Massachusetts Institute of Technology'de (MIT) görev yapan ve 2024 yılında Nobel Ekonomi Ödülü'ne layık görülen Prof. Dr. Daron Acemoğlu, yapay zekanın geleceğine ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Acemoğlu'na göre yapay zekanın yönü, önceden belirlenmiş bir yazgı değil; toplumun ve kurumların yaptığı seçimlerle şekillenecek.

"Teknoloji, yapmasını istediğimiz şeyi yapar"

"Ben, Kendim ve Yapay Zeka" adlı podcast programında konuşan Acemoğlu, James A. Robinson ve Simon Johnson ile birlikte yürüttüğü çalışmaların ışığında, tarih boyunca teknolojik atılımların her zaman geniş kitlelere refah getirmediğini ifade etti. "Power and Progress" (Güç ve İlerleme) kitabına atıfta bulunan ünlü ekonomist, şu ifadeleri kullandı:

"Teknoloji bir dereceye kadar bizim yapmasını istediğimiz şeyi yapar. Teknolojinin bizi bir yöne veya diğerine götürecek önceden belirlenmiş bir kaderi yoktur."

Acemoğlu, yapay zeka teknolojisinin çok yönlü doğasının pek çok farklı gelecek sunduğunu ancak mevcut anlatının insanları bir çaresizlik hissine sürüklediğini belirtti.

Otomasyon tuzağı ve yeni görevler

Yapay genel zeka (AGI) kavramının temelinde yatan otomasyon tutkusuna dikkat çeken Acemoğlu, bu durumun sermaye sahipleri için cazip görünse de iş gücü için riskli olduğunu söyledi. Otomasyonun rutin ve sıkıcı görevleri ortadan kaldırmasının olumlu bir yönü olduğunu kabul eden profesör, bunun tek başına çalışanlara fayda sağlamadığını ifade etti.

Acemoğlu'na göre teknolojinin insanı tamamlayıcı olması ve insanların daha önce hayal bile edilemeyen "yeni görevler" yapmasına imkan tanıması gerekiyor. 60 yıl öncesinin bir gazetecisi ile günümüzün podcast veya video içerik üreten gazetecisi arasındaki farkı örnek gösteren ünlü ekonomist, bu tür yeni alanların üretkenliği ve ücretleri artırdığını savunuyor.

Emeklinin 4 aylık zammı yüzde 14,64
Emeklinin 4 aylık zammı yüzde 14,64
İçeriği Görüntüle

Bilgi merkezileşmesine karşı uyarı

Bilişim teknolojilerinin ilk yıllarında hakim olan merkeziyetsizleşme umudunun bugün tersine döndüğünü belirten Acemoğlu, büyük dil modellerini (LLM) "bilgi merkezileştirme araçları" olarak tanımladı. 1960 ve 1970'li yıllarda kişisel bilgisayarların bireylere güç vermesi hedeflenirken, bugün yapay zeka sistemlerinin tüm insanlık bilgisini toplayıp merkezi bir şekilde işlediğini ifade etti. Bu durumun bireysel katılımı ve merkezi olmayan insan zihninin yapabileceği işleri azalttığını vurguladı.

Verimlilik bilmecesi: Neden artmıyor?

Günümüzde patent sayılarının 40 yıl öncesine göre 4 kat artmasına ve sürekli yeni uygulamaların çıkmasına rağmen, ekonomik verilerde üretkenlik artışının yavaş seyrettiğine dikkat çeken Acemoğlu, şu değerlendirmede bulundu:

"Eğer otomasyonu ve bilgi merkezileştirmeyi aşırıya kaçırırsanız, o vaat edilen üretkenlik patlamasını aslında elde edemezsiniz."

Silikon Vadisi temsilcilerinin bunu bir ölçüm sorunu olarak gördüğünü aktaran Acemoğlu, durumun sadece istatistiksel olmadığını belirtti. Antibiyotiklerin keşfinde olduğu gibi gerçek bir devrimin ekonomik verilere ve yaşam süresine doğrudan yansıması gerektiğini ancak yapay zeka tarafında henüz bu çapta bir etkinin gözlemlenmediğini söyledi.

"Mutlak güç mutlaka yoldan çıkarır"

Düzenlemelerin sadece teknoloji şirketlerini durdurmaya yönelik reaktif bir yapıda olmaması gerektiğini savunan Acemoğlu, sektörün sosyal açıdan faydalı bir yöne evrilmesi için proaktif politikalara ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Büyük teknoloji şirketlerinin sahip olduğu ikna gücü konusunda uyaran profesör, toplumun bu şirketlerin niyetlerinin her zaman iyi olduğuna dair inancını sorgulaması gerektiğini dile getirdi.

Acemoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

"Mutlak güç, mutlaka yoldan çıkarır. Bu iddialara gerçekten inanmalı mıyız bilmiyorum."