</p>

<h2>Gıdıklanma: Tehdit mi, oyun mu?</h2>

<p>Bilim insanlarına göre gıdıklanma sırasında ortaya çıkan gülme eylemi, saldırgan bir durumu oyuna dönüştürme işlevi görüyor. Evrimsel psikoloji yaklaşımı, atalarımız arasında gıdıklanma oyununun yavru bireylerin ebeveynleriyle güvenli biçimde etkileşim kurmasına yardımcı olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Bu etkileşimlerin yalnızca güven inşa etmekle kalmadığı, grup içi dayanışmayı da güçlendirdiği ifade ediliyor. Yani beyin bir uyarıyı önce “dikkat” olarak algılasa da, gülme davranışıyla birlikte bunun sosyal bir oyuna bağlanması mümkün hale geliyor.</p>

<h2>Beynin hangi bölgeleri devreye giriyor?</h2>

<p>Gıdıklanma sırasında beynin nasıl çalıştığını görmek için yapılan fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) çalışmalarında, hipotalamus, amigdala ve somatosensoriyel korteks bölgelerinin yoğun şekilde aktive olduğu belirtiliyor. Bu alanların dokunma duyusunu işlemede rol aldığı; ayrıca duygusal ve otonomik tepkilerin yönetimine katkı sunduğu kaydediliyor.</p>

<p>Çalışmalarda gıdıklanma anında kalp atış hızının artması ve nefeslenmenin hızlanması gibi etkilerin görülebildiği de aktarılıyor. Buna ek olarak, gülme eyleminin devreye soktuğu ödül merkezleri olduğu anlatılıyor.</p>

<p>Ventral striatum ve orbital frontal korteks gibi bölgelerin, gıdıklanma sırasında aktif hale gelmesi dikkat çekiyor. Kaynakta yapılan değerlendirmeye göre, beyin gıdıklanmayı önce hafif bir “tehdit” olarak algılasa bile, gülme ile birlikte bu deneyim haz verici bir forma dönüşüyor.</p>

<h2>İçimizdeki “tahmin” mekanizması: Neden gıdık tutar?</h2>

<p>Bu durumun arkasında beynin duyusal tahmin mekanizması olduğu belirtiliyor. Kaynakta, beyincik (serebellum) ve ön motor korteksin kendi hareketlerimizin sonuçlarını önceden hesaplayarak somatosensoriyel kortekse sinyal gönderdiği ifade ediliyor. Böylece kendi dokunuşumuz, beklenen ve filtrelenen bir uyarı haline geliyor.</p>

<p>Başkasının dokunuşu ise tahmin edilemediği için beyin tarafından daha “öngörülemez” bir uyarı olarak işleniyor. Bu belirsizlik, kaynakta “potansiyel tehdit ya da oyun” olarak yorumlanıp gülme tepkisini tetikleyen bir mekanizma şeklinde anlatılıyor.</p>

<h2>Herkes aynı şekilde mi gıdıklanır?</h2>

<p>Gıdıklanma tepkisinin her insanda aynı olmadığını söyleyen kaynak, yaşın, bireysel farklılıkların ve kültürel etkenlerin sonucu etkileyebileceğini vurguluyor. Buna karşın gülme refleksinin neredeyse evrensel olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Gıdıklanma benzeri davranışların sadece insanlarda değil, şempanze ve goril gibi hayvanlarda da görüldüğü kaydediliyor. Hatta sıçanlar üzerinde yapılan deneylerde, gıdıklanan bireylerin ultrasonik “neşe sesleri” çıkardığı tespit edilmiş. Bu seslerin yaklaşık 50 kHz civarında olduğu ifade ediliyor.</p>

<p>Sonuç olarak bilim insanları, gıdıklanma sırasında çıkan kahkahanın beynin “bu tehlikeli değil, bu oyun” mesajını iletmesine karşılık geldiğini düşünüyor. Bu içgüdüsel tepkinin, sosyal bağ kurmaya, güven inşa etmeye ve stresin azalmasına yardım eden bir mekanizma olarak varlığını sürdürdüğü aktarılıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.lokomotifhaber.com/gidiklaninca-neden-guleriz-beyinde-savunma-oyuna-donusuyor</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 23:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://lokomotifhabercom.teimg.com/crop/1280x720/lokomotifhaber-com/uploads/2026/06/gidiklaninca-neden-guleriz-beyinde-savunma-oyuna-donusuyor.png" type="image/jpeg" length="53971"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ölümcül kansere çözüm mü bulundu? Yeni ilaç yaşam süresini ikiye katladı!]]></title>
      <link>https://www.lokomotifhaber.com/olumcul-kansere-cozum-mu-bulundu-yeni-ilac-yasam-suresini-ikiye-katladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.lokomotifhaber.com/olumcul-kansere-cozum-mu-bulundu-yeni-ilac-yasam-suresini-ikiye-katladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyanın en ölümcül kanser türlerinden biri olan pankreas kanserine karşı geliştirilen yeni bir ilaç, uluslararası klinik çalışmalarda dikkat çekici sonuçlar verdi. ASCO Kongresi’nde açıklanan verilere göre deneysel tedavi, ileri evre hastalarda yaşam süresini önemli ölçüde uzattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Pankreas kanseri tedavisinde uzun yıllardır beklenen önemli gelişmelerden biri, Amerikan Klinik Onkoloji Derneği (ASCO) Kongresi’nde paylaşılan yeni araştırma sonuçlarıyla gündeme geldi. ABD merkezli biyoteknoloji şirketi Revolution Medicines tarafından geliştirilen deneysel ilaç "daraxonrasib", ileri evre pankreas kanseri hastalarında ölüm riskini yüzde 60 oranında azaltarak dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>500 Hastalık Çalışmada Dikkat Çeken Sonuçlar</h2>

<p>Araştırma kapsamında daha önce kemoterapi görmüş ve hastalığı ilerlemeye devam eden yaklaşık 500 pankreas kanseri hastası incelendi. Çalışmada daraxonrasib kullanan hastaların ortalama yaşam süresinin 13,2 aya kadar çıktığı görüldü. Standart kemoterapi alan hastalarda ise bu sürenin 6,7 ay seviyesinde kaldığı belirtildi.</p>

<p>Uzmanlar, pankreas kanserinde bugüne kadar elde edilen en güçlü sonuçlardan biriyle karşı karşıya olunduğunu ifade ediyor.</p>

<h2>Kanser Hücrelerini Hedef Alan Yeni Mekanizma</h2>

<p>Daraxonrasib, kanser hücrelerinin büyümesini sağlayan RAS genindeki belirli mutasyonları hedefleyen yeni nesil bir tedavi yöntemi olarak geliştirildi.</p>

<p>Araştırma sonuçlarına göre ilacı kullanan hastaların yüzde 31,6'sında tümörlerde belirgin küçülme görülürken, standart tedavi uygulanan grupta bu oran yüzde 11,2 seviyesinde kaldı.</p>

<p>Ayrıca tümör büyümesinin durdurulduğu sürenin de yaklaşık iki katına çıktığı kaydedildi.</p>

<h2>Yan Etkiler Daha Yönetilebilir Bulundu</h2>

<p>Çalışmada ilacın en sık görülen yan etkileri arasında cilt döküntüsü, ağız yaraları ve ishal yer aldı. Ancak araştırmacılar bu etkilerin büyük bölümünün ilaç tedavileri ve destekleyici uygulamalarla kontrol altına alınabildiğini belirtti.</p>

<p>Deneysel ilacı kullanan hastaların yalnızca yüzde 1,2'si yan etkiler nedeniyle tedaviyi bırakırken, kemoterapi grubunda bu oran yüzde 11,2 olarak kaydedildi.</p>

<h2>Uzmanlar Temkinli İyimser</h2>

<p>Araştırmayı yürüten bilim insanları sonuçları "önemli bir dönüm noktası" olarak değerlendirirken, ilacın henüz deneysel aşamada olduğunu ve daha geniş hasta gruplarında yapılacak çalışmaların sonuçlarının beklendiğini vurguladı.</p>

<p>ABD Gıda ve İlaç Dairesi'nin (FDA) ilacı hızlandırılmış değerlendirme sürecine aldığı belirtilirken, uzmanlar bunun pankreas kanseri tedavisinde yeni bir dönemin başlangıcı olabileceğini ifade ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim, Yaşam</category>
      <guid>https://www.lokomotifhaber.com/olumcul-kansere-cozum-mu-bulundu-yeni-ilac-yasam-suresini-ikiye-katladi</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 15:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://lokomotifhabercom.teimg.com/crop/1280x720/lokomotifhaber-com/uploads/2026/06/olumcul-kansere-cozum-mu-bulundu-yeni-ilac-yasam-suresini-ikiye-katladi.png" type="image/jpeg" length="57089"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklar bahçede oynarken buldu! Toprağın altından çok nadir bir Ferrari çıktı]]></title>
      <link>https://www.lokomotifhaber.com/cocuklar-bahcede-oynarken-buldu-topragin-altindan-cok-nadir-bir-ferrari-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.lokomotifhaber.com/cocuklar-bahcede-oynarken-buldu-topragin-altindan-cok-nadir-bir-ferrari-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Los Angeles'ta iki çocuğun bahçede oyun oynarken yaptığı keşif, yıllarca konuşulan bir gizeme dönüştü. Toprağın yaklaşık bir metre altında gömülü halde bulunan Ferrari'nin sırrı, 34 yıl sonra ortaya çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>1978 yılının şubat ayında ABD'nin Los Angeles kentinde sıradan bir gün yaşanıyordu. Bahçede oynayan iki çocuk, toprağın altında sert bir cisme rastladı. İlk başta eski bir metal parçası olduğu düşünülen cisim, polis ekiplerinin yaptığı kazıyla birlikte otomobil tarihinin en sıra dışı hikâyelerinden birine dönüştü. Çünkü toprağın altında gömülü olan şey, yıllardır kayıp olarak aranan bir Ferrari'ydi.</p>

<h2>Bahçeden çıkan araç Ferrari oldu</h2>

<p>Çocukların ihbarı üzerine bölgeye gelen polis ekipleri kazı çalışması başlattı. Yapılan incelemede toprağın altında yeşil renkli bir 1974 model Ferrari Dino 246 GTS bulundu.</p>

<p>Araç yaklaşık üç yıldır kayıptı. Polis kayıtlarına göre Ferrari, 1974 yılının aralık ayında çalınmış olarak bildirilmişti. Ancak otomobilin nasıl olup da bir evin bahçesine gömüldüğü uzun süre anlaşılamadı.</p>

<h2>Hırsızlık değil, sigorta oyunu çıktı</h2>

<p>Yıllarca çözülemeyen olayın perde arkası daha sonra ortaya çıktı. Araştırmalara göre Ferrari'nin sahibi Rosendo Cruz, otomobili sigorta dolandırıcılığı amacıyla kaybettirmişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İddiaya göre araç parçalanıp yok edilmek yerine suç ortakları tarafından daha sonra çıkarılmak üzere bir bahçeye gömüldü. Plan, sigorta parasını aldıktan sonra Ferrari'yi yeniden çıkarıp parçalarını satmaktı. Ancak işler planlandığı gibi gitmedi.</p>

<h2><img alt="Çocuklar Bahçede Oynarken Buldu! Toprağın Altından Çok Nadir Bir Ferrari Çıktı" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://lokomotifhabercom.teimg.com/lokomotifhaber-com/uploads/2026/06/cocuklar-bahcede-oynarken-buldu-topragin-altindan-cok-nadir-bir-ferrari-cikti.png" width="1280" /></h2>

<h2>Ferrari'yi gömenler geri dönemedi</h2>

<p>Soruşturmalarda ortaya çıkan bilgilere göre aracı gömen kişiler Ferrari'yi daha sonra almak için üzerini plastik örtüler, halılar ve çeşitli koruyucu malzemelerle kapattı.</p>

<p>Ancak otomobili gömdükleri yeri ya unuttular ya da geri dönemediler. Böylece milyonlarca liralık spor otomobil yıllarca toprağın altında kaldı.</p>

<h2>Hurda olması bekleniyordu ama çalıştı</h2>

<h3>Ferrari'nin yeni sahibi de ortaya çıktı</h3>

<p>Topraktan çıkarılan Ferrari'nin ilk sahibine geri verilmediği ortaya çıktı. Araç çalındıktan sonra sigorta şirketi tarafından zarar karşılandığı için otomobilin mülkiyeti sigorta şirketine geçti.</p>

<p>Bahçeden çıkarılmasının ardından kapsamlı incelemelerden geçirilen Ferrari, daha sonra sigorta şirketi tarafından açık artırmaya çıkarıldı. Dünyanın en ilginç otomobillerinden biri haline gelen araç, Kaliforniyalı iş insanı Brad Howard tarafından satın alındı.</p>

<p>Howard, yıllarca toprağın altında kalan Ferrari'yi yeniden eski günlerine döndürmek için Ferrari uzmanı Giuseppe Cappalonga ile çalıştı. Gerçekleştirilen restorasyonun ardından efsane otomobil yeniden çalışır hale getirildi.</p>

<p>Yeni sahibi, aracın sıra dışı hikâyesine gönderme yapmak için Ferrari'ye "DUG UP" (Kazılıp Çıkarıldı) yazılı özel bir plaka da taktırdı. Böylece yıllarca toprağın altında kalan Ferrari, klasik otomobil dünyasının en ünlü araçlarından biri haline geldi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Otomobil, Yaşam</category>
      <guid>https://www.lokomotifhaber.com/cocuklar-bahcede-oynarken-buldu-topragin-altindan-cok-nadir-bir-ferrari-cikti</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 22:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://lokomotifhabercom.teimg.com/crop/1280x720/lokomotifhaber-com/uploads/2026/06/cocuklar-bahcede-oynarken-buldu-topragin-altindan-cok-nadir-bir-ferrari-cikti-1.png" type="image/jpeg" length="69256"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[TOKİ 20 bin konutu kurasız satışa çıkarıyor! İlk başvuran alacak, tarih belli oldu]]></title>
      <link>https://www.lokomotifhaber.com/toki-20-bin-konutu-kurasiz-satisa-cikariyor-ilk-basvuran-alacak-tarih-belli-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.lokomotifhaber.com/toki-20-bin-konutu-kurasiz-satisa-cikariyor-ilk-basvuran-alacak-tarih-belli-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ev sahibi olmak isteyen milyonları ilgilendiren TOKİ kampanyasının detayları netleşti. 64 ilde yaklaşık 20 bin konut kura olmadan satışa sunulacak. Başvurular 15 Haziran’da başlarken, konutlar öncelik sırasına göre sahiplerini bulacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Artan konut fiyatları ve yükselen kira maliyetleri nedeniyle vatandaşın gözü bir süredir sosyal konut projelerine çevrilmişti. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından duyurulan yeni TOKİ kampanyasında, Türkiye genelindeki binlerce konut için açık satış yöntemi uygulanacak. Bu kez kura sistemi devre dışı kalırken, başvuru yapan ilk kişiler öncelikli hak sahibi olacak.</p>

<h2>64 ilde yaklaşık 20 bin konut satışa çıkacak</h2>

<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum tarafından duyurulan kampanya kapsamında, TOKİ’nin yapımı tamamlanan ya da tamamlanma aşamasındaki yaklaşık 20 bin konutu satışa çıkarılacak.</p>

<p>64 farklı ilde hayata geçirilecek açık satış kampanyasında 2+1 ve 3+1 daire seçenekleri yer alacak. Satış sürecinin 15 Haziran’da başlaması, başvuruların ise 17 Temmuz’a kadar devam etmesi planlanıyor.</p>

<h2>Bu kez kura yok: İlk başvuran öncelikli olacak</h2>

<p>TOKİ’nin yeni kampanyasında dikkat çeken en önemli detay, kura sisteminin uygulanmayacak olması oldu.</p>

<p>Konutlar, banka üzerinden başvurusunu ilk tamamlayan kişilere öncelik verilerek satılacak. Böylece geleneksel kura çekilişi yerine “başvuru sırası” esas alınacak.</p>

<p>Başvurular, T.C. Ziraat Bankası ve Halkbank şubeleri üzerinden gerçekleştirilecek.</p>

<h2>Başvuru şartları açıklandı</h2>

<p>Kampanyadan yararlanmak isteyenlerin bazı temel şartları taşıması gerekiyor. Başvuru yapacak kişilerin:</p>

<ul>
 <li>
 <p>18 yaşını doldurmuş olması,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kendisi veya eşinin üzerine kayıtlı konut bulunmaması,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Daha önce TOKİ’den konut satın almamış olması gerekiyor.</p>
 </li>
</ul>

<p>Öte yandan belirli bir şehirde ikamet şartı aranmayacak. Vatandaşlar, diledikleri şehirdeki projelere başvuru yapabilecek. Satın alınan konutta oturma zorunluluğu da bulunmayacak.</p>

<h2>Üç farklı ödeme modeli sunulacak</h2>

<p>TOKİ kampanyasında alıcılara üç farklı ödeme seçeneği sunulacak.</p>

<p>İlk modelde, konut bedelinin tamamını peşin ödeyenlere yüzde 25 indirim uygulanacak.</p>

<p>İkinci modelde ise ev fiyatının yüzde 50’si peşin ödenecek, kalan tutar için 72 aya kadar taksit imkanı sağlanacak. Bu yöntemi tercih eden vatandaşlara yüzde 8 indirim yapılacak.</p>

<p>Üçüncü ödeme planında ise peşinatın yarısı sözleşme aşamasında, diğer yarısı 12 ay sonra tahsil edilecek. İlk yıl taksit ödemesi alınmayacak, kalan borç için ise 60 aya kadar vade uygulanacak. Ancak bu seçenekte indirim fırsatı sunulmayacak.</p>

<h2>Başvurular ne zaman başlayacak?</h2>

<p>TOKİ’nin 2026 açık satış kampanyası için başvurular 15 Haziran’da başlayacak ve 17 Temmuz’a kadar devam edecek. Kampanyaya ilişkin proje bazlı detayların ve satış listelerinin önümüzdeki günlerde paylaşılması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.lokomotifhaber.com/toki-20-bin-konutu-kurasiz-satisa-cikariyor-ilk-basvuran-alacak-tarih-belli-oldu</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 11:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://lokomotifhabercom.teimg.com/crop/1280x720/lokomotifhaber-com/uploads/2026/06/toki-20-bin-konutu-kurasiz-satisa-cikariyor-ilk-basvuran-alacak-tarih-belli-oldu.png" type="image/jpeg" length="97914"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Anne babalar dikkat! LGS sabahı yapılan bu hata dikkati dağıtıyor!]]></title>
      <link>https://www.lokomotifhaber.com/anne-babalar-dikkat-lgs-sabahi-yapilan-bu-hata-dikkati-dagitiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.lokomotifhaber.com/anne-babalar-dikkat-lgs-sabahi-yapilan-bu-hata-dikkati-dagitiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[LGS öncesi öğrenci ve velilere önemli uyarılarda bulunan uzmanlar, sınav sabahında yapılacak yanlış beslenmenin dikkat kaybına yol açabileceğini belirtti. Prof. Dr. Nevra Koç, kahvaltının ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayarak enerji içecekleri ve ani beslenme değişikliklerine karşı uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Milyonlarca öğrencinin geleceğini şekillendirecek Liselere Geçiş Sistemi kapsamındaki merkezi sınav öncesinde uzmanlardan dikkat çeken tavsiyeler geldi. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Nevra Koç, sınav öncesindeki beslenme düzeninin dikkat, odaklanma ve zihinsel performans üzerinde doğrudan etkili olduğunu belirterek özellikle sınav sabahı yapılacak kahvaltının önemine işaret etti.</p>

<h2>Kahvaltıyı atlamak dikkat kaybına yol açabiliyor</h2>

<p>Prof. Dr. Nevra Koç, sınav sabahı kahvaltının ihmal edilmesinin kan şekeri dengesini bozabileceğini ve bunun dikkat dağınıklığına neden olabileceğini söyledi.</p>

<p>Koç, uzun süre aç kalmanın zihinsel yorgunluk ve motivasyon düşüklüğünü artırabileceğini belirterek, kahvaltı yapan öğrencilerin özellikle dikkat gerektiren testlerde daha başarılı sonuçlar alabildiğini ifade etti.</p>

<h2></h2>

<h2>Sınav sabahı ne yenmeli?</h2>

<p>Uzmanlara göre sınav sabahı yapılacak kahvaltının dengeli ve mideyi yormayan besinlerden oluşması gerekiyor. Yumurta, peynir, süt veya yoğurt, tam tahıllı ekmek ve ceviz, badem, fındık gibi kuruyemişlerin dikkat ve odaklanmayı destekleyen besinler arasında yer aldığı belirtiliyor.</p>

<p>İştahsızlık yaşayan öğrenciler için ise ağır bir kahvaltı yerine muz, süt, kefir, yoğurt ve meyve gibi hafif alternatifler öneriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Enerji içeceği ve şekerli gıdalara dikkat</h2>

<p>Nevra Koç, sınav öncesinde enerji içecekleri ve yoğun şeker içeren ürünlerden uzak durulması gerektiğini de vurguladı.</p>

<p>Uzmanlara göre bu ürünler kısa süreli enerji hissi verse de kan şekerinde ani dalgalanmalara neden olarak dikkat kaybı ve kaygı seviyesinde artış yaratabiliyor. Özellikle yüksek kafein içeren içeceklerin öğrencilerde stres düzeyini yükseltebileceği belirtiliyor.</p>

<h2>Son gün yeni besin denemeyin</h2>

<p>Uzmanlar, sınavdan önceki günlerde ani diyet değişikliklerinden kaçınılması gerektiğini belirtiyor. Sindirimi zor, aşırı yağlı ve baharatlı yiyeceklerin uyku düzenini bozabileceğine dikkat çekilirken, öğrencilerin alışık oldukları beslenme düzenini koruması öneriliyor.</p>

<p>Öte yandan yeterli su tüketiminin de sınav performansı açısından önemli olduğu vurgulanırken, ailelere çocuklar üzerinde baskı oluşturmamaları ve sınav sürecini stres unsuruna dönüştürmemeleri çağrısı yapıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Yaşam</category>
      <guid>https://www.lokomotifhaber.com/anne-babalar-dikkat-lgs-sabahi-yapilan-bu-hata-dikkati-dagitiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 16:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://lokomotifhabercom.teimg.com/crop/1280x720/lokomotifhaber-com/uploads/2026/06/anne-babalar-dikkat-lgs-sabahi-yapilan-bu-hata-dikkati-dagitiyor.png" type="image/jpeg" length="99989"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Meteoroloji’den sıcak hava uyarısı! Termometreler mevsim normallerinin üstüne çıkacak]]></title>
      <link>https://www.lokomotifhaber.com/meteorolojiden-sicak-hava-uyarisi-termometreler-mevsim-normallerinin-ustune-cikacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.lokomotifhaber.com/meteorolojiden-sicak-hava-uyarisi-termometreler-mevsim-normallerinin-ustune-cikacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Meteoroloji Genel Müdürlüğü, yurt genelinde hava sıcaklıklarının artacağı uyarısında bulundu. Güney ve doğu kesimlerde sıcaklıkların mevsim normallerinde seyretmesi beklenirken, diğer bölgelerde termometrelerin 3 ila 5 derece daha yüksek değerleri göstermesi öngörülüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Meteoroloji Genel Müdürlüğü, 6 Haziran’a ilişkin hava durumu değerlendirmesini paylaştı. Yapılan açıklamada, birçok bölgede hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerine çıkacağı belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Sıcaklıklar 3 ila 5 derece artacak</h2>

<p>Meteoroloji’nin değerlendirmesine göre, Türkiye’nin güney ve doğu kesimlerinde hava sıcaklıkları mevsim normalleri civarında seyredecek. Ancak ülkenin büyük bölümünde sıcaklıkların normallerin 3 ila 5 derece üzerine çıkması bekleniyor.</p>

<p>Özellikle iç ve batı bölgelerde hissedilen sıcaklığın daha yüksek olabileceği ifade edilirken, uzmanlar günün en sıcak saatlerine dikkat çekti.</p>

<h2>Uzmanlardan öğle saatleri uyarısı</h2>

<p>Yetkililer, sıcak hava dalgasının etkili olacağı bölgelerde vatandaşların özellikle öğle saatlerinde uzun süre güneş altında kalmaması gerektiğini belirtiyor. Yüksek sıcaklıkların başta yaşlılar, çocuklar ve kronik rahatsızlığı bulunanlar için risk oluşturabileceği vurgulanıyor.</p>

<h2>Hafta sonu etkisini sürdürecek</h2>

<p>Meteoroloji verilerine göre sıcak hava etkisinin hafta sonu boyunca devam etmesi bekleniyor. Uzmanlar, açık alanlarda bulunacak vatandaşların bol sıvı tüketmesi ve güneşin yoğun hissedildiği saatlerde tedbirli olması gerektiğini ifade ediyor.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.lokomotifhaber.com/meteorolojiden-sicak-hava-uyarisi-termometreler-mevsim-normallerinin-ustune-cikacak</guid>
      <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 14:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://lokomotifhabercom.teimg.com/crop/1280x720/lokomotifhaber-com/uploads/2026/06/benzinde-gece-yarisi-indirimi-tabela-degisti-iste-6-haziran-guncel-akaryakit-fiyatlari-1.png" type="image/jpeg" length="59490"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doğum kilolarına meydan okudu! 110 kilodan 87 kiloya düşen annenin değişimi gündem oldu]]></title>
      <link>https://www.lokomotifhaber.com/dogum-kilolarina-meydan-okudu-110-kilodan-87-kiloya-dusen-annenin-degisimi-gundem-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.lokomotifhaber.com/dogum-kilolarina-meydan-okudu-110-kilodan-87-kiloya-dusen-annenin-degisimi-gundem-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doğum sonrası aldığı kilolarla mücadele eden bir içerik üreticisinin 110 kilodan 87 kiloya uzanan değişim hikâyesi sosyal medyada büyük ilgi gördü. Paylaşılan görüntülerde annenin azmi ve fiziksel dönüşümü dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Doğum sonrası dönem, birçok anne için hem fiziksel hem de psikolojik açıdan zorlu bir süreci beraberinde getiriyor. Hamilelikte alınan kiloları vermek isteyen kadınlar çoğu zaman hızlı sonuç alma isteğiyle hareket etse de uzmanlar, bu dönemde bilinçsiz diyetlerin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor. Son olarak bir içerik üreticisinin doğum sonrası verdiği kilo ve yaşadığı değişim sosyal medyada gündem oldu.</p>

<h2>110 kilodan 87 kiloya düştü</h2>

<p>Paylaşılan videoda, doğum sonrası aldığı kilolar nedeniyle değişim sürecine başlayan annenin kararlılığı dikkat çekti.</p>

<p>Düzenli beslenme ve istikrarlı bir yaşam planı izlediğini aktaran içerik üreticisinin, süreç sonunda 110 kilodan 87 kiloya düştüğü görüldü. Fiziksel dönüşümünü paylaşan annenin görüntüleri kısa sürede çok sayıda kullanıcı tarafından izlendi.</p>

<div><iframe allow="accelerometer *; clipboard-write *; encrypted-media *; gyroscope *; picture-in-picture *; web-share *;" allowfullscreen="" referrerpolicy="strict-origin" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" scrolling="no" src="https://www.youtube.com/embed/gqTE0AnQNBs?rel=0"></iframe></div>

<h2>Sosyal medyada ilham oldu</h2>

<p>Kilo verme sürecine ilişkin görüntüler sosyal medya kullanıcılarından yoğun ilgi gördü.</p>

<p>Birçok kullanıcı annenin değişimini “ilham verici” ve “motivasyon kaynağı” olarak yorumlarken, özellikle doğum sonrası kilo problemi yaşayan kadınlar paylaşımı dikkatle takip etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Uzmanlar hızlı kilo vermeye karşı uyarıyor</h2>

<p>Uzmanlar ise doğum sonrası dönemde aceleci davranılmaması gerektiğine dikkat çekiyor. Özellikle emzirme sürecindeki annelerin şok diyetlerden uzak durması, dengeli beslenmesi ve yeterli sıvı tüketmesi gerektiği belirtiliyor.</p>

<p>Emzirmenin günlük yaklaşık 400 ila 500 kalori harcattığını belirten uzmanlar, sağlıklı kilo kaybı için protein ağırlıklı beslenmenin ve rafine şekerden uzak durmanın önemine vurgu yapıyor.</p>

<h2>“Bu bir yarış değil”</h2>

<p>Uzmanlara göre doğum sonrası kilo verme süreci kısa vadeli bir hedef değil, uzun soluklu bir yaşam düzeni gerektiriyor.</p>

<p>Kalıcı sonuç için uzman desteğiyle ilerlenmesi gerektiğini belirten uzmanlar, annelerin kendi bedenlerine zaman tanımasının hem fiziksel hem de ruhsal sağlık açısından önemli olduğunun altını çiziyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.lokomotifhaber.com/dogum-kilolarina-meydan-okudu-110-kilodan-87-kiloya-dusen-annenin-degisimi-gundem-oldu</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 18:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://lokomotifhabercom.teimg.com/crop/1280x720/lokomotifhaber-com/uploads/2026/06/dogum-kilolarina-meydan-okudu-110-kilodan-87-kiloya-dusen-annenin-degisimi-gundem-oldu.jpg" type="image/jpeg" length="79126"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Elektrik panosuna sıkıştı! Yavru sansar itfaiye ekiplerince kurtarıldı]]></title>
      <link>https://www.lokomotifhaber.com/elektrik-panosuna-sikisti-yavru-sansar-itfaiye-ekiplerince-kurtarildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.lokomotifhaber.com/elektrik-panosuna-sikisti-yavru-sansar-itfaiye-ekiplerince-kurtarildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adana’da bir apartmanın bodrum katındaki elektrik panosuna giren yavru sansar paniğe neden oldu. İtfaiye ekiplerinin özel aparatlarla çıkardığı sansar, sağlık kontrolünün ardından yeniden doğaya bırakıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Adana’nın Seyhan ilçesinde bir apartmanın bodrum katından gelen sesler bina sakinlerini harekete geçirdi. Elektrik panosundan gelen sesi kontrol eden vatandaşlar, panonun içinde sıkışmış bir yavru sansarla karşılaşınca durumu itfaiye ekiplerine bildirdi.</p>

<h2>Elektrik panosundan sansar çıktı</h2>

<p>Olay, Seyhan ilçesine bağlı Pınar Mahallesi’nde meydana geldi. Apartmanın bodrum katında bulunan elektrik panosundan gelen sesler üzerine bölge sakinleri kontrol sağladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Panonun içerisindeki malzemelerin arasına giren yavru sansarı fark eden vatandaşlar, olası bir tehlikeye karşı durumu ekiplere haber verdi.</p>

<blockquote class="instagram-media" data-instgrm-permalink="https://www.instagram.com/reel/DZHlkTfv_r_/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" data-instgrm-version="14">
<div>
<div>
<div style="background-color:#f4f4f4; margin-right:14px"></div>

<div>
<div style="background-color:#f4f4f4"></div>

<div style="background-color:#f4f4f4"></div>
</div>
</div>

<div></div>

<div style="margin-left:auto; margin-right:auto"></div>

<div>
<div style="color:#3897f0"><a href="https://www.instagram.com/reel/DZHlkTfv_r_/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" rel="nofollow" style="text-align:center" target="_blank">Bu gönderiyi Instagram'da gör</a></div>
</div>

<div></div>

<div>
<div>
<div style="background-color:#f4f4f4"></div>

<div style="background-color:#f4f4f4; margin-left:2px; margin-right:14px"></div>

<div style="background-color:#f4f4f4"></div>
</div>

<div style="margin-left:8px">
<div style="background-color:#f4f4f4"></div>

<div></div>
</div>

<div style="margin-left:auto">
<div></div>

<div style="background-color:#f4f4f4"></div>

<div></div>
</div>
</div>

<div>
<div style="background-color:#f4f4f4"></div>

<div style="background-color:#f4f4f4"></div>
</div>

<p style="color:#c9c8cd; text-align:center"><a href="https://www.instagram.com/reel/DZHlkTfv_r_/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" rel="nofollow" style="color:#c9c8cd" target="_blank">Lokomotif Haber (@lokomotifhabercom)'in paylaştığı bir gönderi</a></p>
</div>
</blockquote>
<script async src="//www.instagram.com/embed.js"></script>

<h2>Özel aparatlarla çıkarıldı</h2>

<p>İhbar üzerine olay yerine gelen itfaiye ekipleri, elektrik panosunda sıkışan sansarı zarar vermeden kurtarmak için çalışma başlattı.</p>

<p>Ekiplerin dikkatli müdahalesi sonrası yavru sansar özel aparatlarla bulunduğu yerden çıkarıldı.</p>

<h2>Yeniden doğal yaşam alanına bırakıldı</h2>

<p>Sağlık durumunun iyi olduğu belirlenen yavru sansar, ekiplerin kontrolünün ardından yeniden doğal yaşam alanına bırakıldı. O anlar bina sakinlerinde kısa süreli paniğe neden olurken, sansarın zarar görmeden kurtarılması rahat nefes aldırdı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.lokomotifhaber.com/elektrik-panosuna-sikisti-yavru-sansar-itfaiye-ekiplerince-kurtarildi</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 15:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://lokomotifhabercom.teimg.com/crop/1280x720/lokomotifhaber-com/uploads/2026/06/elektrik-panosuna-sikisti-yavru-sansar-itfaiye-ekiplerince-kurtarildi-1.png" type="image/jpeg" length="66628"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[3 yıl açık kalan pencere evi felakete çevirdi! Döndüğünde karşılaştığı manzara şoke etti]]></title>
      <link>https://www.lokomotifhaber.com/3-yil-acik-kalan-pencere-evi-felakete-cevirdi-dondugunde-karsilastigi-manzara-soke-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.lokomotifhaber.com/3-yil-acik-kalan-pencere-evi-felakete-cevirdi-dondugunde-karsilastigi-manzara-soke-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rusya’nın Vorkuta kentinde üç yıl boyunca kontrol edilmeyen bir dairenin, açık bırakılan bir pencere nedeniyle güvercinlerin yaşam alanına dönüşmesi sosyal medyada gündem oldu. Evine dönen kişi, tamamen kullanılamaz hale gelen dairesiyle karşılaşırken, yüksek temizlik maliyeti ve sağlık riskleri dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Rusya’nın Vorkuta kentinde yaşanan olay, sosyal medyada büyük yankı uyandırdı. Çalışmak için Sibirya’ya giden bir adamın evinin penceresini açık unutması, yıllar sonra geri döndüğünde büyük bir felakete dönüştü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Adamın 3 yıl boyunca kontrol etmediği dairesi, güvercinlerin tamamen yerleştiği bir alana dönüşürken evin içi adeta kullanılamaz hale geldi.</p>

<h2>Ev güvercinlerin yuvasına döndü</h2>

<p>İddiaya göre, evden ayrılırken pencerelerden birini kapatmayı unutan adamın dairesi zamanla güvercinlerin giriş çıkış yaptığı bir alana dönüştü. Yıllar içinde kuşlar yalnızca eve girmekle kalmadı, içeride yuva kurarak yaşam alanı haline getirdi.</p>

<p>Eve geri dönen adam ise gördüğü manzara karşısında büyük şok yaşadı. Mobilyaların üzerinde yüzlerce güvercin, zemin ve eşyalar üzerinde ise yoğun tüy ve dışkı birikimi olduğu görüldü.</p>

<h2>Temizlik maliyeti evin değerine yaklaştı</h2>

<p>Uzmanlara göre dairenin tamamen temizlenmesi ve yeniden yaşanabilir hale getirilmesi için ciddi bir restorasyon gerekiyor. Tahmini maliyetin 1,5 ila 2 milyon ruble arasında olduğu, bu rakamın evin değerine oldukça yakın olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Sadece temizlik değil, sağlık riski de büyük endişe yaratıyor. Güvercinlerin taşıyabileceği hastalıklar nedeniyle evin özel kimyasallarla detaylı şekilde dezenfekte edilmesi gerektiği ifade ediliyor.</p>

<p>Küçük bir ihmalin yıllar içinde nasıl büyük bir felakete dönüşebileceğini gösteren olay, sosyal medyada “tek bir açık pencerenin bedeli” yorumlarıyla gündem oldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.lokomotifhaber.com/3-yil-acik-kalan-pencere-evi-felakete-cevirdi-dondugunde-karsilastigi-manzara-soke-etti</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 22:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://lokomotifhabercom.teimg.com/crop/1280x720/lokomotifhaber-com/uploads/2026/06/3-yil-acik-kalan-pencere-evi-felakete-cevirdi-dondugunde-karsilastigi-manzara-soke-etti.jpg" type="image/jpeg" length="78790"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yılda sadece 10 gün üretiliyor: Araban Ovası’nın altın ürünü Orta Doğu’ya akıyor]]></title>
      <link>https://www.lokomotifhaber.com/yilda-sadece-10-gun-uretiliyor-araban-ovasinin-altin-urunu-orta-doguya-akiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.lokomotifhaber.com/yilda-sadece-10-gun-uretiliyor-araban-ovasinin-altin-urunu-orta-doguya-akiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gaziantep’in Araban Ovası’nda yılın yalnızca 10 gününde yapılan firik üretimi başladı. Geleneksel yöntemlerle hazırlanan ürün, hem Türkiye’de hem de özellikle Orta Doğu ülkelerinde yoğun talep görüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gaziantep’in Araban Ovası’nda, yılın yalnızca çok kısa bir döneminde üretilen geleneksel firik için hasat sezonu başladı. Kendine özgü aroması ve zahmetli üretim süreciyle bilinen firik, hem iç piyasada hem de özellikle Orta Doğu ülkelerinde yoğun talep görüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Kısa ama yoğun bir üretim dönemi</h2>

<p>İlkbaharın son günlerine denk gelen bu dönemde, henüz yeşil haldeki makarnalık sert buğday başakları özenle hasat edilerek firik üretimi için sürece alınıyor. Üretim dönemi oldukça kısa sürerken, bu süreç bölge çiftçisi için yılın en önemli ekonomik dönemlerinden biri olarak kabul ediliyor.</p>

<h2>Geleneksel yöntemle is ve ateşle olgunlaştırılıyor</h2>

<p>Hasat edilen başaklar önce kısa süreli bir kurutma aşamasından geçiriliyor. Ardından geleneksel yöntemle, sap kısmı kontrollü şekilde yakılarak başakların içindeki tanelerin is ve ateşle olgunlaşması sağlanıyor. Bu yöntem, firiğe kendine özgü aromatik tadını kazandıran en önemli aşama olarak biliniyor.</p>

<h2>Paketleme süreci Gaziantep’te tamamlanıyor</h2>

<p>İşlemin ardından ürünler harmanlanarak taneler ayrılıyor ve temizlenmek üzere Gaziantep’teki tesislere gönderiliyor. Burada yapılan son ayıklama ve paketleme işlemlerinin ardından firik, iç piyasa ve ihracat için hazır hale getiriliyor.</p>

<h2>Orta Doğu ülkelerine yoğun ihracat</h2>

<p>Özellikle Orta Doğu ülkelerinden gelen talep dikkat çekerken, firik bölgesel mutfak kültüründe önemli bir yer tutmaya devam ediyor. Araban Ziraat Odası yetkilileri ise firik üretiminin zahmetli ve ustalık gerektiren bir süreç olduğunu vurgulayarak, her üreticinin bu işi yapamadığını belirtiyor.</p>

<p>Yılda yalnızca birkaç gün süren üretim, Gaziantep mutfağının coğrafi işaretli değerleri arasında yer alırken, firik pilavı da bu özel ürünün en yaygın kullanım alanı olarak öne çıkıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.lokomotifhaber.com/yilda-sadece-10-gun-uretiliyor-araban-ovasinin-altin-urunu-orta-doguya-akiyor</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 20:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://lokomotifhabercom.teimg.com/crop/1280x720/lokomotifhaber-com/uploads/2026/05/yilda-sadece-10-gun-uretiliyor-araban-ovasinin-altin-urunu-orta-doguya-akiyor.jpg" type="image/jpeg" length="66863"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uçuş görevlileri kalkışta neden ellerinin üzerine oturur? Güvenlik sırrı ortaya çıktı]]></title>
      <link>https://www.lokomotifhaber.com/ucus-gorevlileri-kalkista-neden-ellerinin-uzerine-oturur-guvenlik-sirri-ortaya-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.lokomotifhaber.com/ucus-gorevlileri-kalkista-neden-ellerinin-uzerine-oturur-guvenlik-sirri-ortaya-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kalkış ve iniş gibi uçuşun en kritik anlarında kabin ekibinin aldığı “ellerin üzerinde oturma” pozisyonunun aslında güvenlik protokolünün bir parçası olduğu belirtiliyor. Uzmanlara göre bu duruş, olası sarsıntılarda yaralanma riskini azaltırken ekibin acil durumlara zihinsel olarak hazır kalmasını sağlıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uçak yolculuklarında yolcuların çoğu kalkış öncesi güvenlik anonsuna odaklanır. Ancak kabin ekibinin de aynı sırada kendi güvenlik hazırlıkları vardır. Uçuş görevlileri kalkış ve iniş sırasında genellikle dik oturur, ayaklarını yere sabitler ve ellerini bacaklarının altına ya da dizlerinin üzerine yerleştirir. İlk bakışta garip görünen bu duruş, aslında güvenlik protokolünün bir parçasıdır.</p>

<h2>Kalkış ve iniş uçuşun en kritik anlarıdır</h2>

<p>Uçuş görevlilerinin kalkışta ellerinin üzerine oturmasının temel nedeni güvenliktir. Kalkış ve iniş, uçuşun en dikkat gerektiren bölümleri arasında yer alır. Bu sırada beklenmedik türbülans, ani frenleme, sert hareket ya da acil durum ihtimali düşük de olsa tamamen göz ardı edilmez.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kabin ekibinin ellerini sabit bir pozisyonda tutması, olası ani hareketlerde vücudun daha dengeli kalmasına yardımcı olur. Eller bacakların altında ya da dizlerin üzerinde sabit durduğunda, görevlinin vücudu koltukta daha kontrollü kalır. Böylece beklenmedik bir sarsıntı yaşanırsa yaralanma riski azalır.</p>

<h2><img alt="Uçuş Görevlileri Kalkışta Neden Ellerinin Üzerine Oturur? Güvenlik Sırrı Ortaya Çıktı2" class="detail-photo img-fluid" height="438" src="https://lokomotifhabercom.teimg.com/lokomotifhaber-com/uploads/2026/05/ucus-gorevlileri-kalkista-neden-ellerinin-uzerine-oturur-guvenlik-sirri-ortaya-cikti2.jpg" width="780" /></h2>

<h2>Kabin ekibi acil duruma hazır bekler</h2>

<p>Oturuş yalnızca fiziksel güvenlik için değil, zihinsel hazırlık için de önemlidir. Uçuş görevlileri kalkış ve iniş sırasında dik oturarak kabini gözlemlemeye devam eder. Aynı zamanda olası bir tahliye ya da acil durum senaryosunu zihinsel olarak tekrar ederler.</p>

<p>Kabin ekibinden birinin yaralanması, acil durumda uçağın güvenliği açısından ciddi bir sorun yaratabilir. Çünkü uçuş görevlileri yolcuları yönlendirmek, kapıları kontrol etmek, tahliye sürecini yönetmek ve panik anında düzeni sağlamak üzere eğitim alır.</p>

<h2>Her hava yolunda duruş farklı olabilir</h2>

<p>Uçuş görevlilerinin kalkış ve iniş sırasında aldığı pozisyon, hava yolu şirketine ve uçak tipine göre değişebilir. Bazı ekipler ellerini bacaklarının altına koyarken, bazıları avuç içlerini dizlerinin üzerine yerleştirir. Bazı uçaklarda oturma düzeni ve jump seat konumu nedeniyle pozisyon farklılaşabilir.</p>

<p>Ancak temel amaç değişmez. Kabin ekibi bu duruşla vücudunu sabitler, dikkatini kabinde tutar ve olası acil durumlara karşı hazırlıklı bekler.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.lokomotifhaber.com/ucus-gorevlileri-kalkista-neden-ellerinin-uzerine-oturur-guvenlik-sirri-ortaya-cikti</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 20:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://lokomotifhabercom.teimg.com/crop/1280x720/lokomotifhaber-com/uploads/2026/05/ucus-gorevlileri-kalkista-neden-ellerinin-uzerine-oturur-guvenlik-sirri-ortaya-cikti1.png" type="image/jpeg" length="13904"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Tosbağa” dedi, tazminata mahkûm oldu! Yargıtay’dan emsal karar]]></title>
      <link>https://www.lokomotifhaber.com/tosbaga-dedi-tazminata-mahkum-oldu-yargitaydan-emsal-karar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.lokomotifhaber.com/tosbaga-dedi-tazminata-mahkum-oldu-yargitaydan-emsal-karar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Boşanma davasında eşine “tosbağa” ve “kedi” diyen erkek, Yargıtay tarafından ağır kusurlu bulundu. Mahkeme, kadına toplam 200 bin TL tazminat ödenmesine hükmetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yargıtay’a taşınan bir boşanma davasında dikkat çeken bir karar çıktı. Eşine “tosbağa” ve “kedi” diyerek hakarette bulunduğu belirlenen erkek, ağır kusurlu sayılarak tazminat ödemeye mahkûm edildi. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Bölge Adliye Mahkemesi’nin verdiği 100 bin TL maddi ve 100 bin TL manevi tazminat kararını oy birliğiyle onadı.</p>

<h2>Boşanma davası şiddetli geçimsizlik nedeniyle açıldı</h2>

<p>Aile Mahkemesi’ne başvuran kadın, eşinin kendisine psikolojik ve sözlü şiddet uyguladığını, ilgisiz ve sorumsuz davrandığını öne sürdü. Kadın ayrıca, eşinin kendi ailesi ve kardeşleriyle görüşmesini engellemeye çalıştığını, eve gelmelerine izin vermediğini ve tartışmalar sırasında ailesine ağır küfürler ettiğini iddia etti.</p>

<p>Davalı erkek ise iddiaları reddederek eşinin “dominant” bir yapıya sahip olduğunu, yaşananların sıradan aile içi tartışmalardan ibaret olduğunu savundu ve davanın reddini istedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>“Tosbağa” ve “kedi” sözleri ağır kusur sayıldı</h2>

<p>Yerel mahkeme, erkeğin eşine “tosbağa” ve “kedi” diyerek hakarette bulunduğunu ve sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığını belirterek ağır kusurlu olduğuna karar verdi.</p>

<p>Kadının ise eşine yönelik “sen erkek misin, terli kokarca, kel, fodul, soğan erkeği” ifadelerini kullandığı, ev işlerini ihmal ettiği ve eşinin ailesini evde istemediği gerekçesiyle hafif kusurlu olduğu değerlendirildi.</p>

<p>Mahkeme ilk aşamada kadın lehine 40 bin TL maddi ve 45 bin TL manevi tazminata hükmetti.</p>

<h2>Tazminat 200 bin TL’ye çıktı</h2>

<p>Dosyanın taşındığı Bölge Adliye Mahkemesi, verilen tazminat miktarını düşük bularak kadın lehine ödenecek tazminatı artırdı. Buna göre erkek, 100 bin TL maddi ve 100 bin TL manevi tazminat ödemeye mahkûm edildi.</p>

<p>Kararı temyize taşıyan davalı erkek, Yargıtay’dan da istediği sonucu alamadı. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Bölge Adliye Mahkemesi kararını hukuka uygun bularak oy birliğiyle onadı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.lokomotifhaber.com/tosbaga-dedi-tazminata-mahkum-oldu-yargitaydan-emsal-karar</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 19:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://lokomotifhabercom.teimg.com/crop/1280x720/lokomotifhaber-com/uploads/2026/05/tosbaga-dedi-tazminata-mahkum-oldu-yargitaydan-emsal-karar.png" type="image/jpeg" length="95993"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
